DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

BEKLENENLER HEP OLDU

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
BEKLENENLER HEP OLDU

Boşalan Anayasa Mahkemesi üyeliğine, Yargıtay kontenjanından Cumhurbaşkanımız tarafından seçilecek üye için Yargıtay’da yapılacak olan aday belirleme seçimlerinin ertelenmesi ve sonrasında HSK tarafından Yargıtay Üyesi seçilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ın aday olması, önceden aday olan iki üyenin onun lehine adaylıktan çekilmesi ile yapılan ve gündemimize oturan seçimler; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adı geçeni Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçmesi ile sonuçlandı. Şaşırdık mı? Hayır. Yazılan senaryolar gerçekleşti;  beklenenlerin hepsi oldu. İrfan Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesinden önce başlayan süreç tamamlandı.

Yazımızın konusu, İrfan Fidan’ın bu göreve ehil olup olmadığı değildir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 146 ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve İşleyişine Dair Kanun’un 6’ncı maddelerine göre; Yargıtay Üyesi olan İrfan Fidan’ın, Yargıtay kontenjanından aday olması ve sıralamada ilk üçe girdiğinden, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyesi seçilmesi şeklen mevzuatımıza uygundur.

Anayasa Mahkemesi üyelerinin değişik kaynaklardan ya da meslek gruplarından belirlenmesi, oralardan gelecek olanların müktesebatlarının (kazanımlarının) dikkate alınmasını; dolayısıyla Yargıtay kontenjanından seçilecek üyenin de, Yargıtay kültürünü edinmiş, yetişmiş, kıdemli, birikimli, bir yüksek mahkemede çalışmış olmanın deneyimi yanında belirli bir kişisel olgunluğa erişmiş olmasını gerekli kılar. Burada güdülen amaç, Anayasa Mahkemesi üyelerinin demokratik meşruiyete sahip, bağımsız ve tarafsız, siyasete mesafeli, doğru, dürüst, hakka saygılı, vicdan sahibi, sağduyulu, namuslu ve şerefli olmalarının yanında, diğer en yüksek ahlaki değer ve vasıflara haiz, alanında uzmanlaşmış nitelikli kişiler arasından seçilmesidir.

Açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesi üyeliği için aday gösterilen üç kişinin Yargıtay üyeleri arasından iki dereceli yöntemle seçilmesinin nedeni, bir yüksek mahkeme olan Yargıtay’da edinilen kültürün, birikimin, özetle müktesebatın (edinilen kazanılan bilgilerin) Anayasa Mahkemesine taşınmasıdır.

İrfan Fidan’ın, mutlaka Anayasa Mahkemesi üyesi olması (seçilmesi) gerekiyorsa (isteniyorsa), onun Anayasa’mızın 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı, “Cumhurbaşkanı, ….. dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.” düzenlemesi uyarınca, birinci sınıf savcı olduğundan, bu kontenjandan seçilmesi mümkündü. Ancak bu kontenjan kadrosu dolu olduğundan boşalması beklenmemiş, bunun Yargıtay kontenjanından doldurulması cihetine gidilmiştir.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu yaptığı seçimde iyi bir sınav ver(e)memiştir. 1 Aralık 2020 günü yapılacağı bildirilen seçimler, Yargıtay Başkanlığının 24 Kasım 2020 tarihli yazısıyla Yargıtay’da 102 kişinin (bunun ne kadarının üye olduğu belli değildir!) Covid-19 testlerinin pozitif çıktığı gerekçesiyle karantina süresi gözetilerek 17 Aralık 2020 tarihine ertelenmiş (keza bu tarihte yapılan seçimde testi pozitif çıkan kaç üyenin bulunduğu da belli değildir!); bu arada 27 Kasım 2020 günü HSK tarafından yapılan seçimde İrfan Fidan Yargıtay üyeliğine seçilmiştir.

Öngörüler gerçekleşmiş, Anayasa Mahkemesi üyeliği için aday adayı olan İrfan Fidan, yapılan seçimde, oylamaya katılan 340 üyeden 107’sinin oyunu alarak birinci sıradan aday olmuştur. Cumhurbaşkanı da, Anayasa’mızın 146’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre  ilk üç sıraya giren aday arasından, İrfan Fidan’ı Anayasa Mahkemesi üyesi olarak seçmiştir.

Burada 20 gün önce Yargıtay üyesi seçilen Covid-19 pandemisi ve hayırlı olsun ziyaretleri nedeniyle müzakerelere bile yeterince katılamayan İrfan Fidan’ın aday olması ne kadar etik değilse, ona oy veren 107 üyenin davranışı da o kadar etik olmamıştır.

