reklam
reklam
DOLAR 32,8248 % 0.04
EURO 35,2439 % -0.18
STERLIN 41,7711 % -0.2
FRANG 36,7168 % -0.28
ALTIN 2.450,67 % -1,57
BITCOIN 64.380,00 -0.353
reklam

POPÜLER KÜLTÜR VE MÜZİK

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam

Kültür, toplumsal bir üründür. Çünkü insan doğumundan ölümüne kadar bir toplum içinde yaşar. Örneğin, dünyaya gözlerini yeni açan bir çocuk dilini, dinini, yiyip-içmesini, giyinip-kuşanmasını çevresini, sosyal yaşantısını, değerlerini, normlarını bir kültür çevresinde öğrenir. Bu açıdan baktığımızda kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendiklerini ve paylaştıklarını kapsayan bir kavram olup, bilimlerin incelediği hemen her şey kültür tarafından biçimlendirilmiştir. Dolayısıyla kültür doğuştan gelen kalıtımsal bir özellikler değil, sonradan kazanılan öğrenilmiş özelliklerdir.

Kültürün en önemli unsurlarından biri de müziktir

Türk müziği, coğrafi yönden oldukça geniş bir alana yayılmış, değişik coğrafyalarda değişik şekillerde gelişimini sürdürerek kendi içerisinde son derece renkli ve zengin bir yapı oluşturmuştur. Anadolu da bu coğrafyalardan birisidir. Anadolu’nun, her bölgesinin her şehrinin hatta bazı ilçelerinin bile kendine özgü bir müzik icrası vardır.

Eski çağlardan beri etkinliğini sürdüren müzik, günümüzde yukarıda da ifade edildiği gibi bireyi ve sevgiyi ön plana çıkaran öğeleriyle gelişimini sürdürmektedir. Günümüzün gelişen ve değişen şartlarında müzik, toplumun hemen her kesiminin günlük yaşamlarında rastladığı, faydalandığı ve kimi zaman sorunlarına çözüm aradığı bir unsur haline gelmiştir. Birbirinden farklı temel bazı türlerini ve bunların çok çeşitli alt türlerini bünyesinde barındıran müzik, her türü ile toplum hayatının pek çok alanında kimi zaman öncü, kimi zaman destekleyici, kimi zaman da belirleyici roller üstlenmektedir.

Popüler kültür, en genel anlamıyla hızlı üretilen ve hızlı kaybolan, tarihsel önem, derinlik ya da süreklilik iddiası olmayan insanların sahip olduğu kültürel özellikler olarak ele alınmaktadır.

Popüler kültür kavramı yoğun bir şekilde tüketimi olan ve toplum içerisinde yaygınlık gösteren, gündelik olarak yaşanan kültür anlamında kullanılmaktadır. Ancak popüler kültür ürünlerini tercih edip tüketmek suretiyle, bunun gerçekte halkın ürettiği bir kültür olup olmadığı önemli bir tartışma konusudur

Popüler kültür paralelinde gelişen popüler müziklerin dinlenme düzeylerinin, sadece Türkiye’de değil özellikle batı dünyasında da diğer müzik çeşitlerinin önüne geçtiği bilinen bir gerçektir. Ancak Türkiye’deki bu gelişmenin Batı dünyasındakinden daha sancılı olduğu söylenebilir. Çünkü Batıda popüler müziğin ortaya çıkışı, gelişimini büyük ölçüde gerçekleştirmiş olan klasik veya sanat müziklerini takip etmiştir.

Ülkemizde ise geleneksel müziklerimiz ile çoksesli müziklerimiz arasındaki meşruiyet kavgası yeni yeni sonlanıp, bu müziklerin gerçek sorunlarına odaklanılmışken, tüm bu çalışmaların ve tartışmaların dışında gelişen birtakım sentezci popüler müzikler sahneye çıkmış ve geniş halk kitlelerince benimsenmişlerdir.

