
Bir polis memuru, görev başında, bir tartışma…
Ve aldığı darbeler sonucu hayatını kaybediyor.
Sebep ne? Bir muayene kuyruğu.
Bir sistem tıkanıklığı. Bir vatandaşın sabrı. Bir devletin ihmali.
Hepsi aynı noktada patlıyor: TÜVTÜRK.
Bugün Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, araç muayene istasyonlarında aynı manzarayla karşılaşırsınız.
Saatlerce bekleyen insanlar, sinirleri gerilmiş vatandaşlar, yetersiz personel…
Bitmeyen kuyruklar, ve sonunda yükselen sesler…
Sonuç: Öfke, kavga, trajedi ve hatta ölüm.
Peki soralım…
BU İŞ NEDEN HALA ÖZEL BİR ŞİRKETİN ELİNDE
Bu kadar basit bir hizmeti devlet neden kendisi yapamıyor?
Araç muayenesi ne? Uzay mekiği mi üretiyoruz? Nükleer santral mi işletiyoruz?
Hayır.
Bir aracı kontrol ediyorsun. Frenine bakıyorsun.
Farına bakıyorsun. Emisyonuna bakıyorsun. Bu kadar.
Ama gel gör ki, bu basit işlem vatandaş için işkenceye dönüşmüş durumda.
Vatandaş parasını veriyor. Vergisini ödüyor. Harç ödüyor. Ceza ödüyor.
Ama karşılığında ne alıyor?
Stres, bekleyiş. sinir, mağduriyet.
Şimdi bazıları diyecek ki:
ÖZEL ŞİRKET DAHA MI İYİ YÖNETİR?
Gerçekten mi?
O zaman neden şikayet bitmiyor? Neden kuyruklar bitmiyor? Neden personel yetersiz?
Neden her yıl aynı sorun?
Çünkü mesele hizmet değil, kazanç.
Ama devletin meselesi kazanç olmamalı.
Devlet kendi çıkarını değil, vatandaşını düşünmeli.
Devlet, “Ben buradan ne kazanırım?” diye bakmamalı.
“Vatandaşım ne çekiyor?” diye bakmalı.
Bugün gelinen noktada açıkça şunu söylemek gerekiyor:
CUMHURBAŞKANININ BİR TALİMATINA BAKAR
Sayın Cumhurbaşkanı bir talimat verse,
bu sorun kısa sürede çözülür.
Bu kadar basit.
Bir imza, bir düzenleme, bir irade…
Ve milyonlarca vatandaş rahatlar.
Hem hükümet kronik bir sorunu çözmüş olur,
hem de milletin gönlünü kazanır.
Bundan daha güçlü bir kamu hizmeti hamlesi olur mu?
Bugün emniyeti devlet sağlıyor. Sağlığı devlet sağlıyor. Eğitimi devlet sağlıyor.
NEDEN TÜVTÜRK’TE ISRAR EDİLİYOR
Milyonlarca aracın olduğu ülkemizde, böyle gelir getiren bir sistem neden devlet tarafından yönetilmez. Neden böylesine ballı bir sektör özel şirkete verilir. Bu bir fabrika değil. Bu bir sanayi yatırımı değil. Bu stratejik bir teknoloji değil.
Bu doğrudan kamu hizmeti.
Ve kamu hizmeti, ticaret mantığıyla yürütülemez.
Bugün yaşanan acı olay bize şunu gösterdi:
Bu sistem artık alarm veriyor. Vatandaş geriliyor.
Personel baskı altında.
Polis arada kalıyor.
Ve bedeli insan hayatıyla ödüyoruz. Bir polis memuru hayatını kaybetti. Sadece bir tartışma yüzünden.
Aslında hayır…
Bir sistem yüzünden. Bir ihmalkârlık yüzünden. Bir “idare eder” anlayışı yüzünden.
Biz bu kadar aciz bir ülke değiliz.
ARTIK ŞU SORU SORULMALI
Bu sistem kimin işine yarıyor? Vatandaşın mı?
Yoksa birilerinin mi? Devlet, bu işi tekrar kamuya almalı.
Şeffaf, hızlı, denetlenebilir bir yapı kurmalı.
İnsanları kuyrukta değil, hizmette buluşturmalı.
