Format Haber

65 YAŞ VE ÜSTÜNE NEGATİF AYRIMCILIK

65 YAŞ VE ÜSTÜNE NEGATİF AYRIMCILIK
Ali Suat Ertosun( suatertosun@yahoo.com )
23 Kasım 2020 - 22:57

Coronavirüs (Covid 19) salgını (pandemisi), yaklaşık bir yıldır gündemimizin baş köşelerinden birini meşgul ediyor. Salgının önlenmesi için gerekli yetkiyi vermeyen İl İdaresi Kanunu’nun 11/C, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27, 72 ve 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 361 inci maddelerine dayanarak çıkarılan genelgelerle kısıtlamalar getiriliyor. Alınan önlemler arasında, zaman zaman yumuşatılsa ve süresi kısaltılıp uzatılsa da, 22 Mart 2020 tarihinden beri 65 yaş ve üstü kesime uygulanan sokağa çıkma yasakları var. Bu kararları alanlara sorarsanız, “65 yaş ve üstünün sağlık durumları riskli olduğundan, onları korumaya alıyoruz!” cevabını veriyorlar.

Peki, gerçekten bu cevap doğru mu? Akla ve mantığa uygun mu? Bu kesimle ilgili mutlaka önlem alınmasını gerekli kılan bir zorunluluk var mı?

Bana göre, 65 yaş ve üstüne getirilen kısıtlamalar negatif ayrımcılıktır. Negatif ayrımcılık kısaca; haksızlığa uğratılmak, eşitsiz muamele görmek demektir. Bu tanımı konumuza uygularsak, 65 yaş ve üzerinde olanlara, yaşları nedeniyle farklı muamele yapılmasıdır. Yapılan ayrımla, 65 yaş ve üzerinde olanlar ötekileştirilmiş, bir bakıma karantina ve tecrit uygulamasına tabi tutulmak suretiyle doğal olarak sürdürdükleri kısıtlı yaşam biçimleri daha da kısıtlanmış ve bazı olanaklardan mahrum kalmaları (bırakılmaları) meşru görülmüş olmaktadır. Bu konudaki yakınmaların dikkate alınmamasıyla da, oluşturulan sağırlar diyaloğu hâlen de sürdürülmektedir.

Konuya öncelikle hukuki açıdan yaklaşmakta fayda var.

Anayasamızın, ‘Cumhuriyetin nitelikleri’ başlıklı 2 nci maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk devletidir. …”; ‘Devletin temel amaç ve görevleri’ başlıklı 5 inci maddesi, “… toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; … kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, …çalışmaktır.”; ‘Kanun önünde eşitlik’ başlıklı 10 uncu maddesine 5982 sayılı Kanun eklenen üçüncü fıkrası, “ … yaşlılar, … için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”; ‘Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler’ başlıklı 61 inci maddesinin üçüncü fıkrası, “Yaşlılar, Devletçe korunur, yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.” hükümlerini içermektedir.

Avrupa Sosyal Şartının Birinci Bölümünün 23 üncü maddesinde, “Her yaşlı insan sosyal korunma hakkına sahiptir.” hükmü bulunmakta; Avrupa Birliği Temel Şartı’nın 21 inci maddesi, yaş temelinde ayırımcılık yapılmasını yasaklamakta, 25 inci maddesi de Birliğin, yaşlılara saygın ve bağımsız bir yaşam sürdürme, sosyal ve kültürel hayata katılma hakkını tanıyıp saygı duyacağını belirtmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yaşla ilgili bir kural yoktur. Ancak 14 üncü maddede  yer alan ayrımcılık yasağı, yaşa bağlı ayrım yapılmasını önlemektedir.

Ülkemizde, yaşla ilgili bir düzenleme bulunmasa da 65 yaş, yaşlılık için eşik kabul edilmektedir

Temel kanun niteliğindeki Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Sosyal Hizmetler Kanunu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kanunu, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Elektronik Haberleşme Kanunu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun vb. kanunlar ile çok sayıda yönetmelikte yaşlıları koruyucu hükümler yer almaktadır. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına da yaşlıları koruma, hizmet sunma ve politika belirleme görevi verilmiştir.

Yüksek mahkemelerin içtihatları ile Kamu Denetçiliği Kurumu tavsiye kararlarında da, yaşlılara öncelik verilmesi ve korunması gerektiği belirtilmektedir.

