DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

KIRMIZI PAZARTESİ-11 (TOPRAK, SU VE VİCDAN: MANİSA İÇİN BİR UYARI DAHA)

Yayınlanma Tarihi : Google News
KIRMIZI PAZARTESİ-11 (TOPRAK, SU VE VİCDAN: MANİSA İÇİN BİR UYARI DAHA)

19 Temmuz 2025 tarihinde Format Haber Sitesi’nde yayımlanan, “Ailenin Ruhu” başlıklı yazımda da anlatmıştım(1). Annem, babam, dedem, babaannem, kız kardeşim ve ben; altı kişilik bir aileydik. Babam küçük bir memurdu. Dedeme ait evde oturuyor, kendi yağımızla kavrularak, geçinip gidiyorduk.

Annem, çok disiplinliydi. Ana öğünlerde yemek yiyemezsiniz diye aralarında bize yiyecek vermez, çok ısrar edersek verir, ancak sokakta yememizi kesinlikle yasaklar, yediklerimizi de arkadaşlarımıza söylememizi istemezdi.

Hem küçük hem de büyük ailemizin bel kemiği olan babaannem de sık sık, “Çocuklar, karnınızın penceresi mi var? Kim ne yediğinizi nasıl bilecek? Kimselere bir şey söylemeyin!” derdi.

Ramazan’da akrabalarımız, eş-dost ve yakın arkadaşlarımızla mütevazı iftar sofralarında buluşurduk.

Biz, hâlâ büyüklerimizden gördüklerimizi ve öğrendiklerimizi uyguluyor, onların zeytinyağını (margarinini değil!) kullanmaya devam ediyor ve doğrusunu yaptığımızı düşünüyoruz.

Bunları neden mi yazıyorum? Ramazan ayından yeni çıktığımız şu günlerde, bir konuyu yeniden anımsatmak istiyorum. Bu kutsal ay boyunca en lüks yerlerde verilen, bol çeşitli ve şatafatlı iftar yemeklerine tanık olduk. Bunu ifade ederken sakın, sakın ha, iftar yemeklerine karşı olduğumu düşünmeyin! Karşı olduğum husus, israf boyutuna ulaşan iftar yemekleri ve buralarda yapılan reklam ve tanıtımlardır. Bunların dinimizde yeri yoktur. İsraf haram; iftar yemekleri üzerinden reklam yapılması, hele hele bunların basında ve sosyal medyada paylaşılması ahlaki de değildir.

Edebiyatımızın en büyük kalemlerinden rahmetli Sait Faik Abasıyanık, “İki Kişiye Bir Hikâye” başlıklı öyküsünde, yemek yerken utanan, yemeğini ayıpmış gibi gizlice yiyen insanlardan sevgiyle söz etmiştir.

Gelelim asıl konuya: Manisa’da, kentimizin ve ülkemizin en verimli toprakları üzerinde sanayi kurma çalışmaları son hızla devam ediyor. “Büyük Manisa” diyerek, nitelik değil nicelik yönünden Manisa’yı büyütmeye çalışan organize sanayi bölgeleri ve onlara destek olan rant çevreleri, Gediz’in kuzeyine geçmeye çalışıyorlar. Bunun da somut örneği, Yağcılar ve Şamar Mahallerinde ormandan çıkarılan alanlar. Bu iki mahallede yaklaşık 2.400 dönümlük alanın ormandan çıkarılması işlemine karşı açtığımız dava devam ediyor. Ancak buralarda, şimdilik gizli tutulsa da konut yapma ve sanayi kurma çalışmalarının yapıldığını duyuyoruz.

Herkesin görüp bildiği, “Kırmızı Pazartesi” olarak adlandırdığımız günlerin yaklaşmakta olduğu; bunu da ne yazık ki, sessizce ve karşı koymadan beklediğimizdir!

Manisa merkezi; çevre kirliliği, nüfus artışı, trafik, otopark, konut, altyapı, kamu hizmetlerinden yararlanma, halk sağlığı vb. açısından büyük sıkıntı ve zorluklar yaşamaktadır. Şamar ve Yağcılar’daki orman alanlarının, orman dışına çıkarılmasıyla buralarda yeni OSB genişleme ve konut alanları kurulması; yaşamı daha da zorlaştıracak, otopark sorununu büyütecek, trafiği içinden çıkılmaz hâle getirecek, nüfusu daha da artıracak, çevre kirliliği yaratacak, sağlık, eğitim vb. kamu hizmetlerinden yararlanmada kısıtlama ve zorluklara neden olacaktır.

Mevcut organize sanayi bölgeleri ve genişleme alanlarına çok yakın olan Gediz Nehri, sanayi atıkları nedeniyle âdeta bir kanalizasyon hâline gelmiştir.

Manisa’nın su sorunu çok büyük olup, Falkenmark Göstergesi’ne göre bu rakam kişi başına yıllık 500 m3’ün altında olduğundan, “Kesin Kıtlık” sınıflandırmasına girmektedir.

