reklam
reklam
DOLAR 32,8248 % 0.04
EURO 35,2439 % -0.18
STERLIN 41,7711 % -0.2
FRANG 36,7168 % -0.28
ALTIN 2.450,67 % -1,57
BITCOIN 64.380,00 -0.353
reklam

BEN DAHA ÖLMEDİM ANNE

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
BEN DAHA ÖLMEDİM ANNE
reklam

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Anadolu Sergi Salonunda ” 100 Yıllık Emanet, Kızılay Esir Mektupları ” sergisi adıyla bir sergi açıldı. Arşivde 25 bin civarında mektup vardı ama sadece 100 tanesi sergilendi. 1. Dünya Savaşı yıllarında on binlerce Mehmetçik düşman kuvvetlerinin eline esir düşmüştür. Esir düşen Türk askerleri Mısır, Suriye, Irak, Ürdün, Hindistan, Nepal ve Myanmar, Sibirya, Kamçatka ülkelerindeki esir kamplarında tutulmuşlardır. Esirlerin yazdıkları mektuplar Kızılay ve Kızılhaç aracılığıyla ailelerine gönderiliyor fakat birçok mektup ailelerinin eline geçmiyor ve Kızılay Teşkilatının arşivinde muhafaza ediliyor ve sonra da Genel Kurmay Başkanlığına teslim ediliyor.

İngilizlerin Myanmar’a gönderdiği 20 bin Türk esiri 5 ayrı kampa yerleştiriliyor, bu esirlerden 1600 subay ve er kamplarda vefat edince orada toprağa veriliyor. Geriye dönemeyen Türk esirleri ise yerli Müslüman halkın kızları ile evlenerek oraya yerleşiyorlar. O Türk esirlerinden biri olan Bulgaristan’ın Koşukavak ilçesi nüfusuna kayıtlı İsmail de bu kamplardan birinde annesine mektup yazıyor ama mektup ailesinin eline geçmiyor, Kızılay arşivinde saklanıyor. Koşukavak’lı İsmail, mektubunda annesine şunları yazıyor:

“Valideciğim, öncelikle iki ellerinizden öperim. Bu tarafta sıhhatteyim. Sizin de sıhhatte olmanızı ümit ediyorum. Valideciğim, hemen hemen üç seneyi geçen esaretimde sizlere birçok mektuplar gönderdim. kat’iyen hiç birinin karşılığını göndermediniz. Esir evladınızın böyle yabancı memleketlerde esarette bulunduğunu biliyorsunuz. Niçin bir kuru mektubunuz gelmemiştir, sebebi nedir? Herkesin anasından, babasından mektuplar geliyor. Ben de yollara bakıyorum. Mahzun oluyorum. Bunları takdir edersiniz ki tabii insanlıktır. Sizler benim anam- babam değil misiniz? Bu ana kadar mektupsuz kaldım.

Anneciğim, şimdi ve sonra sakın beni mektupsuz bırakmayınız. Herhalde sizlerden mektup isterim. Valideciğim, iki ellerinizden öperim. Böylece mektubuna son veririm. Mektuplarınızı gözlemekteyim. Evladınız, İsmail.” yerine ulaşamayan binlerce esir veya cephelerde şehit olan askerlerimizin mektupları Askeri Arşivlerimizde muhafaza edilmektedir. Koşukavak’lı İsmail’in akibetini bilmiyoruz.

Çanakkale’de esir düşen Mustafa, bir bacağını kaybetmiş, esir kampında verem olmuş, yıllar sonra köyüne döndüğünde annesinin vefat ettiğini, kimsesiz akalan eşi Zehra’nın bebeğiyle ortada kaldığını ve Mustafa’dan yıllarca bir haber gelmeyince küçük kayın biraderi Hasan ile evlendiğini, oğlu Ali’nin Hasan amcasını babası bildiğini öğrenince tek bacağı ile sessizce köyünü bir gece karanlığında terk ederek, askerdeki Komutan Kolağası Cafer Bey’in yanına sığınır ve orada genç yaşta veremden vefat eder.

Yakın tarihimiz böyle yüzlerce acı olaylarla doludur, Rahmetli babam da şahit olduğu benzer olayları anlatırdı, savaşın asıl acılarını cephe gerisindeki kadınlar, anne ve babalar ile çocuklar yaşamıştır, Allah bizim neslimize bu acıları yaşatmasın.

reklam

YORUM YAP