
KIRMIZI PAZARTESİ-14 (Verimli Topraklar mı, Yatırım mı?)
Çinli otomotiv şirketi BYD (Build Your Dreams: “Hayallerini Gerçekleştir”) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında, Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla 8 Temmuz 2024 tarihinde bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma, Manisa Organize Sanayi Bölgesinde (MOSB) bir milyar dolarlık yatırım yapma ve “AR-GE” tesisleri kurulmasını öngörüyordu.
Bu taahhüt üzerine yatırımın gerçekleşmesi amacıyla özel düzenlemeler yapıldı; arazi tahsis edildi, vergi muafiyetleri ve çeşitli teşvikler sağlandı… Hatta anlaşma öncesinde Çin’den ithal edilen içten yanmalı ve hibrit binek otomobillere getirilen gümrük vergisi uygulamasından BYD muaf tutuldu.
Özetle; getirilen muafiyet ve verilen teşvikler, yatırım taahhüdü yerine getirilmeden devreye sokuldu.
Bu teşvik ve muafiyetlerden sonra resmî makamlarca yalanlanmayan rakamlara göre; Türkiye’de liderliği ele geçiren BYD’nin, modelleri itibarıyla değişen miktarlarda sağladığı avantajlar sonunda yaklaşık 46.000 araç sattığı; tanınan ayrıcalıklar nedeniyle ülkemizin yaklaşık 600 milyon dolarlık bir vergi gelirinden mahrum kaldığı basına yansımıştır.
Benzer bir süreç, 2018-2019 yıllarında Volkswagen’in Manisa’da yatırım kararı alması sırasında da yaşandı. MOSB büyütülerek yedinci kısma geçilmiş, bu amaçla hepimizin göz bebeği, 1944 yılında kurulan “Cennet Bahçesi” Muradiye Orman Fidanlığı dahil Manisa Büyük Ova Koruma Alanı kapsamında kalan binlerce dönüm verimli, sulu, dikili, mutlak tarım arazisi feda edilerek, zorlama usullerle sanayi alanı kapsamına sokulmuştu. BYD’nin gelmesi söz konusu olunca bunlarla yetinilmemiş, sekizinci kısma geçilerek yine tarım arazileri ve Gürle Merası da verilmiştir.
BYD’nin yatırımına karşı olmamakla birlikte, ülkemizin ve Manisa’mızın en verimli tarım arazilerinin sanayiye açılmasına karşı olduğumuzdan;
▪ Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Çevre Derneği olarak açtığımız davalar sonucunda Muradiye Orman Fidanlığının şimdilik kurtulduğunu, ancak yargı sürecinin devam ettiğini,
▪ BYD’ye tahsis edilen yaklaşık 1.700 dönüm alan için aldığımız yürütmenin durdurulması kararının uygulanmadığını, daha sonra hâkim değişikliği yapılarak davanın aleyhimize sonuçlandırıldığını,
▪ 2024 yılına kadar bir tek Türk işçisine lojman yapmayan OSB’lerin konut yapmaları için Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin değiştirildiğini, amacın Türk işçileri adı altında Çin’den gelecek işçilere lojman yapmak olduğunu, imar planları askıda iken itiraz sürecinin “mış gibi” devam ettirildiğini, itirazların baştan reddedileceği belli olduğundan, Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın da katılacağı lojman temel atma töreni düzenleneceğinin ilan edildiğini ve akabinde tören yapıldığını,
▪ Çin’de soydaşımız Uygur Türkleri zulüm görürken, Manisa’da “Çin Mahallesi” kurulmasının yanlış olduğunu,
▪ Dilekçelerimize görevli ve yetkili mercilerce cevap verilmediğini, verilenlerin de açık ve net olmadığını, oyalayıcı nitelikte olduğunu,
▪ Manisa merkezinin doğudan batıya, Turgutlu’dan Menemen’e kadar yaklaşık 50 kilometrelik hat boyunda dizilen Turgutlu, Bağyurdu, Kemalpaşa, Sancaklıbozköy, Manisa, Muradiye, Çiğli ve Menemen olmak üzere 8 (sekiz) OSB arasında sıkıştığını, Manisa 8, Muradiye 3. kısımlara kadar genişlediğinden bu sayının 17 (on yedi) olduğunu; bunun da Manisa merkez ilçelerinde kent yaşamı için büyük zorluklara yol açtığını,
Kamuoyu ile paylaşmış,
▪ 3 Şubat 2026 tarihinde yaptığımız basın toplantısında, “BYD yatırımının fiilen gerçekleşmeyeceğini” söylediğimizde de, bazı çevrelerin karalama kampanyalarına maruz kalmıştık.
Gelişmeler bizi haklı çıkardı. BYD firmasının fabrika kuracağı sahada, aradan geçen iki yılda tek bir çivi dahi çakılmadı. BYD’nin İcra Başkan Yardımcısı Stella Li’nin Haziran ayında Reuters’a verdiği röportajda, “Manisa yatırımının askıya alındığını” söylemesinin ardından geçen sürede de durum değişmedi. Ekim ayı itibarıyla Manisa’daki bir milyar dolarlık proje hâlâ askıda. BYD Avrupa’daki üretim yapılanmasında, Macaristan’a öncelik verirken, ikinci üretim merkezi için farklı Avrupa ülkelerini değerlendiriyor.
Bu açıklamalardan sonra BYD’ye sağlanan avantajların ne olacağı, ülkemizin mali kayıplarının nasıl karşılanacağı haklı olarak sorulmaya başlandı.
