DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Matbaanın sosyal, ekonomi ve siyasal etkileri

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
Matbaanın sosyal, ekonomi ve siyasal etkileri

Kağıt ilk olarak Çin’de 1. Yüzyılda bulunup 8. Yüzyılda Araplarca kullanılmış 12. Yüzyılda Avrupa’ya girmiştir. Avrupa’da yayılması ise 15. Yüzyılda olmuştur. Matbaanın bulunması ve yaygınlaşmasının en önemli etkisi bilginin birikimi ve artmasında kendini göstermiştir. Bu da beraberinde uygarlığın gelişmesine ve bu gelişmenin hızlanmasına büyük katkı sağlamıştır.

Bilginin birikimi ve artmasında kendini gösterip uygarlığın gelişmesine ve hızlanmasına vesile olan matbaa 16. Yüzyıl’da yaşanan Aydınlanma sürecine, 19. Yüzyılda sanayi devriminin yaşanmasına ve 20. Yüzyıldaki dev boyutlu bilimsel ve teknolojik atılımların yaşanmasına büyük katkı sağlamıştır. Tüm bunların yanı sıra insanlık ve yaşamsal boyut açısından çok önemli olan demokrasi, insan hakları gibi bir takım temel değerlerin de matbaa sayesinde yaygınlaşıp evrenselleştiği gözden uzak tutulmalıdır. İletişim açısından değerlendirdiğimizde yeni iletişim düzeni olarak adlandırılan medyanın yazılı, sözlü ve görsel kitle iletişim ağları olarak Dünya’ya yayılmasında matbaanın yine çok önemli payı bulunmaktadır. Bu yönden ele alındığında ünlü düşünür Francis Bacon’un, “Modern çağları açan üç öğe; basımevi, barut ve pusuladır” sözünün son derece doğru ve önemli olduğunu görüyoruz.

RÖNESANS DÖNEMİNDE MATBAACILIK FAALİYETLERİ

Matbaanın 15. Yüzyılda Avrupa’da yaygınlaşmasının en önemli gerekçelerinden biri hiç kuşkusuz Rönesans döneminde hızlı bir şekilde artan talep ve zorunluluktur. Zira Rönesans döneminde kilise, manastır gibi ibadet yerlerinin sayısında büyük bir artış yaşanmış ve buralarda görev yapan başta din adamları görev yaptıkları ibadethanelerde İncil’in kopyasını ve dinle ilgili diğer kitapların bulunması konusunda baskı oluşturmuşlardı. Bunun yanı sıra dönemin soylu ve varlıklı aileleri kurdukları kütüphaneleri dolduracak eserleri temin etmek için kitaplara ulaşmak istiyorlardı. Bunun temelinde ise sadece ellerinde bulunan para ve konum itibariyle değil aynı zamanda kültür, bilgi ve eğitim yönünden de kendilerini donatmak, saygı görmek istiyorlardı. Diğer bir arayış ise daha fazla ve daha ucuz kitap elde etme ve onu yaygınlaştırma arayışıydı. Yazıcılar ise bu talepleri karşılayamaz olmuşlardı. O nedenle insanlar bir baskı yöntemi icat etmeye çalışıyorlardı. O dönemde kullanılan klişe baskı yöntemi çok miktarda kitap basılması için uygun değildi. Avrupada matbaayı icat eden kişi hakkında değişik varsayımlar ve iddialar bulunsa da yapılan araştırmalar Gutunberg ismi üzerinde karar kılınmasını sağlamıştır. Hiç kuşkusuz Gutenberg adının ön plana çıkmasında başka önemli kanıtlar da bulunmaktadır.

Rönesans’ın getirdiği kültür anlayışının, hümanizm ve yeniden yapılanma gibi faktörler yüzünden basılmış kitapların değerinin artmasına neden olması da kısa sürede matbaanın Avrupa’nın pek çok kentinde yaygınlaşmasında önemli rol oynamıştır. Matbaanın Avrupa’da gelişmesi kitap için yepyeni bir gelişme sürecini başlatmış oldu. Çünkü matbaayla birlikte ucuzlayan kitap, geniş halk kitlelerinin ulaşabileceği bir araç haline geldi ve bilgi, halka inmeye başladı. O dönemde zaten kötü koşullar altında yaşayan büyük halk kitleleri, daha kolay ulaşabildikleri bilgi sayesinde, kendini kuşatan sihir, büyü gibi batıl inançların yerine, bu bilgiyi kullanmaya başladı ve sonuçta akla dayalı, kendine güvenen yeni bir insan tipi ortaya çıktı. Batı için Rönesans anlamına gelen bu uyanış sonunda, yeni değerlere dayanan siyasal ve toplumsal bir düzen kurulmaya başlandı.

MATBAANIN EKO KÜLTÜREL YANSIMALARI

Matbaanın hızla yayılması ve kağıt baskı teknolojisinin gelişmesi kısa zamanda seribe ve yazıcıların yerine harf döken, dizen, basan, yazan ve kitabı basıp satan bireylerin ortaya çıkmasını sağladı. Bu da matbaanın kültürel olduğu kadar ekonomik bir güç duruma gelmesini sağladı.

