DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

‘Toplumsal Barıştan Yanayız’

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
‘Toplumsal Barıştan Yanayız’

13 Kasım Pazar günü Manisa’ya gelecek olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun son yaptığı basın açıklamasında gündeminde başörtüsünün anayasal teminat altına alınması ve AK Parti’nin HDP ziyareti vardı. Başörtüsü özgürlüğünün yasal ya da anayasal bir güvenceye kavuşturulamadığını kaydeden Davutoğlu, “Duyarlı toplum kesimlerinde sorumsuz bir iktidar gelmesi halinde bu çağdışı yasağın tekrar uygulanması kaygısı hep diri kaldı. Ayrıca bu kaygı örtülü bir tehdit dili ile siyasi istismar konusu haline dönüştü. Siyasi iktidar bu korkuyu yayarak başörtüsü özgürlüğü konusunu geniş kitlelerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi tutmaya devam etti. Bir anlamda başörtüsü siyasi bir rehin alma aracı olma niteliğine dönüştü” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü özgürlüğünü yasal teminat altına alınması çağrısını desteklediklerini kaydeden Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısı hem bir bütün olarak toplumsal dönüşümün yasal bir zemine kavuşması hem de bu konuda duyarlı geniş kitlelerin kaygılarının giderilmesi açısından son derece önemli ve samimi bir girişim olmuştur. Bu konuda CHP’nin içinde olacağı bir mutabakat toplumsal barış açısından hayati nitelikte öneme sahiptir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önce başörtüsü yasağının kalmadığını iddia ederek bu çağrıyı gereksiz gördüğünü daha sonra ise kendi ifadeleri ile “Gollük bir pas” olarak değerlendirerek “El yükseltme” çabasına girdiğini kaydeden Davutoğlu, “Biz ise Sayın Kılıçdaroğlu’nun çağrısına hemen destek verdikten sonra Sayın Erdoğan’a hitap ederek böylesi tarihi bir toplumsal barış imkanının siyasi fırsatçılık ile kaçırılmaması gerektiğini vurgulamış ve başörtüsü gibi bir insan hakları konusunu katı bir “evet-hayır” ayrışmasında toplumsal bir karşıtlığa dönüştürecek bir referandumdan kesinlikle uzak durulması gerektiği konusunda uyarmıştık. Bir ay süren siyasi tartışmalardan sonra konu bugün yeni bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. AK Parti tarafından hazırlanan konu ile ilgili anayasa değişikliği teklifi gündeme getirilmiştir. Bu teklif partiler arası bir çalışma ile hazırlanmış ve diğer özgürlük alanlarını kapsayacak şekilde düzenlenmiş bir mutabakat metni olarak sunulmuş olsaydı mutlaka çok daha doğru olurdu. Ancak, toplumsal gündem açısından geldiğimiz aşamada bu konunun bir an önce çözüme kavuşturularak bir daha gündeme gelmeyecek şekilde arkada bırakılmasının en doğru tavır olacağına inanıyoruz” ifadesinde bulundu.

Toplumsal Barıştan Yanayız’

Herkesin geçmişte yaşanan tartışmalarının kısır döngüsüne kapılmadan basiretle ve toplumsal barış yönünde hareket etmesi gereken bir süreçten geçildiğini kaydeden Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti, “Bu teklifin TBMM’nde reddedilmesi ya da referanduma götürülmesi geleceğimiz açısından son derece kritik bir seçim sürecinin kutuplaştırıcı bir iklimin gölgesinde kalmasına yol açacaktır. Başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere diğer gündem maddelerinin gölgede kalması halkın gündeminin dışında suni bir karşıtlık psikolojisinin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Sayın Erdoğan’ın milyonlarca kadının bir onur mücadelesi olarak büyük bedeller ödediği bir insan hakları konusunu “Gollük pas” olarak görme seviyesizliğinin temel amacı da aslında gündemi esir alma çabasıdır. Bugün itibarıyla TBMM matematiği içinde üç muhtemel senaryo vardır. Birincisi, teklifin 360 sınırının altında kalan bir destek oyuyla reddedilmesidir. Böylesi bir gelişme seçim iklimini “başörtüsü taraftarları ve karşıtları” şeklinde aslında gerçeği de yansıtmayan fiili bir referandum iklimine dönüştürecektir. Bu teklife başka gerekçelerle destek vermeyen partiler başörtüsü karşıtı suçlamasıyla bu konuda duyarlı toplum kesimleri ile karşı karşıya getirilecek ve iktidarı bu özgürlüğün tek garantörü olarak gösterecek bir propaganda makinesi işletilecektir. İkincisi, teklifin 360-400 arasında kalarak konunun tam da Erdoğan’ın istediği şekilde gerçek bir referanduma götürülmesidir. Bu referandumun Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinde üçüncü bir sandık olarak yapılması da seçimler öncesi ayrı bir referandum olarak gerçekleştirilmesi de seçim ortamında semboller bazında kutuplaşmayı tırmandıracak ve siyasi kültürümüz açısından vahim sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyacaktır. Ayrıca, son derece gereksiz bir maliyete yol açacaktır.”

