Format Haber

bodrum escort bayangaziantep escortgaziantep escortantalya escort bayanmaltepe escortkurtköy escortkartal escortümraniye escortbostancı escortanadolu yakası escortKadıköy EscortAtaşehir EscortBostancı escortŞirinevler Escort Bayanizmir escortankara escortvdcasinowww.avetec.orgataşehir escortmarsbahisjojobetbahis forumuSeven casinoAmon casinohttps://www.fedsang.org/Mebbisbest 10 otomatik girişonwinjojobetmatbetbetonredholiganbetbetkomtrendyol indirim kodubim aktüelkayseri evden eve nakliyatdeneme bonusu veren sitelertipobetCasibom

MANİSA’ NIN İÇİNDEN-HAKKI AVAN İLE SÖYLEŞİ

MANİSA’ NIN İÇİNDEN-HAKKI AVAN İLE SÖYLEŞİ
02 Şubat 2024 - 19:02
Adana escortÇukurova escortSeyhan escortAnkara escortMamak escortEtimesgut escortPolatlı escortPursaklar escortHaymana escortÇankaya escortKeçiören escortSincan escortizmir escortaliağa escortbalçova escortbayındır escortbayraklı escortbergama escortbeydağ escortbornova escortbuca escortçeşme escortçiğli escortdikili escortfoça escortgaziemir escortgüzelbahçe escortkarabağlar escortkaraburun escortkarşıyaka escortkemalpaşa escortkiraz escortkınık escortkonak escortmenderes escortmenemen escortnarlıdere escortödemiş escortseferihisar escortselçuk escorttire escorttorbalı escorturla escortbostanlı escortmavişehir escortalsancak escortüçyol escortbursa escortaltınşehir escortgemlik escortgörükle escortgürsu escortinegöl escortkestel escortmudanya escortnilüfer escortorhangazi escortsoğanlı escortyıldırım escortantalya escortakseki escortaksu escortbelek escortdemre escortdöşemealtı escortelmalı escortfinike escortgazipaşa escortgündoğmuş escortibradı escortkaş escortkemer escortkepez escortkonyaaltı escortkorkuteli escortkumluca escortlara escortmanavgat escortmuratpaşa escortserik escortalanya escortEskişehir escortGaziantep escortŞahinbey escortNizip escortŞehitkamil escortİstanbul escortMerter escortNişantaşı escortŞerifali escortMaltepe escortSancaktepe escortEyüpsultan escortŞişli escortKayaşehir escortBüyükçekmece escortBeşiktaş escortMecidiyeköy escortZeytinburnu escortSarıyer escortBayrampaşa escortFulya escortBeyoğlu escortBaşakşehir escortTuzla escortBeylikdüzü escortPendik escortBağcılar escortÜmraniye escortÜsküdar escortEsenyurt escortKüçükçekmece escortEsenler escortGüngören escortKurtköy escortBahçelievler escortSultanbeyli escortAtaşehir escortKağıthane escortFatih escortÇekmeköy escortÇatalca escortBakırköy escortKadıköy escortAvcılar escortBeykoz escortKartal escortşirinevler escortKayseri escortKocaeli escortGebze escortİzmit escortMalatya escortManisa escortMersin escortYenişehir escortMezitli escortErdemli escortSilifke escortAkdeniz escortAnamur escorttarsus escortMuğla escortBodrum escortMilas escortDalaman escortMarmaris escortFethiye escortDatça escortSamsun escortAtakum escortİlkadım escortAydın escortBolu escortDenizli escortDiyarbakır escortDüzce escortKonya escortKütahya escortSakarya escort

Eski Manisa İl Kültür Müdürlerinden Hakkı Avan ‘Manisa’ nın İçinden’ kitabını yayınladı. Hakkı Avan değerli bir yazar ve şair kimliğini bu kez anılar ve inceleme üzerine yoğunlaştırdı. Manisa tutkusunu bir sevdaya dönüştüren kalemiyle şehir kültürüne bir katkı daha sunan Hakkı Avan ile Osman Özbaş röportaj yaptı.

