DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

AYDIN VE AYDIN SORUMLULUĞU

Yayınlanma Tarihi : Google News
AYDIN VE AYDIN SORUMLULUĞU

Bu yazımı tamamladığım sırada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu  Necmettin Bilal Erdoğan’ın özetle, “Topraklarımız işgal edilmeden önce aydınlarımızın, entelektüel sınıflarımızın âdeta kafalarının içi işgal edilmişti… Geldiğimiz noktada hamdolsun, o aydın sınıf tasfiye oldu, oluyor. Orada bir transformasyon, geçiş dönemini yaşıyoruz. Ama yeni bir aydın sınıfımız henüz ortaya çıkmış değil. Toplumun saygı duyduğu, sözüne itibar ettiği ama aynı zamanda yerli ve milli olan yeni bir aydın sınıfının yükselmesine de çok ciddi ihtiyacımız var.” şeklindeki konuşması basınımıza yansıdı(1). Bu açıklamanın ardından tartışmalar başladı ve anlaşılan o ki devam edecek. ‘Yerli ve Milli Aydın’ tanımlaması doğru mu? Yazımız bir yerde bu konuşmalara yanıt niteliği de taşımış oldu.

*         *         *

İranlı düşünür, sosyolog ve yazar Ali Şeriati, “Kendini tanıyan bir aydın, kesinlikle çağının insanına karşı sorumludur.” diyor.

Sorumluluk duygusu, ahlaki ve vicdani bir erdemdir. Aydın, sorumluluk duygusuyla hareket ederken, aklını kullanır ve bilimi kendine rehber edinir. Kendi toplumunu düşündüğü kadar; aidiyet, cinsiyet ve inanç farklılığı gözetmeksizin tüm insanlığı düşünür. Onun için ayrım yapmak söz konusu değildir. “Bilmiyordum, yanılmışım” diye mazeret üretmeye hakkı yoktur. Araştırmak, sorgulamak, doğruyu bulmak ve bunu paylaşmak / aktarmak zorundadır. Rahmetli Melih Cevdet Anday, ‘Telgrafhane’ adlı şiirinde; bu sorumluluğu, aydının vicdanıyla ilişkilendirerek şöyle dile getirir:

“Uyuyamayacaksın

Memleketinin hali

Seni seslerle uyandıracak

Oturup yazacaksın

 …

Uyuyamayacaksın

Düzelmeden memleketinin hali

Düzelmeden dünyanın hali

Gözüne uyku giremez ki

Uyumayacaksın

…” diyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün okullarımızda okunmasını / okutulmasını istediği, çok bilinen, ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ isimli kitabınının yazarı Grigory Petrov, Fin aydınlarının temsilcilerinden Snelman’ı, “Aydın olmak gösterişli kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. … Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekâsını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmektir.” şeklinde konuşturarak, aydının görevinin, yaşamı güzelleştirmek olduğunu söylemektedir.

Aydın, idare-i maslahatçı; makam ve mevki düşkünü değildir. Fikir özgürlüğünü savunur. Özverilidir, sağduyuludur, haksızlıklara karşı çıkar, müdahale eder, gerektiğinde risk alır. Cesurdur. Hiç mi korkmaz; tabii ki korkar. Korkmak, insani bir duygu. Ancak düşünmekten korkmaz; o an karşı çıkamasa bile,  yanılmaz bir yargıç olan vicdanının sesini dinler, uygun zemin ve zamanı bekler, güce yaranmak için onun yanında yer almaz, adaletsizliğe ortak olmaz, kendi konforu ve geleceği için suçsuz insanları satmaz.

Mücadelecidir; koşullar elvermediğinde siyaseten geri çekilir; kendisi zarar görmeyi göze alır, ama karşı tarafa da zarar verir.

İnsan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yanlısıdır. Sömürüye, yoksulluğa, emperyalizme ve her türlü baskıya karşıdır. Halkının ötesinde tüm insanlık için çalışır. Atatürk’ün “Özgürlük ve bağımsızlık benim  karakterimdir.” sözü, onun hayat felsefesidir. 

Yaşamın anlamını iyilik yapmakta bulur. Onun için çağımızın değerleri olan rekabet ve daha çok kazanç ön planda değildir. Toplumunu ve insanlığı düşünür, onların sorunlarına çözüm üretir. Kötülüğün, bencilliğin ve kişisel doyumsuzlukların sıradanlaştığı bir dünyada, iyilik yapmanın, bilinçli bir özgürlük olduğunu bilir. Kendisi olmayı yeğleyerek sürü ahlakına karşı çıkar ve kötülüğe teslim olmaz. 

