DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

KIRMIZI ET FİYATLARI, E.B.K İLE MANİSA KOMBİNASININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
KIRMIZI ET FİYATLARI, E.B.K İLE MANİSA KOMBİNASININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Son günlerin güncel konularından biri devamlı artış gösteren küçük ve büyükbaş hayvan eti fiyatları. Bu durum, yeterli geliri olmayan tüketicileri ve özellikle emeklileri, et fiyatlarının düşük olduğu Et ve Süt Kurumu satış mağazalarına yöneltmekte.

İhtiyaç sahipleri sabahleyin erken saatlerde, Ramazan ayında sahurdan sonra Et ve Süt Kurumunun satış mağazaları önünde sıraya girmekte, açılış saatini beklemekte ve sonuçta kişi başına bir kilo et veya kıyma alabilmektedirler.

Televizyonlarda izlediğimiz bu görüntüler beni çocukluk yıllarıma götürdü. Altı kişilik bir aileydik. Evimize her gün en az altı ekmek alınıyordu. İlkokula gidiyordum, sabah ve öğleden sonra derslerimiz vardı. Ekmeğe zam gelmiş, 75 kuruşa çıkmıştı.  O sıralar çarşıda bir fırın, ekmeği 60 kuruştan satmaya başlayınca, küçük bir memur olan ve evimizin geçimini tek maaşla sağlayan babam, “Ekmek çarşıda 60 kuruş. Bundan sonra ekmeği oradan alalım.” dedi. Bu görev bana düşmüştü. Öğleden sonra okuldan gelince oynamak istiyor, ancak annem elime para tutuşturarak beni çarşıya yolluyordu. Evimiz, Manisa Çaybaşındaydı. Çarşı ile aramız yaklaşık üç kilometreydi. Çarşıya gidip gelmek, fırında sıraya girip ekmek almak iki-üç saatimi alıyor, bu duruma çok kızıyordum. Ancak el mecburdu!

*           *          *

Geçmişte Orta Doğu’nun en büyük canlı hayvan ve et ihracatçısı olan ülkemiz, sahip olduğu olanaklarla mevcut üretiminin kat kat fazlasını gerçekleştirecek güçte olmasına karşın, bugün halkımız eti kasap vitrinlerinde seyreder hâle getirilmiştir.

Hayvancılık, ülke ekonomisini geliştiren, en düşük yatırımla otu ete çevirerek yüksek katma değer ve istihdam yaratan çok önemli bir sektördür.

Et ve Balık Kurumu (Et ve Balık Ürünleri AŞ), kurulduğu günden bugüne kadar üreticinin garantili pazar, tüketicinin ise sağlıklı ve ucuz et yeme güvencesi olmuş, her zaman et fiyatları üzerinde düzenleyici bir rol oynamıştır.

Başta tarım ürünleri olmak üzere, “Dünyanın kendi kendine yeten yedi ülkesinden biriyiz” diye övünürken bu duruma nasıl geldik? Bunun tüm sebeplerini irdeleyecek, örneğin Türkiye’deki asgari ücrete ve emekli maaşlarına, açlık ve/veya yoksulluk sınırı rakamlarına, dünyadaki ve ülkemizdeki et tüketimi miktarlarına, küçük ve büyükbaş hayvan varlığımıza ve ithalat rakamlarına, tarım ve hayvancılığın yok edilmesine, meraların talanına vb. konulara girişecek değilim.

Amacımız, bu durumun nedenlerinden biri olan Et ve Balık Kurumunun özelleştirilmesine değinerek, bu konuda geçmişte yapılan yanlışları, Manisa Kombinasının satışı bağlamında kısaca anlatmak.

Et ve Balık Kurumu, 1952 yılında hayvancılık ve et sektöründe gelişme sağlamak, istihdamı artırmak, tarım ve hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunmak, veteriner hekimlerin kontrolünde kesim ve hijyenik şartlarda kaliteli et üretmek için iktisadi devlet teşekkülü olarak kurulmuş, satış mağazalarında da halka piyasa fiyatının altında et satışı yapmıştır.

Et ve Balık Kurumundan sonra, Süt Endüstrisi Kurumu ve Yem Sanayisi de kurulmuştur ki doğrusu da budur. Yem olursa inek, inek olursa süt, süt olursa buzağı olur; buzağı büyür, etlik dana olur.