Hakkı bey, öncelikle kitaptaki makalelerin sıralanışında Manisa için tarihi serüveni de içeren özel bir hassasiyet güttüğünüzü düşünüyorum. Örneğin ilk makale Manisa’ ya gelişinizle başlarken, ikincisinde Manisa tarihine damga vuran 3 kadından söz ediyorsunuz; Kibele, Niobe ve Hafsa Sultan. İlk isim aynı zamanda medeniyet tarihi açısından da önemli. Niobe, Batı efsanelerinde yer alıyor, Kibele ise Asya toplumlarının ana-tanrıçasıdır. Hafsa Sultan ise Osmanlı imparatorluğunun doruk noktasını gösteren Yavuz Sultan Selim’in eşini işaret ediyor. Bu konuya tekrar değineceğim ama bu üç kadın, Helen mitolojisinde Hera, Athena, Afrodit ile sayısal denklik sağlıyor. Batı efsanelerindeki figürler benlik çatışmacı, egolu gibi dururken, Asya toplumları tarafından bakıldığında ise ana-erkil, bereket timsali hatta daha insancıl ele alınıyor. Bence Manisa’ nın kadim kültüründe bu güçlü kadınların ve toplumcu değerlerin yer alması önemli. Ne dersiniz?

‘Manisa’ nın İçinden’ kitabının alt başlığı, içeriği gereği ‘’İnceleme ve Anılar’’ adını aldı. Tümüyle makalelerden oluşmuyor. Anılar ise bir süreci izliyor. Eleştirmen Halil Şahan, bundan olsa gerek ‘’Manisa’ nın romanı’’ olarak niteledi Manisa’ nın İçinden’i.

Önce Manisa’ ya neden ve ne zaman geldiğimin bilinmesini istedim. 45 yıl geçip gitti. Yörenin kültürel tarihi, toplumsal yaşamı, iz bırakan kişileri, edebiyat alanını öğrenmeye çalıştım. Bunların arasına mitologyayı da kattım. ‘’Manisa’ da Üç Ana’’ başlıklı yazıda Kibele, Niobe, Hafsa Sultan’ ı en başa aldım. Manisa’ nın simgesi üç kadın., üç ana. Başka tarihi kentlere pek nasip olmayan bir durum bu. Kentleri kuran kadınlardır aslında.

Ana tanrıça Kibele ile Niobe’ yi birbirine karıştıranlara incelemelerimde rastladım. Kimisi Niobe doğal anıtından heykel olarak söz ediyor, kimisi Kibele kabartmasının Niobe olduğunu ileri sürüyor. Oysa Pausanias yüzyıllar öncesinden bu iki simgesel ögeyi yerinde görmüş ve hiç karışıklık yaratmadan anlatmıştır. Karl Humann, H.T.Bossert, George Bean bu konuya açıklık getirenler arasındadır.

Sözünü ettiğiniz Hera, Athena, Aphrodite ‘’On iki Büyük Olymposlular’’ arasında yer alır. Bunlar Olympos’ ta otururlar; ambrosia içip nektar içerler. Burası tanrısal bir aile. Tanrıların ve tanrıçaların başı Zeus’ tur. Tanrıça Hera, Zeus’ un kızkardeşi ve karısı. Kıskanç ve kindardır Hera. Kıskanç ve kindardır Hera. Athena, Zeus’ un kızı. Tarımın koruyucusu, atları ehlileştirendi. Aynı zamanda şehir tanrıçasıydı. El sanatları onunla anılırdı. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite, Zeus ile Dione’ nin kızı. Denizin köpüklerinden doğduğu da söylenir. Kahkaha tanrıçası. Mersin ağacını, kumruyu bazen de serçe ve kuğuyu korurdu.

