
DİYANET’İN BÜTÇESİ MİLYARLARCA LİRA, CAMİNİN İHTİYACI NEDEN YİNE CEMAATTEN?
Cuma namazına gidiyoruz. Hutbe dinliyoruz, dua ediyoruz, namazımızı kılıyoruz. Ardından yine aynı anons: “Caminizin ihtiyaçları için yardım bekliyoruz.”
Klima alınacak, cemaatten para. Halılar yenilenecek, cemaatten para. Pencereler değişecek, yine cemaatten para. Camiye bir ihtiyaç çıkacak, yine aynı kapı çalınacak: Cemaat!
Yıllardır Manisa’da da karşılaştığımız tablo bu. Vatandaşın omzunda geçim derdi, cebinde sınırlı para, evinde çözülmeyi bekleyen onlarca sorun var. Buna rağmen cuma günleri yardım çağrıları devam ediyor.
Elbette camilerimizin yaşaması, ibadethanelerimizin temiz, bakımlı ve güvenli olması hepimizin ortak sorumluluğudur. Yardımlaşma da inancımızın önemli bir parçasıdır. Ancak burada sorulması gereken ciddi bir soru var:
Milyarlarca liralık bütçesi bulunan bir kurumun camilerdeki temel ihtiyaçları neden sürekli cemaatin cebine bakıyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi, harcamaları ve yerel düzeydeki kaynakların dağılımı kamuoyuna açık, anlaşılır ve denetlenebilir olmalı. Bir caminin klima, halı veya pencere ihtiyacının hangi kaynakla karşılandığı da vatandaş tarafından bilinebilmeli.
Çünkü yardım gönüllülük esasına dayanır. Vatandaşın ekonomik koşulları gözetilmeden her hafta yardım beklentisinin normalleşmesi ise ayrıca tartışılmalıdır.
DİYANET’İN HARCAMALARI DA KAMUOYUNUN GÜNDEMİNDE
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un yurt dışı seyahatleri de bu tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor.
Başkanın yaklaşık 10 aylık görev süresinde 17 kez yurt dışına çıktığı yönündeki haberler ve Japonya ziyareti kamuoyunda sorular doğurdu. Ziyarette eşinin de bulunduğu haberleri gündeme geldi.
Burada mesele, bir kamu görevlisinin yurt dışına çıkmasına peşinen karşı çıkmak değildir. Resmî ziyaretler gerekli olabilir. Uluslararası temaslar da kamu hizmetinin bir parçası olabilir.
Ancak vatandaşın sormaya hakkı var: Bu ziyaretlerin toplam maliyeti nedir? Ulaşım, konaklama ve diğer giderler hangi kaynaklardan karşılanmaktadır? Ziyaretlerin amacı ve kamu yararı nedir?
Diyanet’in 2026 yılının ilk altı ayındaki toplam yolluk giderinin 399,7 milyon TL olduğu yönündeki haberler de bu soruları daha önemli hâle getiriyor. Bu rakamın yalnızca başkanın seyahat masrafı değil, kurumun personeline ilişkin toplam yolluk gideri olduğu özellikle belirtilmelidir.
Kamu kaynağı kullanılıyorsa, kamuoyuna hesap vermek de gerekir.
PEKİ, YARDIMIN ADRESİ NEDEN SADECE CAMİ OLSUN?
Şimdi başka bir soru soralım.
Her cuma camilerde yardım toplanabiliyorsa neden ihtiyaç sahibi aileler için de aynı duyarlılık gösterilmiyor?
Eşi askerde olan, evinin kirasını ödemekte zorlanan bir ailenin kapısı neden daha fazla çalınmıyor? Çocuğuna defter, kalem alamayan annenin ihtiyacı neden aynı dayanışma anlayışıyla karşılanmıyor? Evlilik hazırlığı yapan, maddi imkânsızlıklarla boğuşan gençlerin yanında neden daha güçlü bir destek mekanizması kurulmuyor?
Neden camilerin çevresinde, insanların ücretsiz içebileceği bir su çeşmesi için daha fazla proje geliştirilmesin?
Neden ihtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye desteği, dar gelirli ailelere gıda yardımı ve gençlere eğitim desteği veren kalıcı dayanışma projeleri yaygınlaştırılmasın?
Bunlar camilere yardım edilmesin demek değildir. Tam tersine, yardımlaşmanın gerçek anlamını hatırlatmaktır.
Yardımlaşma yalnızca bir binanın ihtiyacını karşılamak değildir; insanın derdine de çare olmaktır.