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Kimlik Çatışmaları Üzerine Gerçekleştirilemez’

Önümüzdeki seçimlerin kimlikler ve semboller etrafında gerçekleşmemesinin hayati derecede önem taşıdığını kaydeden Ahmet Davutoğlu, “Devlet mimarisini demokratik bir zeminde yeniden kurmak amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş süreci kimlik çatışmaları ve sembol gerilimleri üzerinde gerçekleştirilemez. Böylesi bir geçiş sürecinin insan hak ve hürriyetlerine dayalı ortak vatandaşlık, ortak akıl ve ortak gelecek vizyonu temelinde gerçekleşmesini engelleyecek tuzaklara asla düşülmemelidir. Üçüncü senaryo, teklifin 400 üzeri bir oyla kabulüdür ki, bütün bu olumsuz senaryoları engelleyecek ve bu konunun bir daha gündeme gelmeyecek şekilde geride bırakılmasını sağlayacak senaryo budur. Bu senaryoda dahi Cumhurbaşkanının TBMM’nde kabul edilen teklifi referanduma götürme hakkı vardır. Ancak böyle bir işlemde bulunması bumerang gibi geri tepecek bir siyasi intihar olacaktır. Bu millet hesapçı ve art niyetli adımları asla tasvip etmez ve mutlaka cezalandırır. Bu çerçevede Sayın Erdoğan’a ve bütün siyasi parti liderlerine açık çağrıda bulunmak istiyorum. TBMM’ne sunulacak Anayasa değişikliği teklifi yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık ve anlaşılır hukuk diliyle kaleme alınmalıdır. Gelecek nesilleri bu sorunla bir daha karşı karşıya bırakmayacak netlikte olmalı ve asla yeni tartışmalara yol açmamalıdır. Milyonlarca kadının ağır bedeller ödediği böylesi bir onur mücadelesini siyasi iktidarınızın devamına alet etmeye çalışmayın. TBMM’nde grubu bulunan diğer partilere heyetler göndermeniz doğru bir adım olmuştur. Bir adım öteye de geçin ve bir kez olsun milleti birleştiren Cumhurbaşkanlığı makamının bir gereği olarak siyasi parti liderleri ile bizzat temas kurun ve

birlikte çalışma teklifinde bulunun. Başka partilerden gelebilecek önerilere ve katkılara kapınızı kapatmayın. Katılımcı bir yöntem böylesi bir kültürel fay kırığını onaracak tek yoldur. Cumhuriyet Halk Partisi’ni geçmişteki söylem ve tutumları üzerinden yargılamak yerine bugünkü özgürlükçü tutum ve söylemine bakın. Unutmayın, bu özgürlüğün bir daha geri gelemeyecek şekilde teminat altına alınmasında en önemli ve anlamlı destek başta CHP olmak üzere geçmişte farklı tutum sergilemiş olan siyasi kesimlerin desteğidir. Başörtüsü gibi bir onur sembolü üzerinden bir Pirus zaferi kazanmaya kalkmayın. Hele hele her halükarda bir referandumu zorlamayın. Böylesi manevi bir değeri ve onur sembolüne karşı hangi oranda olursa olsun çıkacak hayır oylarının vebali omuzunuzda olacaktır. Onun içindir ki, söylemlerinizdeki çelişkilerden kaynaklanan haklı şüpheleri gidermek üzere açık ve net bir şekilde teklifin 400’ün üzerinde bir oyla kabul edilmesi halinde asla referanduma götürmeyeceğinizin sözünü verin. Başörtüsü mücadelesinde büyük bedeller ödemiş olan kadınlarımız başta olmak üzere duyarlı geniş kitlenin temsilcilerine de sesleniyorum: Böylesi bir hak mücadelesini Sayın Erdoğan’ın her gün değişen psikolojisine ve tutumunun dalgalı akışına bırakmayın. Bu sayın Erdoğan’ın şahsi mücadelesi değil bir neslin ortak mücadelesidir. Bu uğurda ödenen bedeller adına ve hatırına sesinizi yükseltin ve ‘Haklı onur mücadelemizi siyasi rant için referanduma götürmeyin’ deyin” diye konuştu.