Sahada herhangi bir yatırım olmaması üzerine, 2026 yılında BYD’ye sağlanan avantaj ve teşvikleri askıya alan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, son gelişmelerden sonra yeni bir açıklama yaparak “firma ile yapılan yatırım anlaşmasının, anlaşmadaki koşulların, firmanın yükümlülükleri ve devlete sunduğu teminatların geçerliliğini koruduğunu; tüm süreçlerin resmî usullere uygun olarak yürütülmeye devam edildiğini; yatırımların tamamlanmaması durumunda, firmaların elde ettikleri teşvikleri, ilgili yasal düzenlemeler ile sundukları taahhüt ve teminatlar kapsamında geri ödemekle yükümlü olduklarını; yerli ve yabancı hiçbir firmanın herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmadığını, kuralların herkes için geçerli olduğunu, tüm süreçlerde kamunun çıkarlarının güçlü şekilde teminat altına alındığını” ifade etti.
Bu açıklama yeterli midir? Değildir. Yapılan anlaşma neler içermektedir? Koşulları ve BYD’nin yükümlülükleri nedir? Sağlanan avantajlar ve teşvikler nelerdir? Mali boyutu nedir? Verilen/alınan teminatların niteliği ve kapsamı nedir? Süreç başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa ne zaman ve nasıl başlatılacaktır?
Dikkatinizi çekerim: Eylül öncesindeki Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine dayanan haberlere göre, BYD’nin aylık satışı Ocak 2026’da 3.866 iken, ayrıcalıkların kaldırılmasından sonra Ağustos’ta 46’ya kadar gerilemiştir.
Kamu yararının güçlü şekilde teminat altına alındığı söyleniyorsa, bu teminatların ve kamuya sağladığı güvencelerin kamuoyuna açıklanması da şeffaf yönetimin gereği değil midir?
Üstelik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının katılımıyla imzalanan bu anlaşmanın ardından, Türkiye’nin uluslararası alandaki kullanımının Birleşmiş Milletler tarafından da “Türkiye” olarak kabul edildiği bir dönemde, BYD’nin şirket unvanında hâlâ İngilizcede “hindi” anlamına gelen “Turkey” sözcüğünü kullanması ve ilgili makamların buna sessiz kalması da düşündürücüdür. Bize göre bu kullanım, Türkiye’ye karşı gerekli hassasiyetin gösterilmediği ve kamuoyunda haklı olarak tepki doğurabilecek bir tutumdur.
Bizim üzerinde durmak istediğimiz diğer bir konu, BYD yatırımının gerçekleşmemesinden iktidar ve muhalefetin duydukları üzüntüdür! Herkes âdeta yas tutuyor; iktidar çevreleri üzüntülerini dile getirirken, muhalefet ise “Yatırım neden gerçekleşmedi?” diye iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor! Kimse, “Başka yer mi kalmadı? Neden ülkemizin en verimli topraklarında sanayi kuruluyor, neden başka yerde kurulmuyor?” demiyor! Asıl tartışılması gereken soru budur.
Tekrar ediyoruz: Biz, BYD Otomotiv Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan Binek Araç Üretim Tesisinin Manisa’da kurulmamasından dolayı üzüntü duymuyoruz. Bizim için asıl mesele, yatırımın yapılıp yapılmaması değil, nerede yapılacağıdır? Temennimiz ve beklentimiz, tüm dünyada korunması gereken değer olarak kabul edilen verimli tarım topraklarımızın sanayiye kurban edilmeyerek korunmasıdır.
Kimse alınmasın: Elbette daha iyi yaşamak hepimizin hakkı. Ancak amaç, doğal kaynakları tüketip bitirmek değil; gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakmaktır. Bizden sonra gelecek çocuklarımız, torunlarımız var. Onlar için yaşamak, onlar için bir şeyler yapmak ve onlara yaşanabilir bir dünya bırakmak zorunda değil miyiz? Elbette zorundayız.
Bu yıl 31 Mayıs ve 5 Haziran tarihleri arasında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığınca düzenlenen “Tarzan ve Çevre Günleri” etkinliklerinde gerçekleştirilen panellerde bilim insanları, “Gediz Nehri’ndeki kirliliğin en büyük nedeninin sanayi kaynaklı atıklar ve deşarjlar olduğunu” belirtmiştir. Manisa’mız tehlike altında. Yediğimiz gıda, içtiğimiz su, soluduğumuz hava tehlikeli. Bunu istemek ve “dur” demek de insan hakkı değil mi?
Unutmayalım: Puşkin’e atfedilen, “Kendi geleceğinizi yazmak istiyorsanız kalemi başkalarının eline vermeyin.” Sözü de bu düşünceyi anlatıyor. Toprak bir kez kaybedildiğinde yerine yenisini koymak mümkün değildir. Bu nedenle, yatırım kadar yatırımın nerede yapıldığı da önemlidir.
———-+———-
Güzel Sözler
Dünya herkese yeter, ama herkesin hırsına yetmez. Mahatma Gandhi
Ya bizler kentlerimizin kirlenmesini ortadan kaldıracağız ya da kentlerimizin kirlenmesi bizleri. Robert F. Kennedy
Toprağı atalarımızdan miras almadık; onu çocuklarımızdan ödünç aldık. Kızılderili atasözü
Kirletmemek, temizlemekten daha ucuzdur. Gerhart Hauptmann