..Utanır. Çünkü utanmanın, vicdanlı olmanın ilk basamağı olduğunu bilir. Dürüsttür. Gururlu ve onun ötesinde kibirli değildir; özgüven sahibidir. Kendisiyle yüzleşir, eleştirilere açıktır; özeleştirisini yapar ve doğrulara ulaşır.

Cemil Meriç’e göre aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişidir. Aydını aydın yapan: Uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüstür (meraktır). Meriç, aydın için, “Düşünen insandır. Düşünmek evvela düşünenlerin  düşünceleri üzerinde düşünmek, sonra da onların tesirinden kurtulmaktr.” demektedir.

Bir ülkenin kurtuluşu ve gelişmesinin temel taşı olarak aydını gören ve ona bu misyonu yükleyen Meriç, aydın tipinin oluşması için; siyasi anlamda özgürlük, ekonomik yeterlilik ve zihni yeterliliği koşul olarak saymaktadır. Meriç, “aydın olmak için önce insan olmak lazım” demekte, “düşünce olgunluğuna erişmemiş birinin aydın sorumluluğunu idrak edemeyeceğini” belirtmektedir. Aydın için düşünce ve ifade özgürlüğü vazgeçilmezdir. Aydınlar, hiçbir siyasi hizbin, zümrenin esiri ve emir kulu değildir. Haksızlığa karşı çıkar, sahip olduğu dünya görüşü iktidarda olsa bile yanlışa, “yanlış” demekten çekinmez, gerektiğinde muhalefet eder.

Meriç, “Aydının görevi, aydınlık getirmek, karanlıkları aydınlatmaktır.” der. Bunun için de aydın, düşünmekle ve yazmakla yetinmez, toplumu eğitmeye çalışır ve değişime açıktır; o, bu yönüyle öğretmendir; bedelini ödeyecek olsa da, düşüncelerini eyleme dönüştürmekten çekinmeyen kişidir.

Sözün özü: Aydın, kendisini donanımlı kılan aklına pranga vurmaz ve vurdurmaz; aksine takıntı ve önyargılarından  arındırdığı  aklını özgürce kullanır. O devrinin bilinci (şuuru); yaşadığı toplumun ve daha ötesinde insanlığın yol göstericisidir. 

*         *          *

O hâlde sorulması gereken şudur: Bilal Erdoğan’ın söylediği gibi ‘Aydın’ kavramını, ‘Yerli ve Milli Aydın’ söylemiyle şablonlaştırarak daraltmak ve sınırlandırmak mı doğrudur; yoksa ulusal değerlerimizle birlikte evrensel değerlerle donatmak mı? Bilal Erdoğan’ın kendi görüşlerine yakın bulduğu (ki bana göre öyle değildir) Mehmet Akif Ersoy’u, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı, Peyami Safa’yı, Cemil Meriç’i, … ya da karşıtı olarak gördüğü Hasan Ali Yücel’i, Kemal Tahir’i, İdris Küçükömer’i, Aziz Nesin’i, Doğan Avcıoğlu’nu, … aydın saymayacak mıyız?

Takdir sizin…

(1) https://www.aa.com.tr/tr/gundem/bilal-erdogan-asil-mesele-kimligimizin-kulturumuzun-ihya-edilerek-yeni-nesillere-aktarilmasini-basarmak/3780675

———-+———-

Güzel Sözler

Zalimleri kabul eden, kölelerdir. İbni Haldun

Kendisine görev verilmediği halde, dünyadaki tüm sorunlardan sorumluluk duyan kişi aydındır. Jean-Paul Sartre           

Hatadan hakikate geçilmez, bir hakikatten başka bir hakikate geçilir. Hint Atasözü

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir. Çin Atasözü

YORUM YAP

Tevfik ERAY Yüksel8 Ocak 2026 / 17:12Yanıtla

Aydın deyince bir anda aklıma bir kişi geldi AHMET ŞERİF İZGÖREN.Diğer bildiğim aydın görünümlü kişiler bir partinin gölgesinde nemalanıyorlar,bunlara birde Atatürkçülük borsasında ceplerine para indirenleri de eklemek lazım

Mehmet Beşeri12 Ocak 2026 / 09:11Yanıtla

Aydın üzerine yazılmış çok güzel ve geniş kapsamlı bir yazı… Teşekkür ederim.