Onların söylenceleri kısaca böyle. Bizim Kibele, Niobe, Hafsa Sultan ile aralarında denklik söz konusu değil. Kibele yaratıcı güçtür, doğuranlığı, bereket ve bolluğu simgeler. Büyük bir coğrafyada tapkı görmüştür. İlk örnektir. Olymposlulardan çok öncedir. Ünü ve inancı Yunanistan’a, Roma’ ya kadar yayılmıştır. Niobe kral Tantolos’ un kızı, ölümlüdür. Hafsa Sultan saygın bir kişiliktir.

Manisa’nın İçinden olup Mesir olmadan olmaz, siz bu konuda incelemeler yaptınız. Örneğin Yakup Kadri’nin Manisa Bayramı olarak adlandırdığı Mesir için Kyble kültü ve kadim Anadolu gelenekleri ile bir bağlantısı var mı? Anadolu’ nun pekçok yerinde macunla iyi etme gibi gelenek vardı, Sümerlerden gelen bir adet olduğu da söylenir ama Manisa’da Mesir’in tarihi anlamı biraz daha özel olmalı; ne dersiniz?

Manisa’ da yüzyıllardır yapılagelen köklü bir gelenektir Mesir. Mesir, belirttiğiniz gibi, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ‘’Mesir Bayramı’’ sözünü kullanmıştır anılarında. Hastalık insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlu hastalıklara karşı durmadan çare aramıştır. Bedenindeki acıyı dindirmek, görünürdeki yarayı iyileştirmek için bitkilerden, hayvanlardan türlü biçimde yararlanarak ilaç yapmıştır. Sümerlerde, Anadolu’ da, Mısır’ da ve daha başka yerlerde ‘’macun’’ denen nesnenin icat edildiğini, çeşitli amaçlarla kullanıldığını tıp tarihi ortaya koymuştur.

Mesir’in Anadolu’ da bir öyküsü var. Romalılar Anadolu topraklarında görünmesiyle birlikte ‘’böl-yönet politikası’’ uygulamaya başlar. Romalı bir general Pontus kralını öldürterek kralım karısına göz koyar ve onunla işbirliği yapar. Öldürülen kralın çocuk yaştaki oğlu VI. Mithridates annesinin hışmından korunmak için Karadeniz’ in dağlarına sığınır. Şehzade çevresindekilerin yardımıyla orada zehirli bitkilerden azar azar yiyerek bağışıklık sistemini güçlendirir. ‘’Mithridaticum’’ denilen antidotu yaparak adını ölümsüzleştirir. Onun hazırladığı macun 54 maddeyi içeriyordu. Söz konusu macun Roma’ ya kadar gider.

Merkez Efendi’ nin hazırladığı macun 41 çeşit maddeyi içermektedir. Mesir macubu Hafsa Sultan’ın istemi ile Manisa’ da halka dağıtılmaya başlanır. Eskilerin Mart dokuzu dediği günde yani 22 martta Mesir Bayramı yapılır. Günümüzde Mesir şenliği, Mesir festivali dense de… ‘’Mithr’’ adıyla ‘’Mesir’’ sözcüğü arasındaki çağrışımı dilbilimcilere, tıp tarihçilerine bırakmak gerekir. Manisa’ da Kibele/ Sibel kültü ile Mesir Bayramı arasında ilişki bulunduğunu Azra Erhat dile getirmişti.

İki Mahalle başlığındaki yazıda Arap Kabağı geleneğinden de söz ediyorsunuz. Ayrıntıları kitabın okuyucusuna bırakarak ki evet eskiden mahalleden mahalleye değişen bazı kültürler vardı; Aşure’den tutun kandil helvasına, çıtı pıtı akşamına veya fener gezdirilmesi gibi…  Çeşitli dini tören ve inanışların rolü vardı. Şunu sormak isterim, bir şehrin geleneğinde mahalle kültürünün ve Manisa özelinde bu geleneklerin önemi nedir?.. Ardından neden devam ettirilmedi, diye de sorulabilir. (Dünyanın birçok şehrinde, özellikle Avrupa’ da bu geleneklerin karnavala dönüştürüldüğünü de unutmamak gerekiyor.)