‘İyiniyetli Girişimler Referandum Üzerinden Siyasi Tuzağa Dönüşmemeli’

Başörtüsüyle ilgili değerlendirmesinde tüm muhalefet partisi liderlerine de seslenen Davutoğlu, “Bu iyiniyetli girişimin referandum üzerinden bir siyasi tuzağa dönüşmesine izin vermeyiniz. Elde edilecek nihai neticenin bir tarafın zaferi diğer tarafın kaybı şeklinde bir siyasi propagandaya dönüşmesi diğer bütün acil konuların gölgede kalacağı bir seçim ortamına yol açacaktır. Sayın Erdoğan’ın başörtüsünü rehin alan istismara dayalı siyasi tuzağını bozacak tek tavır bu anayasal teminatın paydaşı olmaktır. Nihayet bu anayasal teminat sağlandığında bu özgürlükçü hamlenin ilk adımını Sayın Kılıçdaroğlu’nun atmış olduğu da tarihin ve milletin hafızasına kaydedilecektir. Bu konuda gelebilecek itirazların etkisinde sergilenecek bir olumsuz tavır ise nice nesilleri mağdur eden bir fay kırığının derinleşmesine yol açacak ve siyasi fırsatçılığa alan açacaktır” dedi.

Gelecek Partisi olarak başörtüsü özgürlüğünü yasal ve anayasal teminat altına almak üzere atılacak her adıma kayıtsız şartsız destek verdiklerini kaydeden Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Cumhur İttifakı’nın genelinde, AK Parti’nin özelinde yaşanan bu gerilimler ve savrulmalar seçim ortamına girdikçe daha da artacaktır” şeklinde konuştu.

‘Toplumsal Barış Açısından AK Parti’nin HDP ziyaretini Olumlu buluyoruz’

Seçim ortamına gerilimlerden uzak ve normalleşen bir siyaset ikliminde girilmesinin toplumsal barış açısından hayati derecede önemli olduğunu kaydeden Davutoğlu AK Parti’nin HDP ziyaretini de değerlendirdi. “Bu bağlamda AK Parti heyetinin HDP ziyaretini makul gören Sayın Bahçeli’nin bir sonraki makul adımı parti kapatılması sürecine karşı çıkması olmalıdır” diyen Davutoğlu sözlerine şu şekilde devam etti, “Geçmiş tecrübelerimiz açık bir şekilde göstermiştir ki partilerin kapatılması, siyasetçilerin tutuklanması ya da siyasi yasaklı haline getirilmesi şeklinde siyasetin doğal akışına yapılan müdahaleler geri tepmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava ve bu dava sürecinde yaşananları da bu çerçevede değerlendiriyorum. Bir siyasetçinin bir ifadesi dolayısıyla yargılanmasını esastan yanlış bulurum. Hele hele bu yargılanma sürecinde yargı sürecine yapılan müdahale ile ceza vermeyeceği düşünülen hakimin sürülmesini yargı tarihimize düşen bir kara leke olarak görüyorum. Yeni atanan hakimi de zan altında bırakan böylesi bir uygulama hukukun siyasallaşmasının en yüz kızartıcı örneklerinden biridir. Gelecek Partisi olarak ilkeli siyaset ve yapıcı muhalefet anlayışımızı her şartta sürdürmeye kararlıyız. Bir taraftan kimle ve hangi konuyla ilgili olursa olsun doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek her gün seviye kaybeden siyasi iklimi cesaretle, ahlakla ve nezaketle buluşturacağız. Diğer taraftan gelecek vizyonumuzun ana sütunları konusundaki vizyonumuzu ve eylem planlarımızı açıklamaya devam edeceğiz.”