Mevcut düzenlemeler çerçevesinde yaşlılara avantajlar tanınması, pozitif ayrımcılıktır. Yaşları nedeniyle dezavantajlı durumda olanlara ekstra haklar verilmesi, eşitsizlik yaratmaz. Tersine yaşlılara özel haklar tanınması, onların çoğunlukla eşit olmaları sonucunu doğurur.

Bu anlayışın gereği olarak yaşlılara; kapıda maaş ödeme, ucuz konut, bedava bakım, aylık bağlama, hasta ve/veya yaşlı olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilenlerle birlikte oturan akrabaya aylık, ücretsiz sağlık ve ambulans, şehir içi parasız ulaşım, şehirler arası demir yolu ve deniz yollarında indirimli seyahat etme, poliklinik hizmetlerinde öncelik tanıma vb. haklar tanınmıştır. Yine TBMM ve İl Genel Meclisinin birinci oturumunda en yaşlı üyenin başkanlık yapması da, yaşlılara verilen önem ve değeri göstermektedir.

Milli ve milletlerarası hukuk kurallarına uygun şekilde, yaşlılara pozitif ayrımcılık yapılırken ne oldu da, Covid 19 salgını döneminde bu uygulama tersine döndü?

65 ve yaş üstü kişiler maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına mı uymadı?

Hepimiz görüyoruz: Bu kurallara en fazla uyan kesim, 65 yaş ve üstü kişiler. Uymayanlar, hastalığı yayan ve bulaştıranlar ise genelde sorumluluklarını bilmeyen gençler.

Yaşamlarında gerekli deneyimi elde etmiş, görmüş geçirmiş yaşlılar; şüphesiz ki kendilerini ve toplumu korumasını biliyorlar.

O hâlde neden 65 yaş ve üstüne devamlı yasak getiriliyor? Ekonomik nedenlerle 10-15 günlük genel bir yasaklama getirilemediğinden, bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek ve algı yaratmak için yaşlılara kısıtlama uygulanıyor.

2019 yılı verilerine göre; sayıları 7,5 milyon, genel nüfusa oranları ise, yüzde 9 civarında olan 65 yaş ve üstü kesimi(1) evlerinde alıkoymak, sokaklardaki hareketlilik dikkate alındığında, salgının yayılmasında ne derece akla dayalı ve sağlıklı bir önlemdir!!! Yapılması gereken,  uzmanların öngördüğü koşulları yaratıp, belirli bir süre toplu kapanmayı sağlamaktır.

Hareketsiz kalmak, yaşlıların ruhsal durumlarını ve bağışıklık sistemlerini bozmuyor mu? Bozuyor. Kalp ve damar hastalıklarına, kas ve kemik erimesine, obeziteye, şeker, tansiyon, ve ortopedik sorunlara, demans ve alzheimere yol açtığını tıp uzmanları söylüyor. Bunun sonucu olarak belki de yaşlılar, Covid 19 salgınından ziyade diğer hastalıklardan ölüyorlar!

Hükûmetimizin hiç de iyi sınav ver(e)mediği, 65 yaş ve üstüne maske ve kolonya dağıtımını bile tam anlamıyla beceremediği Covid-19 pandemisi sırasında, ayrımcılık yaparak, suçu yaşlılara yüklemek; özellikle işçileri gereğince korumamak ve  korunması gereken kesimlere gerekli desteği sağlamamak suretiyle onları tehlikeye atmak; şeffaf davranmayarak güven vermemek; aklın ve bilimin gereğini yapmamak; sonuç olarak topu orta sahada dolaştırıp, algı yaratmak ve etkin tedbirler almamak devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.

Sözün özü: Anayasamıza göre herkes, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir (m. 56); Devletin de bu görevi, amacına uygun şekilde yerine getirmesi gerekmektedir (m. 65).

(1) https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyede-yasli-nufus-5-yilda-yuzde-21-9-artti/1770051

———-+———-

 

Güzel Sözler :

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Kanuni Sultan Süleyman

Ulusların sağlığı, zenginliklerinden daha kıymetlidir. Will Durant

Sağlıktan büyük zenginlik yoktur. Emerson

Bir memleket halkının sağlığı, hakikaten bir devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir. George Sand

KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

© Telif Hakkı 2020, Format Haber Tüm Hakları Saklıdır