DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Fabrika Değil, Faiz Üreten Ülke Olduk!

Yayınlanma Tarihi : Google News
Fabrika Değil, Faiz Üreten Ülke Olduk!

Fabrika Değil, Faiz Üreten Ülke Olduk

Bu ülkenin neden bir türlü dikiş tutturamadığını merak eden varsa, uzaklara bakmasın. Sorun dışarıda değil, içeride kurulan düzende.

Türkiye’de para kazanmanın iki yolu var. Biri zor olan, biri kolay olan. Zor olan fabrika kurmak, üretmek, istihdam sağlamak. Kolay olan ise ithal edip satmak ve parayı faize yatırıp beklemek.

50 yıldır kolay olan kazandığı için bugün bu haldeyiz.

Bu lobilerin gücü nereden geliyor biliyor musunuz? Üç musluğu tuttukları için.

Birincisi, paranın musluğu onlarda. Sermaye kısa yolda birikmiş. Üretimde para 5 yılda döner, ithalatta 5 ayda. Hal böyle olunca para da güç de aynı elde toplanıyor.

İkincisi, bilginin musluğu onlarda. Yerli bir ürün çıktığında hemen bir kusur bulunur, manşet olur. Ama ithal ürünün reklamı gazetelerin tam sayfasındadır. Algıyı yöneten, siyaseti de yönetir.

Üçüncüsü, bürokrasinin musluğu onlarda. Bu ülkede bir fabrika açmak için 50 imza gerekir, bir ithalat izni için bir imza yeter. Mevzuat kimin için yazılmışsa, kazanan da odur.

Peki bunun faturası kime çıkıyor?

Önce cari açık olarak çıkıyor. Kendimiz 5 bine üreteceğimiz motoru dışarıdan 7 bine alıyoruz. Aradaki 2 bin dolar her üründe dışarı gidiyor. Yıllardır biriken açık işte bu.

Sonra borç ve faiz olarak çıkıyor. Döviz bitince borç alıyoruz, borcu ödemek için faiz artırıyoruz. Faiz artınca da kimse fabrika kurmuyor, herkes parasını faize yatırıyor. Kısır döngü.

En acısı da işsizlik olarak çıkıyor. Bir tır dolusu ithal mal 10 kişiyi zengin eder, bir fabrika 10 bin kişiye ekmek verir.

Domatesin tohumu dışarıdan, gübresi dışarıdan, mazotu dışarıdansa, o domatesin fiyatını ne çiftçi belirler ne de hal. Dolar belirler.

Ama bunun tam tersini ispatlayan bir destan var dibimizde: Manisa Organize Sanayi Bölgesi.

1963’te Manisa Ticaret Borsası’nın öncülüğünde hayal olarak başlayan, 1968’de temeli atılan, resmi olarak 1976’da kurulan ve 1970’lerin sonunda yani 1977’lerde asıl hamlesini yapan bir destan bu.

O günün şartlarında herkes “Manisa’da sanayi mi olur, burası üzüm şehri” diyordu. Tarlasını satıp sanayiye yatırmak delilikti. İzmirli, İstanbullu yatırımcıya bile burası uzak geliyordu.

Ama o gün o adımı atanlar, o 1500 hektarlık bataklık araziye inananlar bugün ne yaptı biliyor musunuz?

Bugün Türkiye’nin en büyük 2. Organize Sanayi Bölgesi oldu. 62 binden fazla insan doğrudan orada çalışıyor. Yan sanayisi, nakliyesi, esnafıyla birlikte Manisa’nın neredeyse tamamına ekmek kapısı oldu.

O gün ithalat lobisini dinleyip “hazır alalım” deselerdi, bugün Manisa’da Vestel, Bosch, İndesit, Schneider olmayacaktı. Gençlerimiz İzmir’e, İstanbul’a göçecekti.

İşte ispatı burada. O gün üretime inanan bir avuç insan, bugün binlerce eve maaş götürüyor.

Bu ülke şeftaliyle, üzümle değil, işte bu Manisa OSB gibi akılla kalkınır. Parayı betona değil, üretime gömmediğimiz sürece aynı filmi izlemeye devam ederiz.

YORUM YAP