Bu bakış açısıyla tanımlamak gerekirse popüler müzik; başta ritmik yapısı ve akılda kalıcı kolay ezgilerinin yanı sıra, farklı akustik ve elektronik enstrümanların kullanımı ile daha çok gençliği peşinden sürükleyen, genellikle dans etmek veya eğlenmek amacı ile icra edilen müzik türüdür.

Oldukça yeni bir kavram olan popüler kavramı orta çağda halk anlamı kullanımıyla başlamıştır. Günümüzde çoğunluk tarafından “sevilen ve seçilen” anlamındadır.

Popüler müzikler çoğunlukla onu tüketen insan için, hem olanakları doğrultusunda çalışma ortamında, hem de işten arta kalan boş zamanını değerlendirirken tükettiği bir müziktir. Aynı şekilde bu müzikler, sanayileşme ve makineleşmenin sistemin dışına ittiği işsizler için de var olan sürekli boş zaman olgusuna büyük ölçüde eşlik etmektedir.

Popüler müziğe ilişkin tanımlamalar da müziğin kendisine ilişkin tanımlamalarla aynı oranda karmaşıktır. Ancak popüler müziğin bir kültürel fenomen olarak, endüstrileşmiş toplumlarda sanat ve halk kategorilerinin yanında üçüncü bir tür olduğu gerçeği tartışmasız bir ön kabulü gerektirir.

Özellikle 19. yüzyıldan beri popüler müzik, bir tür olarak tanımlanmakta ve oluşumunu sürdürmektedir. Popüler müzik türlerine, içerik, teknik ve estetik açıdan atfedilen önem, kendisine göre daha klasik olan müzikal yapılarla karşılaştırılması esasına göre belirlense de, popüler müzikler, belli bir anlayışın ve ihtiyacın ürettiği müzikler olmasının yanında, başlı başına bir müzik türü olarak ta önemli ve değerli müziklerdir.

Popüler müzikler, çok esnek yapılarıyla her türlü değişime kolaylıkla adapte olabildikleri için, belki de tüm zamanlarda varlıklarını sürdüreceklerdir.

Popüler müzik kavramını, bireyden tüm insanlığa, bulunduğumuz andan tüm zamanlara kadar genişletebiliriz. Hiç popüler olmayan bir müzik parçası, medya desteğiyle, bir anda tüm dünyanın ilgi odağı haline gelebilir ya da medyanın ilgisini azaltması popüler bir eserin popülaritesini azaltabilir. Öte yandan bugün İnternet teknolojilerinin ve geniş bandın (broadband) yaygınlaşması, kullanıcıların internet üzerinden video ve müzik elde etmelerini kolaylaştırmıştır

Bu sistem içerisinde günümüzde popülarite ve yaygınlık kavramları da yeniden şekillenmiştir. Dolayısıyla popüler olmaya aday pek çok eser veya benzer yapıtlar, aynı zamanda çok çabuk yayılarak kullanılmak ve belki de kısa zamanda tüketilmek gibi bir sonuçla karşılaşabilmektedir. Diğer yandan popüler kavramının bir diğer ifade biçiminden yola çıkılarak pop müzik ismi ortaya atılmıştır. Pop müzik, popüler teriminin kısaltılması yoluyla elde edilmiş bir ifade olup genelde bütün popüler müzik türlerinden yararlanılarak oluşturulmuş bir isimdir. Fakat pop müzik kavramı popüler müziğin içerisinde daha güncel, eğlenceye dönük ama daha geçici ve basit bir tür olarak da öne sürülmektedir.

Pop müzik için kimi otoriteler tarafından popüler müzik içerisinde; dansa, gençlere, kolay anlaşılır ve basit olmaya, gelip geçmeye uygun bir alt tür olduğu söylenmektedir. Pop müzik 1950’li yıllardan sonra özellikle gençleri hedefleyen müzikler dizisini anlatmak için popüler müzik teriminden kısaltılarak müzik literatürüne girmiştir. Pop müzik, pazarlanabilir unsurlarla, yani metalarla uğraşan bir popüler kültür ürünü, tüketim kültürüdür. Popüler müzik kültüründe dinleyici yani; popüler müzik deyimi ile hedef kitle, sanılanın aksine ne sunulursa alan bir kesim değil, daha çok kendi estetik beğenisi doğrultusunda hareket ederek ürünü tüketen bir kesimdir. Bir başkasına göre son derece kötü olan bir süs eşyasını ya da ev eşyasını alıp kullanan bir kişi bile kendi estetik zevki veya düşüncesi doğrultusunda hareket etmiştir.