1990’lı yıllara kadar otuz beş işletmesi ile faaliyetini sürdüren Et ve Balık Kurumu, 1993 yılında özelleştirme kapsamına alınınca, yirmi işletmesi özelleştirilmiş, beşi bedelsiz olarak resmi kurumlara devredilmiş, üçü ise kapatılmıştır. Özelleştirilen et kombinalarının hemen hemen hiçbiri bugün çalıştırılmamaktadır. Kombinaların çoğu 1960 ve 70’li yıllarda yapıldığı için arsaları çok kıymetli hâle geldiğinden yerlerine konut ve iş merkezleri yapılmıştır. Kurumun bırakalım taşradaki işletmelerini, üzerinde Genel Müdürlük binasının olduğu Ankara Et Kombinası bile yıkılıp, yerine iş merkezi inşa edilmiştir.

Büyük özverilerle kurulan, ülkemiz hayvancılığına hizmet eden ve halkımızın et ihtiyacını karşılayan kurumun bu işletmelerinin büyük bir bölümü elden çıkarıldıktan sonra 2005 yılında yanlıştan dönülerek özelleştirme kapsamından çıkarılmış, eski statüsüne kavuşturulmuş, Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilişkilendirilmiştir.

2013 yılında ismi Et ve Süt Kurumu olarak değiştirilen kurum, bugün on beş işletmesi ile faaliyetini sürdürmektedir.

Otuz beş işletmeden, on beş işletmeye düşen, eldekiler ucuz denilebilecek fiyatlarla elden çıkarıldıktan sonra yenilerini kurmak için çok büyük paralar harcanan, hayvancılık sektörümüzün gerilemesine neden olan mevcut uygulamaların, neden sonuç ilişkisi açısından araştırmacılar ve akademik çevrelerce geniş olarak incelenip kamuoyunun bilgisine sunulması gerekmektedir.

Bu genel girişten sonra 2004 yılında özelleştirilen Manisa Et ve Tavuk Kombinası özelinde yapılanları kısaca anlatmak istiyorum. Manisa Kombinasında yaşananlar, muhtemelen satışı yapılan diğer kombinalarda da yapılmış, halkımızın malları bazı kişilere peşkeş çekilmiştir.

Et ve Balık Kurumunun kurduğu son tesislerden biri olması nedeniyle teknolojisi eski olmayan, 87.558 m2’lik bir arsa üzerinde, 19.238 m2’lik kapalı alana inşa edilen, hem beyaz hem kırmızı et işleyen, hayvan bekletme, otomatik kesim, temizleme ve parçalama robotları, soğuk hava depoları, rendering ve diğer üniteleri çalışır hâlde bulunan; günde 24.000 adet kanatlı, 360 adet büyükbaş ve 2.000 adet küçükbaş hayvan kesim kapasiteli olan ve kâr eden Manisa Et ve Tavuk Kombinası 2004 yılında;

1- Üç yıl içerisinde en az iki milyon ABD doları yatırım yapılması,

2- En az elli işçi çalıştırılması,

3- Üç yıl devredilmemesi koşuluyla ihaleye çıkarılmıştır.

O yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan, Manisa’da iken kasaplık yapan, orada da et ticareti ile uğraşan, restoran işleten ve yeterli birikimi olan arkadaşımız Sabahattin Uyar bu kombinayı satın almak istemiş; Sabahattin Uyar ile birlikte ABD’de hayvancılık ve kırmızı et sektörü ile ilgili incelemelerde bulunan ve akrabası olan Veteriner Hekim Adnan Serpen ihale şartnamesini satın almış, kız kardeşim Süheyla Ertosun da onlara katılmıştır. İyi niyetle hareket eden, iş ve istihdam yaratmak ve bölge hayvancılığını korumak isteyen bu kişiler, yaptıkları incelemeler sonunda üç yıl içerisinde iki milyon dolar yatırım koşulunu yerine getiremeyeceklerinden ihaleye girmemişler; yukarıda belirtilen koşullarla, çok ucuz denilebilecek bir fiyatla, 1.260.000 dolar karşılığında bir et firmasına satılan kombinanın, daha sonra koşullarının Özelleştirme Yüksek Kurulunca değiştirilerek et ve hayvancılıkla ilgisi olmayan bir şirkete devredildiğini öğrenince şaşkınlığa düşmüşlerdir!