Matbaacılığı zanaat haline getiren, girişim yeteneğine sahip kişiler az donatım ve sermayeyle adeta göçebe hayatı yaşayarak her yere taşınabiliyor ve matbaacılık mesleğini yayma başarısını gösteriyorlardı. Bu kişiler ellerinde bulunan makineleri de bir hayvana yükleyerek yer değiştirme olasılığına da sahiptiler. Latin harflerini bütün Avrupa dillerinde kullanılıyor olmasının avantajıyla bu kişiler istenmedikleri yerlerden bir başka yerleşim yerlerine kolayca giderek yayın yapma şansına da sahiptiler. Kağıt baskı teknolojisinin süreç içerisinde gelişen teknolojinin etkisiyle daha büyük bir sermayeye gereksinir duyma ihtiyacı Avrupa’ya yayılmasının ardından yaklaşık yüz yıl sonra olmuştur.

HABER MEKTUPLARI

Kağıt basma teknolojisi 15. Yüz yılın sonunda Almanya’dan İtalya’ya özellikle Venedik’e, 16. Yüz yılda da ekonomik ve politik sebeplerle Fransa’ya kaymış, 16. Yüzyıl sonunda din savaşları nedeniyle Fransa’dan da İsviçre, İngiltere ve Fransa’ya yayılmıştır. 16. Yüzyılda sermayenin de etkisiyle ilgili şirketlerin merkezleriyle şubeleri arasında, türlü politik ve ekonomik haberler içeren haber mektupları serbestçe dolaşmaktaydı. Bu mektuplar ticari çıkar sağlamak isteyenler tarafından da kullanılıyordu. Matbaacılar bu mektupları daha geniş kitlelere ulaştırarak kamuoyu oluşturmada daha etkin bir yol oluşturmayı tasarladılar. Böylece “haber kitapları” şeklinde basılarak piyasaya sunuldu. Bunlar tüm Avrupa’da büyük ilgi görmüş ve sayıları 1590-1610 yılları arasında yalnız İngiltere de dört yüz elliye ulaşmıştır. Haber kitabı alışkanlığı sürerken matbaacılar daha güncel ve sınırlı konulu “haber yaprakları” yayınlanma yolunu tuttular. Avisa, Zeitung, Gorontos, Relation gibi adlarla piyasaya sunulan bu yayınların başlıca özelliği dış politika ve ekonomi konularında özet fakat yönlendirici bilgiler vermeleriydi. Bu yapıya bir de belli aralarla yayınlanma süreklilik niteliği eklenince gazete başlamış oldu. Bu nitelikleri içeren ilk yayının Wolfenbüttel (Almanya) da 1609’da yayınlanan “Avise oder Zeitung” olduğu sanılıyor. İlk günlük gazeteyse 1660 yılında çıkan “Leipziger Zeiung”dur.

OSMANLI’YA İLK MATBAANIN GELİŞİ

Osmanlı’ya ilk matbaanın gelmesi ise Lale Devrinin etkisiyle olmuştur. III. Ahmet’in saltanatının Pasarofça’dan sonraki on iki yılına, ince bir zevkin ve kültürel girişimlerin simgesi olarak Lale Devri” denir, Osmanlı süsleme sanatlarında hatta mimarisinde Avrupai motiflerin ilk kez görülmeye başladığı bu dönemde orduda ve kültür hayatında da Avrupa örneğinde yenilikler ortaya çıkmaya başladı. Örneğin, Osmanlı ülkesinde çeşitli dillerde kitap basıldığı halde, devletin asıl dili olan Türkçe basım görülmemişti o döneme kadar Türkçe kitap basan ilk basımevi Lale Devri’nde kuruldu. Lale Devri, yüz yıl sonra Tanzimat Dönemi olarak ortaya çıkacak olan Osmanlı düşünce uyanışının da başlangıcıydı. Osmanlı Devleti’nde İbranice, Rumca, Ermenice ve Latince dillerindeki eserler matbaada basılmıştı ama Osmanlı Türkçesi için matbaa kullanılmamıştı. Yeni matbaanın kurulması ve işletilmesi için İbrahim Müteferrika seçildi. Müteferrika kendisine verilen bu önemli görevin hemen ardından risaleyi yazarak matbaanın önemine ve matbaanın devlete ve millete sağlayacağı faydalara değinmiştir. Müteferrika, risalenin sonunda matbaasında fıkıh, tefsir, hadis, kelam konulu değil ancak lügat, tarih, tıp, fizik ve astronomi ve bunlarla alakalı coğrafya alanında kitapları bastıracağını ve bu maksatla sultanın fermanına, şeyhülislamın fetvasına ve ulemanın en önde gelen mensuplarının takrizlerine muhtaç olduğunu beyan eder. Aynı fermanla matbaasında üç veya dört musahhihin tayin edilmesini de rica eder. Okuyucuların ilk basılan kitaplara güveninin sağlanması için söz konusu ferman, fetva ve takrizler matbaanın ilk baskısında aynen neşredilecektir. Bu devrede yıllık yayın ortalamasının büyük bir sıçrama yaparak birden bire kırkın üstüne çıktığı görülmektedir. Tanzimat hareketi eğitim ve kültür alanında büyük bir etki yaratmıştır. Bu dönemle birlikte, İslam dini, askerlik, fen, tıp, nazım, münşeat, roman, hikâye, masal, öğretici kitaplar gibi çeşitli konularda eser veren gerçek bir yayın hayatı başlamıştır.

YORUM YAP