Popüler müzik sektörünün kendi talebini kendisinin oluşturduğu söylenmektedir. Fakat bu talebi yaratan popüler müzik sektörü hedef kitlenin isteklerini, kültürel düzeyini, beğenilerini ve ekonomik seviyesini de göz önünde tutmak zorundadır. Zira hedef kitlenin çıkan ürünü beğenmesinin ötesinde bir sonraki ürünü de beğenmesi için bu ayrıntı önemlidir.

Türk Pop Müziği

Cumhuriyetin ilk kırk yılında popüler müzikler, toplumun batı kültürü ile yakınlaşmanın bir sembolü olarak görülmekteydi.

Başlangıçta “tango” popüler müzik kategorisinde yaygınlaşmaya başlamış, kısa bir süre sonra ise Swing, Latin ve Jazz müziğinin çeşitleri popüler müzik sınıfına girmişti.

1950’li yıllarda tüm dünyada yaşanmaya başlanan Rock’n Roll etkisi ülkemizde de özellikle gençler arasında ilgi görmüştür.

1960’lı yıllarda Amerikan popunun serpintileri Türkiye’ye de gelmiş, ancak bu stil pek benimsenmediği için Türkçe sözlü şarkılar öne geçmiştir. Bu dönem popüler müzikte yapılan çalışmalar geleneksel müziklerimiz ile çoksesli müzikler arasında köprü kurarak yeni bir beğeni oluşturma çabaları olarak özetlenebilir.

1980 sonrası Avrupa pop müziğinin etkilerinin görüldüğü akımların yanında Hafif Türk Sanat Müziği gibi pop müzik çalgılarıyla etkin altyapı eşlikleri ile bezenmiş bir müzik türü ortaya atılmıştır. 90’lı yıllarda teknolojinin ilerlemesi ve kanal sayısının artması ile günümüze değin disko ve rock tarzı pop müziklerin yerli örnekleri oldukça artmıştır.

Cumhuriyet politikalarının bir sonucu olarak kültürel tartışmalarda alaturka-alafranga, teksesli-çoksesli çekişmesi dolaylı olarak da olsa Türkiye’nin hep Doğu ağırlıklı ve Batı ağırlıklı olmak üzere iki türlü popüler müziği olmasını sağlamıştır. Bunlardan birincisi Doğu etkisindeki Türk müziği ya da doğrudan Arap müzikleri, 1950’lerde serbest icra, 60’lardan

sonra da arabesktir. Diğeri de 1960’lara kadar Batı etkili ya da taklidi olan caz, tango, rock’n roll, Anadolu Pop, aranjman, Türk Hafif Müziği gibi türlerdir.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinde meydana gelen gelişmeler, ulaşım imkânlarının çoğalması, yazılı ve görsel medyanın geniş kitlelere ulaşabilme imkanı elde etmesi, ekonomide meydana gelen gelişmeler, eğitim-öğretim imkânlarının artması Geleneksel müziklerimizde de bir takım gelişmelere yol açmıştır. Özellikle önce Radyo, sonrasında ise televizyon yayınlarının yaygınlaşması, sonrasında ise internet adı verilen bilgi dolaşım ağının gelişmesi son 50 yıl içerisinde meydana gelen değişimleri hızlandırmıştır.

Kitle iletişim araçlarının artması, bilgisayar ve internetin yediden yetmişe herkesin vazgeçilmezleri arasında yer almaya başlamasından, Türk popüler müziği de nasibini almış, dünyadaki pop müzik akımları Türkiye’deki yeni nesil müzisyenleri de etkilemiştir. Önceleri yabancı bestelere Türkçe söz yazma şeklinde başlayan bu akım, daha sonra, yerini hafif batı müziği ile Türk halk müziğinin kaynaştığı yeni ve özgün bestelere bırakmıştır.