Gelenek ve görenekler kültürün taşıyıcı öğeleridir. Ne var ki gelenekler zaman içinde değişebilir ya da büsbütün ortadan kalkabilir. Manisa halk bilimi oldukça zengindir. ‘’Arap Kabağı’’ geleneği, onu yaşatanların dağılmasıyla kendiliğinden ortadan kalktığı anlaşılıyor. Mahalle kültürü kent kültürününiçinde kalır ve kenti zengin kılar. Toplumsal kültüre ayrı bir renk katar. İnsancıl ve üretmenin mutluluğunu yansıtan gelenek ve şenlikler yaşar, kendilerini var eder. Deve güreşinden, horoz döğüşünden şenlik, festival olmaz.

Gediz bağlarının yaşayan en güzel şenliği bağbozumu diyebilirim. Bağ, asma, üzüm ile ilgili maniler de bunu gösterir. Bir başlangıç olarak 22 Ağustos 1937’ de Manisa’ da ‘’Üzüm Bayramı’’ yapıldı. II. Dünya Savaşı’ nın başlamasıyla ertelendi. Manisa’ yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği bir ara ‘’Bağbozumu Şenlikleri’’ başlattı ama sürdürmedi. Ovada bağlar arasında yapılagelen ve bir bayram havasında geçen Bağbozumlarının içeriğini bozmadan zenginleştirerek Üzüm Bayramı şenliğine dönüştürmenin Manisa için bir kazanım olacağını burada belirtmek isterim.

Kitabın ilk bölümlerinde Manisa hapishanesi anlatılıyor. Bir direniş öyküsü ile umuda açılan bir kaçış çabası: Kasabalılar!.. Ardından ‘Bıçak Gibi Keskin’ siyasal cinayet dönemleri. Eski dönem Manisasında sardunyalarla, küpeçiçekleriyle haşır neşir olan ve tek katlı evlerinde, avluda şiltelerde sohbetleriyle yakınlaşan komşuluklar, mahalle dostlukları nasıl oldu da şehri ikiye bölen sınırla anılan çatışmalara dönüştü? ‘Gizli suflör rol ezberletirken’ dediğiniz kimdi ya da halk neden nasıl bir ayrışmaya düşürüldü böyle?

‘’Bıçak Gibi Keskin’’ başlıklı anlatıda’’Spil’in duldasında gizli suflör rol ezberletiyordu durmadan can kıyıımı oyununda’’ diye yazmıştım. İsteğiniz üzerine bunu biraz açayım. 12 Eylül 1980 askeri darbe öncesine bir göndermeydi. Darbe öncesinde oluk oluk kan akıtıldı. Manisa merkezde üç eczacı öldürüldü: Cemil Çöllü, Neşe Gülersoy, Mete Erdem. Bunlar seçilmiş insanlardı.  Tetiği çekenlerin arkasındaki gücü, Soner Yalçın’ ın ‘’Kara Kutu Yüzleşme Vakti’’ (2019) kitabından aktarmak isterim.

Tarih: 25 Haziran 1979. Huzur Eczanesi’ ne orta boylu, başında kasket olan, yüzü pek seçilmeyen biri giriyor, aspirin istiyor. Eczacı Cemil Çöllü aspirini vermek için eğilmesiyle üç kurşuna hedef oluyor. Orada bulunanlar katilin peşine takılıyor ama katilin arkadaşı olduğu sanılan biri gelenlerin üzerine ateş ediyor. Hastaneye kaldırılan Eczacı yolda can veriyor. 35 Yaşında ve iki çocuk babası. MHP İl Başkanı.

26 Haziranda, Eczacı Neşe Gülersoy babasından kalan Yeni Afiyet Eczanesi’ nde tanıdık bir müşterisine ilaç veriyordu ki, eczaneye iki kişi gelir, tabancalarını Neşe Gülersoy’a doğrultup ateş etmeye başlarlar. Gülersoy orada can veriyor. Eczanedeki müşteri de yaralanır.  Tezgâhın üzerinde Neşe Gülersoy’ un meslektaşı Cemil Çöllü için kaleme aldığı bildiri göze çarpar. Gülersoy 29 yaşında, bekâr. CHP Kadın kolları üyesi. Demokrat İzmir gazetesi yazarı. 3. Bölge Eczacılar İzmir Odası Genel Sekreteri. Türkiye’ nin ilk ecza kooperatifi olan Manisa Eczacılar Üretim ve Tüketim Kooperatifi kurucularından biridir. İlaç sektörünü yabancı hegemonyasından kurtarmak amacındadır. MEDAK kuruluşu günlerinde Cemil Çöllü ile sohbet etmişlerdi. O yıllarda Manisa’ da eczacılar odası bulunmuyordu.

Spil2 in duldasındaki gizli suflör yine işbaşında. 19 Aralık 1979’ da Eczacı Mete Erdem Cumhuriyet gazetesi okurken eczaneye giren saldırgan tarafından kurşunlanarak öldürüldü. 43 yaşında. CHP İl Başkanı.

Manisa’ da üç eczacının ölümlerine göz yumulur; ‘’Niye?’’

MİT cinayetlerle ilgili bilgi vermez. Dönemin İçişleri Bakanı söyler bunu. MİT ‘le CIA arasında işbirliği anlaşması var. CIA elbette her şeyi biliyor ama TC Hükümeti’nin istediği bilgiyi paylaşmıyor.

O zamanlar yaşama geçirilen MEDAK, ulusal ilaç üretimini desteklemek çabasındaydı. Soner Yalçın’ ın anlatımına bakılırsa, dünyadaki en büyük 20 ilaç devinin 11’ i ABD’ de de bulunuyordu. ABD’ de sağlığın, tıbbın merkezindeki Rockefeller devreye girer. Dünya Sağlık Örgütü’ ne yön vermek ister. Süttozu bunun örneklerinden biri. ‘’Tüm bunlar: Ölüm imparatoru Rockefeller bilinmeden, 19788 yılındaki Manisa cinayetlerinin derin sebebi öğrenilemez…’’

12 Eylül arifesinde protesto gösterileri sonrası, sizin tutarlı iyi bir Vali olarak ifade ettiğiniz Mustafa Yörükoğlu’nun görevden alınışı ile 2008’ de Manisalıların sevdiği Vali Refik Arslan Öztürk’ ün 2008’ de merkez valiliğine çekilmesine ilişkin, şehrin dinamikleriyle ilgili bir soru sormak istiyorum. Siyaset ve bürokrasi, çıkar ve hukuk ilişkileri açısından sizce şehrin ideolojik ve sınıfsal yapısı nelerden etkilenmiştir?

Valilerin atanması, yer değiştirmesi, merkeze alınması Merkezi yönetimin, İçişleri Bakanının yetkisindedir. Süreç böyle işler, ancak siyasi iktidarın ildeki temsilcilerinin, etkili kişilerin vali atamalarında açıktan olmasa bile, sürece katıldıklarını, ilde göreve başlayan valilerin tutum ve davranışlarından dolayı bunu söyleyebilirim.

Manisa’ da görev yapan birçok valiyi yakından tanıdım. Bunlardan biri de Erol Zihni Gürsoy’ dur. Biliyorsun, ‘’Manisa’ nın İçinden’’ de adı geçer. Onun merkeze alınmasında İsmail Özdağlar doğrudan etkili oldu. Özdağlar, Kırkağaç’ tan Manisa’ ya gelirken yolun yer yer bozuk olduğunu görür, orada Vali Beye durumu nezaket ölçüleri dışında sorar. Manisa Karayolları 23. Şube Şefi bunu bana sıcağı sıcağına anlattı, üzgündü. O davranış valinin merkeze alınışının işaretiydi. Nitekim de öyle oldu. Oysa Vali Erol Zihni Gürsoy yatırıma çok önem veren, ilgili bakanlıklara, Devlet Planlama Teşkilatı’ na il yatırım projeleri sunan biriydi. (İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü olarak uygulamanın içinde olduğum için biliyorum.)

Manisa’ daki önde gelen sanayi, ticaret erbabının vali ve üst düzey bürokratlara yaklaşımını, beklentilerini, Manisa Belediye Başkanlarından M. Ertuğrul Dayıoğlu merhum çok güzel anlatırdı. İl valisi ekâbirden birinin elini sıkmış tokalaşmışsa, adam üç gün elini yıkamaz derdi. Bu abartılı söz, onun gözlemlerinin sonucu olmalıydı sanırım. ‘’Manisalılar buraya gelen valileri çok sever’’ derdi. Onları senatör, milletvekili olarak Meclis’e göndermek için çabalayıp uğraşırlar.

Sermaye sınıfı bürokrasiyi etkilemeyi iyi bilir. Bir işte kendi çıkarına dokunulduğunda şikâyet mekanizmasını devreye sokar. Bütün bunlar ideolojik ve sınıfsal durumun açık göstergesidir.

Şair yazar İlhan Berk Manisa yangınını anlatır, ‘1919’şiirinde işler; galiba pekçok kişiyi travmaya uğratan bir etkiye sahiptir o yangın. Mesela Çaybaşı deresi, eski adıyla Akbaldır deresi, bir yandan Ağlayan Kaya, diğer yanda 13. Yüzyıl eserleri; burası nice efsaneye ev sahipliği yaptığı gibi nice dramların yaşandığı bir bölgedir de. Yunan işgalciler Ulusal Kurtuluş savaşımızla bozguna uğratılıp geriye çekilirken Manisa’ yı yakıp, kaçışlarının son aşamasında pekçok insanımızı da katletti. İşgal başlangıcında da Kırtık’ ta pekçok insanımıza inanılmaz vahşet uygulanmıştı. Nitekim İlhan Berk ‘1919’şiirinde işler. Sonrasında Nihan Yeğinobalı için ‘Dilber Manisa’ olarak tanımlanan bir ‘Cumhuriyet’ okuluna dönüşen şehir oldu. Oldu olmasına da bu yazarlarda Manisa’ ya karşı bir kırgınlık var; bu Yusuf Atılgan’da da var, hatta Hidayet Karakuş’ un deyişiyle ‘Uykusu Derin Şehir’ olarak da konuşulur bazen; siz buna katılır mısınız, neden böyle tanımlanır?

Bir şehrin, bir yerleşimin işgali, işgale uğrayanlara acı verir. İşgalcilerle işbirliği yapanlar da görülür, bu daha da acıı verir. Kurtuluş Savaşı’ nda Manisa üç buçuk yıldan fazla işgal altında kaldı. Yıkımlar, ölümler, aşağılamalar, tecavüzler tarihin sayfalarına geçti.

Manisa Yangını’na çocukluk yaşında tanık olmuş bulunan şair İlhan Berk (Emrullah İlhan) ‘’1919’’ başlıklı şiirinde işgal günlerini, kurtuluşun sevincini, kendinde iz bırakan olguları, geriye dönerek yansıtmıştır. İlhan Berk’ in şu sözünü hiç unutmam: ‘’İnsanlar üç şeyi, anasının, sevgilisinin, doğduğu kentin yüzünü unutmazlar.’’ Doğrudur. Uzun Bir Adam’ ıı yazarak söylediğini doğrulamıştır.

