Köşe Yazıları

HUKUKUN AMACI ADALETİ ARAMAK VE SAĞLAMAKTIR

Ülkemiz 'Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde sürekli arka sıralarda yer alıyor...

Geçen haftaki, “Türkiye Cumhuriyeti ‘Sureta’ Bir Devlet midir?” başlıklı yazımızda, Kadri Enis Berberoğlu’nun mahkûmiyetine ilişkin kesinleşen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, ihlal var diyen Anayasa Mahkemesi kararını irdelemiş; özetle, “yerindelik denetimi kapsamında kalması nedeniyle uygulanmamasına” diyen mahallî 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını belirtmiştik. Bu haftaki konumuz, 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını itirazen inceleyen 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, “Enis Berberoğlu hakkındaki mahkûmiyet kararının, istinaf istemini reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 2. Ceza Dairesi kararı ile kesinleştiği için görevsizlik kararı verilemeyeceğinden, anılan Daireden talepte bulunulması hususunda alakalıların muhtariyetlerine” dair kararı ve sonrasındaki olası gelişmeler.

*           *          *

Bu konuya girmeden önce bazı küçük hatırlatmalarda bulunalım.

İnsanlık tarihi; adalet arama, hak ve özgürlükler elde etme ve koruma mücadelesidir.

Bunun için de geçmişten bu yana çeşitli mekanizmalar oluşturulmuş, düşünce ve sistem aşamalarından geçilerek günümüze gelinmiştir.

Günümüzde, ulusal yargı mekanizmaları yanında milletlerarası anlaşma ve mahkemeler de devreye sokulmuştur. Bu anlayışın sonucu olarak Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında yer alan, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” düzenlemesi çok önemlidir.

Bu maddede yapılan değişiklikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmaların kanunlardan üstün olduğu kabul edilmiştir. Buradaki, “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar” kavramı; özünde insan haklarına yönelik olup, yürütme, yasama ve özellikle yargı organlarının eylem ve işlemlerinde duyarlılık göstermeleri gereken bir konudur. Doğrudan insan haklarını ilgilendiren andlaşmalarla, iç hukuk kurallarının çatışması hâlinde, milletlerarası andlaşma (sözleşme) hükümlerine üstünlük tanınması gerekmektedir.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve olağanüstü dönemlerde bazı sapmaları olsa da,  bizim Anayasa Mahkememizin de temel görüşü bu noktadadır. Her iki mahkeme de, ifade hürriyeti ve tutuklama söz konusu ise; iç hukuk yolları tüketilmese bile, bu dosyaların ivedilikle ele alınıp incelenmesine karar vermektedir.

Dolayısıyla Enis Berberoğlu kararında hak ihlali var diyen Anayasa Mahkemesi kararının(1),  mahallî yargıda da öncelikle incelenmesi bir zorunluluktur.

Peki mahallî yargı bu konuda gereğini yapmakta mıdır?

Yapmamaktadır. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin uygulamama kararından sonra, 15. Ağır Ceza Mahkemesi de topu İstanbul BAM 2. Ceza Dairesine atmıştır. Bu mantıkla hareket edilirse bundan sonra BAM 2. Ceza Dairesinin de topu, onama kararı veren Yargıtay 16. Ceza Dairesine atması olasıdır.

Muhakeme safahatını hatırlayalım: Enis Berberoğlu’na İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 yıl hapis cezası vermiş; istinaf mercii BAM 2. Ceza Dairesi, önceki hükmü kaldırarak 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırmış, Yargıtay 16. Ceza Dairesi de istinaf kararını onamıştır.

Aslında Enis Berberoğlu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı çok açıktır. Bu kararın 135 ve 140. paragraflarında, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için neden kararın bir örneğinin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu kararı verirken Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayanmıştır. Bu maddedeki, ‘ilgili mahkeme’ sözcükleri ile kast edilen yargılamayı yapan ilk derece mahkemesidir ki, o da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu Mahkemenin durma kararı vererek, Enis Berberoğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması için dosyayı Adalet Bakanlığına, Bakanlığın da Türkiye Büyük Meclisi Başkanlığına göndermesi gerekmektedir. Dokunulmazlık kaldırılırsa, yeniden yargılama yapılacak; kaldırılmazsa,  milletvekilliğinin bitmesi beklenecektir.

Anayasa Mahkemesinin yaptığı bu uygulama yeni değildir. Daha önceden de aynı mahiyette uygulamalar yaparak, verdiği ihlal kararlarını ilk derece mahkemesine göndermiştir. Benim davacısı olduğum, basın yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan bir manevi tazminat davasında ilk derece mahkemesinde lehime verilen karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinden geçmiş ve onanarak kesinleşmişti. Davalının bireysel başvuruda bulunması üzerine Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 07/06/2018 tarihli 2014/8875 sayılı Mehmet Doğan kararı ile “Anayasa’nın 26 ve 28 inci maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine; kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,” karar vermiş(2), Mahallî Mahkeme yaptığı yargılama sonunda davamızı reddetmiş, temyiz istemimiz de Yargıtay 4. Hukuk Dairesince reddedilerek onanmıştır.

Yapılması icap eden, Anayasa Mahkemesi ihlal kararının gereğini yerine getirmektir.

Dünya Adalet Projesi (WJP) tarafından hukuk sistemleri değerlendirmek amacıyla listelenen 206 ülke arasında; hukukun üstünlüğü sıralamasına girebilen 128 ülke arasında 8 kategoride hazırlanan, ‘Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde sürekli arka sıralarda yer alan hatta gerileyen Ülkemiz;

Hükümetin yetkileri üstündeki kısıtlarda 124,

Temel haklarda 123,

Düzenlemelerin sıkı uygulanmasında 110,

Hukuk yargılamasında 103,

Açık yönetimde 97,

Ceza yargılamasında 85,

Düzen ve güvenlikte 77

Yolsuzluğun olmamasında 60. sıradadır.(3)

Ülkemizi bu hâle düşürülmesine kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur.

Sözün özü: Hukuk, top gezdirilerek sorun üretilecek bir alan değil; adalete ulaşmak için çare ve çözüm bulmayı ilke olarak amaç edinen bir uğraşıdır. Öz, şekle feda edilmemelidir. İlgili mevzuatta da katı bir hiyerarşi ilişkisine yer verilmemiş, usul ekonomisi gözetilmiştir. Sonuçta, yapılacak olan bellidir. O da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapmasıdır.

(1) Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu; 17/09/2020, 2018/30030 B.No.lu Kadri Enis Berberoğlu kararı

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Ara?BasvuruNoYil=2018&BasvuruNoSayi=30030

(2) Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu; 07/00/2018, 2018/8875 B.No.lu Mehmet Doğan kararı

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/8875BasvuruNoYil=2014&BasvuruNoSayi=8875

(3) https://worldjusticeproject.org/resource-hub?geography=220&factor=All&name=

———-+———-

Güzel Sözler

Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler, çökmek üzeredir. Hadis-i Şerif

Adaletin en kötüsü, geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür. Orhan Gazi

Adaletsizliğin en büyüğü, adil olmayıp, adil gibi görünmektir. Platon

Adalete hükmeden tilki olduğunda, tavuklar daima suçlu bulunacaktır. Anonim

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı