DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

‘Geçmiş insanın geleceğiyle birlikte yaşar!..’

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
‘Geçmiş insanın geleceğiyle birlikte yaşar!..’
İletişim ve Tarih ilişkisine değinmeden önce iletişimin tarifini yapmamız gerekiyor. İletişim; belirli bir coğrafyada ve belirli bir zaman diliminde bir grup topluluk veya toplumda insanlar arasında duygu, düşünce, bilgi ve deneyimlerin paylaşılma sürecidir.
İletişim olgusu her ne kadar 14. Yüzyılda ticaret ve ilişkilerin gelişmeye başladığı dönemde anlam kazanmış ve ulaşım ile haberleşmedeki bağlantılara göre paralellik göstererek toplumsal nitelikli bir etkileşimi, değiş tokuşu ve paylaşıma doğru evrilmeyi sağlamışsa da özellikle 1960’lı yıllarda dilbilim çalışmalarının da etkisiyle iletilerin yalın bir şekilde anlatımı olarak değil, bir anlam üretimi pratiği olarak da ele alınmaya başlanmıştır.
İnsanoğlu tarih boyunca sürekli değişim, etkileşim ve gelişim yaşamaktadır. Bu manada tarihi de bir bilim olarak ele aldığımızda, İnsan topluluklarının bütün faaliyetlerini , geçirdikleri gelişmeleri ve aralarında geçen olayları yer ve zaman göstererek sebep ve sonuç ilişkisi içerisinde belgelere dayanmak suretiyle araştıran ve günümüze nakleden sosyal bir ilim olarak tanımlayabiliriz. O nedenle tarihçi toplumu ve o toplumun bir ferdi olan insanların yaşadığı olguları tespit eder ve olgular arasındaki ilişkileri dikkate alarak yorumlar.
İnsan sürekli geçmişini ve geleceğini merak eden bir canlıdır. Dolayısıyla geçmişini ve geleceğini merak edip onu araştırmakta insana özgü bir davranıştır. Geçmiş insanın geleceğiyle birlikte yaşar. Yaşadığımız zaman, sürekli bir oluş içerisinde her an geçmiş haline gelir. Tarih dolayısıyla insan ile geçmişi arasında bir köprüdür. Günümüz dünyasında geçmişini bilmeyen ve tarih bilinci olmayan insanlardan oluşan toplumun kimliğini koruması mümkün değildir. İnsan geçmişini ve yaşananları tarihten öğrenirken aynı zamanda yapılan yanlışlardan da ders çıkarmasını bilmelidir. Bunu yaparken insan diğer bir taraftan da kendisini tanımakta, ilişkilerini bir kez daha gözden geçirme fırsatı bulmaktadır.
İletişim ve tarih ilk çağlardan beri içiçe geçmiş olgulardır. Dolayısıyla birbiriyle benzerlik gösterir. Bu benzerliğin başlıca sebebi her ikisinin de çok sayıda tanımlamaya tabi olmasıdır. Tarihten söz edilebilmesi için insanlar ve insan grupları arasında bir ortaklık kurulması gerekmektedir. İletişim araçları da belirli ölçülerde tarihin kayıt tutmasına yardımcı olmuşlardır. Kitle iletişim araçlarından biri olan gazete buna öncülük etmiştir. İletişim tarihine yönelik araştırmalar yenidir ve iletişim tarihini bu yönüyle incelediğimizde tarihsel süreç açısından yeni olduğunu da söyleyebiliriz. Bunun sebeplerinden biri iletişimin eskiye göre tekniğin ve teknolojinin gelişmesiyle insanların daha çok ilgisini çekmesidir.
 Tarih üzerine çalışan gazeteler, haber ajansları ve diğer kitle iletişim araçları geçmişi aydınlatma adına çok önemli çalışmalar yürütmektedir. Ancak iletişim eğitimi alanların tarihe çok ilgi duydukları söylenemez. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenleri ana başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz;
1- Kitle iletişim alanında Dünya’da ve Türkiye’de ortaya çıkan gelişmeler. Kitle iletişim aracı olarak televizyon ve radyoculuğun ön plana çıktığı günümüz şartlarında sürecin yarattığı sorun ve etmenler araçtırmacılar açısından dikkat çekici olmuştur.
2- Cumhuriyet’in kuruluşunda gerçekleştirilen kültür devrimi; Alfabe değişimi geçmişin yazılı kültürüyle ilişkiyi büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Okullarda özellikle de üniversitelerde eski harfli Türkçe’de zorunlu ders olarak işlenmeyince iletişim tarihi açısından bunun bir sonucu olarak tarihin 1928 yılında başlatılması oldu. Halbuki basın tarihini incelediğimizde Türkçe Gazetenin 1830’lardan itibaren incelenmesi gerektiğini görüyoruz.
3- İletişim eğitimi başladığında iletişim tarihini öğretecek öğretmen ve öğretim görevlisinin olmaması.
4- İletişim alanının yeterince araştırılmamış olması ve bilinmemesinden dolayı çekiciliğinin ve öneminin yeterince kavranamamasından.
Tarih sadece bir şeylerin ortaya çıkması ya da geçmişin anlatılması demek değildir. Aynı zamanda olguların zaman içinde nasıl değiştiğini anlamaya yardımcı olacak bilgilerin ortaya çıkarılmasıdır. Tıpkı iletişimin ortaya çıkması, değişim ve gelişimi gibi…
Batıda iletişime dair yaklaşımların Türkiye açısından ne ifade ettiğini tarihe bakarak ve inceleyerek anlayabiliriz. Batıda kitle iletişim araçlarının etkisinin mutlak etkiden sınırlı etkiye ve daha sonra yine güçlü etkiye doğru bir gelişme gösterdiği görülürken Türkiye’de ise tarih süreci belli bir biçimde anlamaya yardımcı olacak verilerden söz edebiliriz.
1931 Basın Yasasında İsmet İnönü basını güçlü bir iletişim aracı olarak değerlendirirken 1950’lere gelindiğinde bu gücü kendi lehine ve göreceli olarak kullandığı görülmektedir. Dönemin Başbakanlarından Başvekil Adnan Menderes İsmet İnönü Genel Başkanlığındaki CHP’nin kendilerine radyoyu propaganda aracı olarak kullandırmadığını itiraf etmiştir.
İletişim tarihi, medyayı ve iletişim teknolojilerini insanın temel ve doğuştan gelen iletişim yeteneklerinin birer uzantısını dahil eder. Diğer tarih dalları ile birlikte iletişim tarihi de, iletişim kalıplarının, sistemlerinin ve teknolojilerinin yalnızca önemli olmadığını,  ayrıca insanlık tarihinin merkezinde ve ondan ayrılmaz olduğunu ve tarihin bütün resmi dallarının onun ışığında yeniden yazılması gerektiğini öne sürer. Bu nedenle iletişim tarihi; İletişim araştırmaları ve medya için yol göstericidir. İnsan davranışını ve toplumsal deneyimin bütününü aktarır. Kültür ve teknoloji ilişkisini ortaya çıkarır. Literatürde ise; İletişim tarihi evrim ile başlatılır. Sözlü kültür, yazılı kültür ve elektronik kültür dönemselleştirmesi yapılır. Kültürel, felsefi ve tarihsel metodoloji sorunu vardır.
METODOLOJİ; Bilimselliği yakalamak ve araştırma yapmak için alana özgü birtakım yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin genel adı “metodoloji” bilimidir.

YORUM YAP