Anayasa Mahkemesine Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek olan üç adayın belirlendiği seçimde, Yargıtay üye sayısı 380’dir. İrfan Fidan’ın da aralarında bulunduğu 11 üyenin seçildiği son Yargıtay üye seçimini saymazsak bu sayı 369’dur. Herhalde bu kadar üye arasında Anayasa Mahkemesine seçilecek aday bulunamamış olacak ki, İrfan Fidan’ın üye olması beklenmiştir! Tabii ki estirilen rüzgar ve yargının içinde bulunduğu vahim durum dikkate alınacak olursa, aday olmak isteyen çok üye aday ol(a)mamış; olanlardan da ikisi çekilmiştir. Sonuçta da daha Yargıtay’ın havasını bile solumamış İrfan Fidan, birinci sırada aday olarak belirlenmiştir!

*          *          *

Bilinen en genel tanımıyla hâkim, mahkemelerde karar vererek davaları sonuçlandıran ve adalet dağıtan kişidir. Yüksek yargı üyeleri de, mesleklerinde üstün başarılarıyla temayüz etmiş kişilerdir.

Hâkim’in en güzel ve ilgi çekici tanımlarından biri, ‘Mecelle-i Ahkamı-ı Adliye’nin ‘Fasl-ı Evvel’ bölümünün 1792’nci maddesinde yapılmıştır. Bu maddede, “Hâkim; hakîm (her şeyde üstün ve tedbirli), fehim (akıllı, zeki, anlayışlı), müstakim (doğru, dürüst, yansız, dışarıdan etkilenmeyen),  emin (itimat edilen, güvenli, emniyetli), mekin (vakar sahibi, temkinli, sakin) ve metin (sağlam, dayanaklı, güvenilir) olmalıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.

Bangolore Yargı Etiği İlkeleri’nde de hâkim; bağımsız, tarafsız, doğru ve tutarlı, dürüst, eşitlikçi, ehliyet ve liyakat sahibi olarak betimlenmiş ve bu başlıkların altları doldurulmuştur.

Bu ilkeler, ‘Türk Yargı Etiği Bildirgesi’ adı ile HSK; ‘Yargıtay Etik İlkeleri’ adı altında da  Yargıtay tarafından kabul edilmiştir.

Yukarıda değinilen ilkeler ışığında İrfan Fidan’ın 107 oy alarak birinci sırada Anayasa Mahkemesi üye adayı olmasını irdeleyelim. Otoriter-totaliter rejimlerde hükmedenler (muktedirler), adalet dağıtan yansız ve güven duyulan gerçek hâkimleri istemezler, yargıyı bir operasyon aracı olarak kullanmak istediklerinden onlardan kurtulmaya ve bir biçimde ele geçirmeye çalışırlar. Peki bu meşru mudur? Elbette ki değildir.

Yargıtay Genel Kurulu, İrfan Fidan’ı aday olarak belirlemekle, Anayasa’mızın sözüne uymuş, özüne uy(a)mamıştır. Anlatılan seçim sürecinde, siyasi iktidara duydukları minnet gereği oylarıyla İrfan Fidan’a destek verenler, etik davran(a)mamış; Anayasa’mızın verdiği yetkiyi, bir yüksek mahkeme üyesinin göstermesi gereken duyarlılıkla kullan(a)mamışlardır.

Bir Yargıtay üyesinin vazgeçemeyeceği temel davranış biçimi, her türlü etkileşimin dışında kalmak, aklının ve vicdanının sesini dinlemek suretiyle, imzasına ve oyuna sahiplenmesidir. Ne yazık ki bu olay, yargımızın içinde bulunduğu vahim durumun göstergelerinden birini oluşturmuştur.

Bundan sonraki beklentimiz, yükselişi önlen(e)meyen İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi başkanı olmasıdır!!!

Son sözlerim, yargıda reform bekleyenlere… Siz gerçekten bunu bekliyor ve inanıyor musunuz? Yapılsa bile uygulanacağını mı sanıyorsunuz? Geçiniz efendim… Daha çok beklersiniz…

Sözün özü: “Milletlerin yargı hakkı bağımsızlıklarının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul olunamaz.” (Mustafa Kemal Atatürk)

———-+———-

Güzel Sözler

Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz. Muhammed

En büyük trajedi, kötülerin zulmü değil, iyilerin bu zulme  karşı sessiz kalmasıdır. Martin Luther King

Baskıya başkaldırmayan kişi, kendine karşı adaletsizdir. Halil Cibran

Yarın sana göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarındır. Can Yücel

YORUM YAP