
1960’lı yıllarda, bugünkü Manisa kuyumcular çarşısının bulunduğu yerde seyyar satıcılık yapan, satışa sunduğu dikiş iğnelerini, yorgan iğnelerini, çataliğneleri çeşitli el ve ses oyunlarıyla pazarlayan dikkat çekici bir tipti İğneci Selim.
Selim otuzlu yaşlarında, kendi halinde, çarşıda ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya çalışırdı. O zamanlar bizim dükkânın çevresi çok hareketliydi. Perşembe pazarının, en eski ilk garajın çevresinde kurulduğu yıllar. Seyyar satıcılar bizim dükkânın çevresini mesken edinmişlerdi. Seyyar kokucular, urgancılar, bıçakçılar tezgahlarını açarlardı.
Selim de yüksek bir sehpanın üstüne kauçuk bir top koyar, iğneleri topun üstüne saplar, o şekilde satmaya çalışırdı. Ağzıyla da bülbüllerin, kanaryalarını, saka kuşlarının şakıdığı gibi sesler çıkararak gelip geçenlerin dikkatini çekerdi.
Hiç unutmam, başına toplanan köylülere “Siz bir oturuşta 15 lira yiyebilir misiniz” diye sorardı. O zamanlar bir porsiyon köfte ya da kebap 2-3 lira civarındaydı, Manisa kebabı 1,5 lira falandı. Köylüler de, Selim’in yüzüne şaşkınca bakıp “Hayır bir oturuşta 15 lira yiyemeyiz” diye cevap verirlerdi. Selim “Ben yerim” derdi. Nasıl yersin diye sorulunca da şu cevabı verirdi: “İki tane bülbül ya da kanarya alırım, onları kesip pişirip yerim.” İki tane cins kuş o zamanlar 15 liraya alınabiliyordu. Herkes şaşırır, gülerdi. Ben de babama İğneci Selim’in yaptıklarını anlatırdım. Babam gülüp geçerdi. İğneci Selim, kauçuk topa sapladığı iğneleri “İğne iğne, ben dinle” sloganıyla satardı.
Bu hikâyeyi hiç unutmadım. Zaman zaman İğneci Selim aklıma gelir. Sattığı iğneleri, çıkardığı kuş seslerini, köylülerle konuşmalarını, bir oturuşta 15 lirayı nasıl yiyebileceğini anlatışını hatırlarım.
Bunları niye anlattım?
Gazeteci-yazar Serdar Öztürk’ün önceki gün A3 Haber’de yayımlanan “32 kişiye 4,5 milyonluk yemek: Manisa Enerji’de adalet nerede?” başlıklı yazısını okuyunca, aklıma İğneci Selim ve meşhur sorusu geldi: “Siz 15 lirayı bir oturuşta yiyebilir misiniz?”
Serdar Öztürk’ün, araştırıp belgeleriyle ortaya koyduğu hikâye, benim İğneci Selim hikayesinden daha dikkat çekici. Herkesin anlayabileceği bir dille yazmış.
Serdar’ın yazısını merak edenler şu bağlantıya tıklayıp okuyabilirler:
https://a3haber.com/2026/04/28/32-kisiye-45-milyonluk-yemek-manisa-enerjide-adalet-nerede/
Belediyenin bir şirketinde, Manisa Enerji AŞ’de çalışan 32 kişiye verilmek üzere yemek kartına ihtiyaç duyulmuş, işte o ihalenin hikayesi… 4 milyon 576 bin liralık bir ihale… Açık ihaleymiş… İki firma girmiş… En düşük teklif de 4 milyon 576 bin liraymış, en yüksek teklif de 4 milyon 576 bin liraymış. Sözleşme 26 Ocak’ta imzalanmış, bedeli 4 milyon 576 bin liraymış…
Serdar yazısının bir yerinde iyi dileklerini de yazmış. Diyor ki, “Darısı Manisa Büyükşehir Belediyesi, MASKİ ve diğer kuruluşları ile şirketlerinde çalışan binlerce memur/işçi emekçi kardeşimin başına…”
Güzel bir temenni… Ben de diliyorum.
Serdar beş de soru yöneltmiş Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne… O sorular da ince, kritik, cevaplanması gereken sorular. Keşke cevaplansa da kamuoyu aydınlansa…
İğneci Selim’in “Siz bir oturuşta 15 lirayı yiyebilir misiniz” sorusundan biraz daha zor sorular ama bence yanıtlanabilir. Ben de herkes gibi bekliyorum yanıtları.