Günümüzde Türkiye Müzik Coğrafyasının genel görünümü, ağırlıklı olarak güncel, popüler müziklerin kendi içlerinde farklılaşmış pek çok türüyle, halk müziğinin otantik, beste, melez biçimleri, Türk sanat müziğinin klasik ve güncel popüler türleri, batı müziğinin klasik ve popüler türleri, farklı etnik grupların ve farklı ülkelerin müziklerinin sergilendiği, sürekli tekrar edildiği, üretildiği veya ithal edildiği bir görüntüyü yansıtmaktadır. Bu durum, haklı olarak bazı sitem ve eleştirilerin odaklandığı anormal bir yapı olarak görüldüğü gibi çok hızlı değişimin ve teknolojik iletişimin şekillendirdiği ve demokratik süreçlerin de olanakları ile etkileşen yeni insan tipinin, değer-estetik-beğeni anlayışlarının tüketime yansımış durumu olarak da görülmektedir.

Son zamanlarda ülkemizde yazılı ve görsel basının önemle üzerinde, durmaya başladığı, Türk popu adı verilen, aslında net olarak ne olduğunun, hangi çeşit müziklerden bileşmiş olduğunun saptanması gereken, birçok değişik müzik öğelerinin karışımıyla oluşmuş müzik üzerindeki, haberler, yorumlar, dedikodular, talk şov, forum gibi toplantı televizyon programları, halkımızı bilinçlendirmeden uzaktır. Bu durumun farkında olmayan halk medyada sunulanları doğru kabul etmekte ve yanlış sonuçlara sürüklenmekte ve hızlı teknolojik gelişmeleri bilinçsiz kullanarak yapay beğeni oluşturulmaktadır.

Tarihsel açıdan bakıldığında, günümüz Türkiye’sinde transformasyon olarak nitelendirilen sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel değişme sürecinin, 19. yüzyılın sonlarından itibaren başladığı ileri sürülebilir. Önce Osmanlı Devleti’ndeki “Tanzimat Dönemi” uygulamalarıyla belirginleşmeye başlayan “modernleşme” ya da uygulamalardaki içerik açısından daha çok “batılılaşma” eğilimlerinin, 1923’te ilan edilen, Türkiye Cumhuriyeti ile kesinleşmiş olması, bir rastlantı değildir.

Modernleşme adı altında yaşanan değişim süreci, Türkiye’de kültürel anlamda geleneksel yapıların çözülmelerine yol açmıştır. Bununla birlikte, sosyokültürel açıdan, Türkiye toplumu, yeni alışkanlıklar, tutumlar ve davranış tarzları da geliştirmiş ve geliştirmektedir. Daha bilimsel bir ifadeyle, kültürleme-kültürlenme ve kültürleşme süreçlerinin iç içe geçmesiyle, Türkiye toplumu, yeni bir kültürel yapıya doğru, sürekli bir değişim arz etmektedir.

Türkiye, 1980’lerden başlayarak, dönemin siyasetçilerinin de açıkça ifade etmiş oldukları gibi bir “transformasyon” yaşamaktadır. Transformasyon; siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda, bir yandan üzerinde düşünülmesi gereken yeni değerler yaratmakta; diğer yandan da var olan değerler üzerinde kimi dönüşümlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Gerçekleşen bu dönüşüm sürecinden en çok etkilenen alanlardan biri de kültür ve sanat olmuştur. Bu süreç içerisinde sanatın ve özellikle müziğin kendi içerisinde gösterdiği değişim ve gelişmeler, farklı türler ve uygulamalar olarak karşımıza çıkmış ve ticari müzik kavramını sanatsal endişelerin önünde tutmuştur. Müziğin mal olması ve pazar yapısının gelişmesiyle birlikte şarkı söz yazarları, o şarkıyı söyleyen sanatçı ve o müziği ya da şarkıyı dinleyen arasındaki ilişkilerde değişmiştir. Müzik serbest pazarda önemli bir konumda oturmaktadır. Oluşan pazar ideolojisine göre, diğer, ürünlerde olduğu gibi müzikte de serbest piyasa halka istediğini vermektir.