Kombinayı satış bedelinin yüzde 40’ı olan 504.000 doları peşin, kalanı  2005, 2006 ve 2007 Haziran aylarında üç eşit taksitte ödenmek üzere 1.260.000 dolara satın alan şirket, 540.000 dolar ödeyip, kalanını ödemeden, içindeki makine, tesisat ve malzemeleri sattıktan sonra Özelleştirme Yüksek Kuruluna başvurarak koşulları değiştirtmiş, devir yasağı kaldırılınca da başka bir firmaya satarak en az iki milyon dolar kazanç sağlamıştır.

Sabahattin Uyar, Adnan Serpen ve Süheyla Ertosun, bu konuda açtıkları idari davayı kazanmış, ancak verilen iptal kararı uygulan(a)mamış; ceza davası ise maalesef beraatla sonuçlanmıştır. Bu kararlar, ülkemizde hukukun içine düştüğü tuhaf ve garip durumu (garabeti) gösteren örnek olgular olarak kalmıştır!!! Açılan dava ve kararları irdelemeyi başka bir yazıya bırakıyorum.

Manisa Et ve Tavuk Kombinasını satın alan firma ve sahiplerinin adları, 2009 yılında aralarında bazı vakıf ve dernek yöneticilerinin de bulunduğu bir kurban yolsuzluğuna karışmıştır. Firma sahibi tutuklanarak hapis cezasına çarptırılmış, daha sonra kaderin bir cilvesi olarak Ankara Balgat’taki et marketinin önünde eski bir işçisi tarafından alacak-borç meselesinden vurularak öldürülmüştür.

İşte Türkiye’deki özelleştirmelerin bir kısmı böyle yapılmış, halkın varlıkları haraç mezat el değiştirmiş, hesap soran da olmamıştır. Halkımızın yoksulluğunun ve yaşlılarımızın, sabahın erken saatlerinde titreyen ayaklarıyla kuyruğa girerek bir kilo et almak zorunda kalmalarının nedenlerinden biri de budur.

Burada, EBK Manisa Kombinasının satışına çok üzülen ve karşı çıkan rahmetli dostumuz Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Koşmaz’ı hayırla anıyorum. Manisa Kombinasının satışını gündeme getiren Eski Manisa Milletvekili Hasan Ören’i tekrar kutluyorum. Adaletsizlik karşısında sessiz kalmadık, işlenen suça ortak olmadık, karşı çıktık ama maalesef elimizden başka bir şey gelmedi. Bu olaylardan bilgisi olduğu hâlde susanları ve ses çıkarmayanları, özellikle siyasiler ile yetkililer ve görevlileri üzülerek izledik; ilgili kurum, kuruluş ve kişileri vicdanlarınıza ve Allah’a havale ediyorum.

Dileğimi tekrarlıyorum. Özelleştirmeler bilim insanlarınca incelenmeli ve araştırılmalıdır. Et ve Balık Kurumu Manisa Kombinası’nın satışı tez konusu yapılmalı, Manisa OSB yönetimi de bu konudaki bilgilerini ve yaklaşık 90 dönümlük arsasının ne olduğunu açıklamalıdır.

Sözün özü: Yoksulluk kader, halkın malı da, rant kapısı değildir. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam, iyi beslenmeden geçer. Yetersiz ve dengesiz beslenme hastalıklara ve çocuklarımızın gelişememesine neden olur. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yeterli protein alamaması, özellikle gelişme çağında çinko (Zn) bakımından zengin kırmızı et tüketememeleri hâlinde, ortaya çıkacak olan bodurluk ve gelişme bozuklukları ülkemizin geleceği için de büyük tehlikedir.

Not : Et ve Balık (Süt) Kurumu ve Manisa Kombinası ile ilgili bilgiler, Kurumun resmi internet sitesinden (https://www.esk.gov.tr/tr/10097/Et-ve-Sut-Kurumu-Tarihcesi) ve dava dosyalarımızdan alınmış, yazıya EBK Eski Genel Müdür Yardımcısı Özcan Civan ve Veteriner Hekim Adnan Serpen katkıda bulunmuşlardır.

———-+———-

Güzel Sözler

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz. Muhammed

Bırakın yiyecek ilaç olsun, ilaç da yiyecek olsun. Hipokrat

İnsan düşüncelerinin ürünüdür. Düşüncelerini değiştirdiğinde dünya da değişir. Lao Tzu

İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olur mu?

Olur, olmaz olur mu! Ama, olmaz olsun. Özdemir Asaf

YORUM YAP