Nihal Yeğinobalı Cumhuriyet Çocuğu kitabında yeni dönemi, Cumhuriyet’in kazanımlarını dile getirir. Özellikle kadınların yeni hayata bakışlarını annesi üzerinden aktarır. Bunları roman tadında anlatmıştır. Manisa’ yı hiç unutmaz. Kendisiyle tanıştım, aile dostumuz oldu. İstanbul’a gittiğimizde görüşürdük. İstanbul’ daki kızımın kendisine sıkça ziyaret yapmasını isterdi. Işıklarda uyusun sevgili dostumuz.

Yazarlar, şairler ya da diğer insanlar doğup büyüdükleri yerleri özlemezler mi? Elbette özlerler. Doğdukları yerde kimseleri kalmayınca özlemleri, ilgileri belki azalabilir. Ama onlar çağrı bekler, bunu isterler. Bu sözleri Yeğinobalı’ dan duyduğumu belirtmek isterim. İlk tanıştığımızda bana sitem etmişti. Bu konuyu Manisa’ ya Bakış dergisinde yazmıştım.

İlhan Berk’in Manisa’ ya kırgınlığı, kısa dönemlerle iki kez Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş olan Abbas Karaosmanoğlu’ nun onu saymamış olması yüzündenmiş. Karaosmanoğulları ailesinden Mesadet Hanımdan dinlemiştimbu sözleri. Onların Hikâyesi (2005) kitabımda değinilmişti.

Yusuf Atılgan’ ın Manisa’ ya kırgın olduğunu bilmiyorum. Manisa’ daki eski arkadaşlarına ziyarete geldiğini anılarında belirtmiştir. Bunlardan birine tanık oldum. Valilik Özel Kalem Müdürlüğü’ ne vekaleten bakan Manisa araştırmacısı Sadık Karaöz’ü ziyarete geldiğinde orada görmüştüm.

Uykusu Derin Şehir’in yazarı Hidayet Karakuş Manisa merkezde öğretmenlik yapmıştır. Onun romanını anılardan ayrı tutmak gerekir.

‘Tarihi Kentsel Dokuya İçeriden Bakış’ yazınızla Çeşnigir camii çevresini ‘konuşturmuşsunuz’. Bu kelimeyi kullanmamdaki amaç Çağatay Uluçay ve İbrahim Gökçen’e bir göndermeydi; ‘Manisa’ nın toplumsal ve kültürel tarihine ilgi duymam onlarla başlar diyorsunuz yazınızda. Bence de çok değerli insanlar. Uluçay ve Gökçen örneği üzerinden gidersek, örneğin Gökçen’in resimlerinin müzelere alınması gibi, çalışmalarının tıpkı basım dahil kitaplaştırılması gibi, bu insanlara, yazarlara-çizerlere, fikir adamlarına, sadece edebiyat değil teknoloji, icat gibi çalışmalarda kültür-bilim adamlarına bakışta Manisa’ da idareciler nasıl bir politika izlemeli sizce? Kısaca yerelden ulusala hatta evrensele uzanan fikir besinleri nasıl serpilip gelişir?.. Kadim kültür ve uygarlık akideleri ile kent bilinci nasıl birleştirilebilir; bu konuda neler yapılmalı?

Manisa’ ya gelen ya da Manisa’ da bulunan yönetici kesim burayı iyi tanımaları, öğrenmeleri gerekir. Ama herşeyden önce sevmekle başlamalı öğrenmeye. Arkası gelir. Dünü bileceksin, bugünü de.

M.Çağatay Uluçay, İbrahim Gökçen ve diğer öğretmen kökenli yazarlar Manisa için büyük emek verdiler. Onları saygıyla anıyorum. Gökçen’in tabloları Manisa Kent Müzesi’ni süsleyecektir.

Teşekkür ederim Hakkı Bey

 

KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

© Telif Hakkı 2020, Format Haber Tüm Hakları Saklıdır