Günümüzün müzik piyasası içerisinde bireylerin müzik zevkini ve dolayısıyla ticari kaygıyı getiren unsurlar, hedef aldığı kitle olan bireyleri de birbirinden farklı müzik türleri içerisinde değerlendirmek zorunda kalmaktadır. Birey kendi beğenisini oluşturan ve duygularını yönlendiren müzikleri çevresindeki müzikler içerisinden tercih etmektedir.

Bireyin içinde doğup büyüdüğü, geliştiği, yetiştiği, çalıştığı, yaşamını sürdürdüğü ve giderek ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu genel müzik çevresi ve genel müzik yaşamı da farklı öğelerden, özellikle de farklı müzik türlerinden oluşan çok yönlü bir bütündür. Bu bütün çevrede yaşayan müzik türlerinin tümünü kapsar. Bireyin çok yönlülüğüyle müziksel çevrenin ve müziksel yaşamın çok yönlü bütünlüğü, aralarındaki etkileşim yoluyla birbirine yansır, birbirini belirler, bu karşılıklı yansıma ve belirleme süreci içinde birbirini tamamlar ve bütünler.

Böylesine bir bütünlük içinde yaşayan bireyin içinde bulunduğu genel müzik yaşamı ile aldığı genel ya da mesleki müzik eğitimi arasında doğrudan, birbirine bağlı ve birbirini etkileyerek değiştiren yakın ilişkiler vardır. Bu tespitlerden de anlaşılacağı üzere gerek genel müzik eğitimi, gerekse müzik eğitimcisi yetiştirme süreçleri içerisinde günümüzde yaşamakta olan müzik türlerini bütün olarak görmek ve değerlendirmek kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Ülkemizin kültürel ve sosyal yapısı içerisinde hem müzik eğitimi alan bireylerin, hem de müzik eğitimi veren öğretmenlerin yaşayan müzik türlerini analiz ederek ve değerlendirerek faydalanması ve gerektiğinde eğitim süreci içerisinde kullanması, günümüzün önemli gereksinimlerinden biridir.

KAYNAKÇA

Aksu, C. (2008). Türk Müzik Devrimine Güncel Bakış Sonuçtan-Sürece, SüreçtenGünümüze Yeni Çıkarımlar. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi, 13, 17 – 26.

Barış, D. A., Ece, A. S. (2007). Cumhuriyetten Günümüze Toplumsal Kültürel Değişim Sürecinde Müzik ve Müzik Eğitimi. 38. Uluslar arası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi (ICANAS), 10 – 15 Eylül, Ankara.

Doğan , İ. (1998). Sosyoloji. Sistem Yayıncılık, İstanbul.

Ekici, S. (2004). Popüler Kültür’ün İcra Ortamı Bağlamında Medya – Türk Halk Müziği İlişkisine Dair Bazı Tespit ve Öneriler. Türklük Bilimi Araştırmaları Dergisi (TÜBAR), 16, 181 – 189.

Elbaş, O. (2002). Günümüz Türkiye’sinde Müzik Kültürünün Tarihsel Kökleri. 21.YY. Başında Türkiye’de Müzik Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 15 – 16 Mart, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, Ankara.

Erkan, H. (1998). Kültür Politikamızda Yeni Boyutlar. Kültür Bakanlığı Yay., Ank.

Kafesoğlu, İ. (1997). Türk Milli Kültürü. Ötüken Yayınları, İstanbul.

Kaplan, M. (1977). Türk Milletinin Kültürel Değerleri. Milli Eğitim Basımevi, İst.

Kaya, K., Baysal, H., Kurt, E. V. (2007). Popüler Kültür Bağlamında Müzik Yarışması ve Magazin Programlarının Üniversite Gençliği Üzerindeki Etkileri (SDÜ Örneği). Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 12(3), 35 – 52.

Kongar, E. (1981). Toplumsal Değişme Kuramları Ve Türkiye Gerçeği. Remzi Kitabevi, İstanbul.

 

 

 

 

 

reklam

YORUM YAP