AK Parti heyetinin HDP’yi ziyaret etmesini ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu konuda sergilediği tavrı olumlu bulduğunu kaydeden Davutoğlu, “En baştan ifade etmek isterim ki, AK Parti heyetinin ziyareti de Sayın Bahçeli’nin tavrı da doğrudur ve siyasetin normalleşmesine katkıda bulunacaktır. Bir insan hakkı meselesi olarak gördüğümüz başörtüsü özgürlüğü ile ilgili anayasal bir teminatın bütün partilerin tam mutabakatı ile çıkması gereklidir ve bu çerçevede HDP dahil bütün partilerle temas son derece doğal ve doğrudur. Ancak, sayın Bahçelinin tabiriyle bu makul yaklaşımın bütün partiler için geçerli olması da hem makul hem gereklidir. Kendileri ihtiyaç hissettiğinde İmralı’dan mektup getirmeyi, Kandil temsilcisi Osman Öcalan’ı TRT ekranlarına çıkarmayı, HDP’yi ziyaret etmeyi makul ve millet menfaatine uygun görenlerin başka partiler legal bir parti olan HDP ile temasa geçtiğinde bunu terörle işbirliği olarak yansıtmaları, Altılı Masa’ya yedinci bir ayak uydurarak kirli bir propaganda yapmaları en hafif tabiriyle iki yüzlü, ilkesiz ve riyakar bir siyaset anlayışından başka bir şey değildir. AK Parti heyetinin ziyareti ve Bahçeli’nin bu ziyaret ile ilgili tutumu sonrası artık bu riyakar siyasete son verilmelidir” dedi.

‘İçişleri Bakanı Baltayı Taşa Vurmuştur’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ öncülüğünde gerçekleşen AK Pati heyetinin HDP’yi ziyaretinin ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP aleyhine kullandığı sert ifadelerin ve eşzamanlı olarak bazı milletvekillerinin yeni bir çözüm sürecinden bahsetmelerinin AK Parti içindeki siyasi savrulmayı açık bir şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Davutoğlu, “İçişleri Bakanı ayarlı siyaset konusunda yaptığı tutum ve söylemlerle baltayı taşa vurmuştur. Sayın Bahçeli’nin bu ziyarete tavır koyacağı ve sayın Erdoğan’a yeni bir ayar vereceği varsayımı ile Bahçeli’nin grup konuşmasından bir gün önce HDP’ye karşı sert bir çıkış yaparak ön almak istemiştir. Bahçeli’ye selam, Erdoğan’a tavır anlamına gelen bu ön alma çabası Bahçeli’nin açıklamaları ile boşa düşmüştür. Bu çerçevede gittikçe yaygınlaşarak bir milli güvenlik meselesi haline gelen uyuşturucuyla mücadele eylem planımızı 17 Kasım Perşembe günü, insan-odaklı siyasetimizin en özgün çalışmalarından birisi olan Çocuk Hakları Eylem planımızı 21 Kasım Pazartesi günü açıklayacağız. Dürüst, samimi ehliyet ve liyakat sahibi Gelecek kadroları her alanda devlet mimarisini tanzim etmek, milletimizi adalet ve refahla buluşturmak üzere dimdik ayaktadır. Hiçbir baskı, ambargo ve sansür bizim mücadele azmimizi kıramayacaktır! Şanlıurfa ziyaretimizde biz bir TV yayına çıkmadan önce şehirdeki üç tv kanalının internet bağlantısını kesenlere ve onlara bu talimatı verenlere sesleniyorum! Ne yaparsanız yapın, bizi sindiremeyecek, sesimizi kesemeyeceksiniz. Çünkü biz sadece dilimizle konuşmuyoruz, yüreğimizle haykırıyoruz! Bu haykırışımızın millet vicdanıyla buluşacağı, özgürlükçü demokrat siyasetin egemen olacağı günler yakındır” şeklinde konuştu.

YORUM YAP