Bunları söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Var olan ve ciddiyetini koruyan bu sorunları dile getirmekten geri durmayacağız. Dilimiz döndüğünce, uygun zaman ve ortamlarda anlatmayı sürdüreceğiz…

1944 yılında kurulan Muradiye Orman Fidanlığının yok edilmesine karşı çıktık, bundan sonra da çıkacağız…

Yürürlükteki mevzuata uygun olsa bile, emlak vergisine esas değerleri üzerinden yapılan devirlerinin Anayasamıza uygun olmadığını düşündüğümüz, 1.009 dönüm büyüklüğündeki Muradiye Orman Fidanlığının 2019 yılında 5.317.430,00 TL (dönümü 5.270,00 TL), 1.567 dönüm olan Gürle Merasının 2025 yılında 11.741.952,34 TL (dönümü 7.493, 26 TL) gibi cüzi bedellerle Manisa OSB’ye verilmesine karşı çıktık ve bu konudaki haklı itirazımızı devam ettireceğiz…

Manisa’nın ve ülkemizin en verimli topraklarının sanayi alanı yapılmasını kabul etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz…

Muradiye OSB’nin Gediz Nehri kenarında, atık su arıtma tesisi kurmasını yanlış bulduğumuzdan karşı çıktık ve takipçisi olacağız…

Ülkemizin değerleri yok ediliyor. Soruyoruz? Görmezlikten gelip, karşı çıkmayalım mı?

Yürütmenin durdurulması kararı veriliyor, uygulanmıyor. İdare mahkemesi kararının  uygulanması gerekmez miydi?

Ancak tüm bunları dile getirmemizi istemeyenler var. Hatta o derece ileri gidiyorlar ki, başkanı olduğum Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Çevre Derneğinin basın toplantılarına ve açıklamalarına basın mensuplarının gelmesini ve görüşlerini duyurmasını önlemek için onlara talimat veriyor; açıkça, “… bu tür gruplara basın açıklaması falan yaptırmayın; gitsinler nerede yapıyorlarsa yapsınlar.” diyor, üstenci tavırlarla konuşuyor ve bize karşı aşağılayıcı bir dil kullanıyorlar. Sorarsanız; onlar demokrat, vatansever, özgürlükçü, vizyon sahibi ve Manisa’yı bizden çok seviyorlar!

Biz de soruyoruz; OSB’ler ve kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatları neden yazılarımıza açık ve net cevaplar vermiyorlar? Belediyelerimizin ne yapmak istediği neden belli değil! En verimli tarım alanlarımız neden yok ediliyor? Başka yer mi kalmadı?

Süreç, şeffaf yürütülmüyor.

Her şey bir tarafa, farklı görüşlerin kısılmak istenmesi büyük tehlike! Bunlar kabul edeceğimiz tavırlar değil! Böylesine bir dili/söylemi, son derece sorunlu ve yanlış buluyoruz.

Sözün özü: Bu tür tutum ve davranışlar Manisa’yı büyütmez.

Siz ne düşünüyor ve ne diyorsunuz? Vicdanınız el veriyor mu?

(1) https://www.formathaber.com/ailenin-ruhu-33474/

———+———-

Güzel Sözler

Eğer elinizde bir çekiç varsa, her şey gözünüze bir çivi gibi görünmeye başlar. Abraham Maslow

Bir devletin çöküşü ani değildir; önce doğrular alaya alınır, sonra yanlışlar normalleşir. Cicero

İnsan onuru, “hayır” diyebilmekle başlar. Thomas Mann

Sürüye şükür öğretildiğinde, güç sorgulanmaz. Friedrich Nietzsche

YORUM YAP

Bülent gökgöz14 Nisan 2026 / 06:08Yanıtla

Sevgili Ali Suat kardeşim yazmış olduğun tüm yazılarını büyük bir dikkatle takip ediyorum ülke savunması sadece silahla olmaz senin yaptığın bu büyük mücadele de fiziki olarak olmasa da manevi olarak her zaman yanında olduğumu bilmeni isterim çevreye olan duyarlılığım vatan millet sevgisinin çok büyük bir tezahürüdür senin bu davranışın ülkemizin diğer yörelerinde de tüm insanlarımıza örnek olmalıdır Gerçek vatanseverlik budur seninle gurur duyuyorum arkadaşın olmaktan çok mutluyum her şey gönlünce olsun inşallah tüm mücadelelerinin sonucu zafer olacaktır

Recai Yıldız20 Nisan 2026 / 23:23Yanıtla

Bu güzelim yurtsever yazınızı içtenlikle ve hüzünlenerek okudum.Nisan 1981 yılında B. Ecevit’in çıkarmiş olduğu ‘Arayış dergisi’nin kapak sayfasında ‘” Artık serde saksıya dikilmek yerine/ Ülkenin toprağından fışkırmalıdır demokrasi.” diyordu. Çözüm; bilinçli ve örgütlü toplum. Aksi bir durum ‘liçli toplum’dur. Alkışlıyorum.

Vedat Yıldırım2 Mayıs 2026 / 19:00Yanıtla

Muhterem Arkadaşım, “Manisa için bir uyarı daha ” başlıklı yazını dikkatle ve iki kez okudum. Gerçekleri bütün çıplaklığı ile dile getiriyor, kamuoyu oluşturuyorsun. Bu nedenle seni tebrik ederim. Ülkemiz büyük bir su sorunu ile karşı karşıya. Yeraltı su kaynakları hergeçen gün azalıyor, Yeşili Ormanı Doğayı koruyarak yeraltı sularının yok olmasına engel olmaz isek gelecekte bizi büyük bir tehlike bekliyor.
Böyle bir sorun varken verilen binlerce Maden Arama İzinleri ile Doğa (orman, yayla, mera, otlak) yok edilmekte siyanür zehiri ile sular kirlenmekte, Tarım alanları zehirlenmekte üretemeyen toplum haline gelmekteyiz. Bu suretle Köyler boşalmakta, köylerde kalan yaşlılar ölümü beklemekte, genç nüfus ise şehirlerde iş bulursa ne ala, bulamazsa… telafuz etmek dahi istemiyorum. Tarım yok olursa ;şehirlerdeki Betonlaşma çözüm değil, Sorun olur diye düşünüyorum .Manisa için verdiğin bu büyük mücadelede Allah yar ve yardımcın olsun.