DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

SİVİL TOPLUM (I)

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
SİVİL TOPLUM (I)

Demokrasinin yeterince gelişip kurumsallaşmadığı toplumlarda sivil toplum dediğimiz, kamunun gönüllü denetçiliğini yapan, halkın sorunlarına sahip çıkan ve toplum yararına çalışan, devletten özerk ya da bağımsız, tek renkli değil heterojen yapıda kuruluşların önemi daha çok ortaya çıkmaktadır. Çünkü demokrasinin geliştiği; halkın temel hak ve özgürlüklerini verilen mücadele sonucu aldığı toplumlarda sivil toplum duyarlıdır. Bu tür toplumlarda halk, haklarına sahip çıkmakta ve aramaktadır.

Sivil toplum kuruluşları, katılımcı demokrasinin oluşumu ve tabana yayılması için zorunludur.

Türkiye gibi gerekli mücadeleyi vermeden Cumhuriyet rejimine geçen ve demokrasisi gelişmemiş, bunu bir hak değil, iyilik gibi gören toplumlarda, “padişahım çok yaşa; lider ne derse o doğrudur; devlet her şeyi daha iyi bilir; devletin malı deniz, yemeyen domuz; bana dokunmayan yılan bin yaşasın; bal tutan parmağını yalar; üzümünü ye, bağını sorma; köprüden geçene kadar ayıya dayı de; …” anlayışı geçerlidir.

Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi Genel Başkanlıkları, Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlık yapan rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, devamlı kullandığı bir kavram vardı; “Hâkim devlet değil, hadim devlet” derdi. Bu sözlerle hükmeden değil, hizmet eden, hizmetkâr devlet kastedilmektedir. Çünkü çağdaş demokrasilerde devlet, vatandaşına hizmet etmek için vardır ve her hak sahibine de, hakkını vermek zorundadır.

Bizim bazı yanlış anlayış ve değerlendirmelerimiz mevcudiyetini hâlâ korumaktadır.  Örneğin, haklı olduğumuz bir davayı kazandığımızda hâkimlere, “Allah razı olsun!” der; Devletten hakkımız olan bir şeyi aldığımızda, “Allah sizi başımızdan eksik etmesin!” diye dua ederiz. Aslında hâkimlerin ve kamu görevlilerinin yaptığı, bir hakkın tanınıp teslim edilmesidir. İlgililer, hukukun kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmişlerdir.

Tabii ki bunda yılların koşullandırılmışlıkları da rol oynamaktadır. Kamu görevlilerinin kendilerini, vatandaştan üstün görmeleri, onları güdülecek varlıklar gibi değerlendirmeleri söz konusudur. Çok uzun yıllar devlet, hep almasını bilmiş, vermesini bilmemiştir. Bunu en iyi anlatan, Osmanlı döneminde söylenmiş bir anonim deyişimizde,

Şalvarı şaltak Osmanlı,

Eğeri kaltak Osmanlı,

Ekmede yok, biçmede yok,

Yiyende ortak Osmanlı.

Denilmiştir ki; bu hiciv, geçmişimizi çok güzel özetlemektedir. Vergi veren, askere giden, savaşlarda ölen hep halk çocukları olmamış mıdır?

Bizde kamu görevlisi dediğimiz bazı devlet çalışanları, kendilerini halktan üstün gördükleri ve uzak kaldıkları, özetle ayrıcalıklı saydıkları için; hizmet veren kadar hizmet alan da olduklarını unutmaktadırlar. Özellikle kerameti kendinden menkul bir kısım siyasetçilerimiz ve üst düzey bürokratlarımız,  bulundukları makam ve mevkileri geçici değil, ölünceye kadar kendilerine ait  varsaymaktadırlar!

Bu konuda herkesin ders alması gereken güzel bir Nasrettin Hoca fıkramız vardır. Bir gün Hoca’ya, “Kimsin?” diye sormuşlar. “Hiç kimseyim!” demiş. Dudak büküp, önemsemediklerini görünce bu kez Hoca sormuş, “Sen kimsin?”; karşısındaki adam kabararak, “Mutasarrıfım!” deyince; “Sonra ne olacaksın?” demiş?”; “Herhalde vali olurum!” cevabını alınca; “Daha sonra?” diye üstelemiş; “Belki vezir!” cevabı gelince; “Daha sonra?” demiş; “Bir ihtimal  sadrazam olurum!” cevabı verilince; “Daha sonra, daha sonra?” diye sorgulamasını sürdürmüş; “Hiç!” cevabı üzerine de, “Ben şimdiden o mevkideyim” diye konuşmasını noktalamış.

Demokrasilerde ilke; siyasetçi ve kamu görevlilerinin, vatandaştan kanunlara uymalarını ve edimlerini yerine getirmelerini isterlerken, kendilerinin de hukuka uygun şekilde görevlerini yapmaları, hizmet veren oldukları kadar, kendilerinin  de birer vatandaş olarak hizmet aldıkları ve hesap vermeleri gerektiğidir.

Ancak bizde öyle uygulamalar olmaktadır ki, Manisa Büyükşehir Belediyesi gibi bazı belediyelerimiz, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve buna bağlı olarak yürürlüğe konulan Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliğine göre, 65 yaş ve üzeri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını, nüfus cüzdanı veya nüfus kimlik kartlarını gösterdiklerinde, şehir içi ulaşım hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlandırmaları gerekirken; hukuka aykırı olarak biniş sınırlaması, para vererek kart çıkartma ve her yıl vize yaptırma gibi yükümlülükler getirmekte; çok kez bu tür kararlara muhalefet partileri de katılmaktadır. Bu durumda söz, sivil topluma düşmektedir. Vatandaşların, idarelerden hukuk kurallarına uymalarını istemeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından doğan hak ve görevleridir.

Dünyanın ilk anayasası olan ‘Magna Carta’nın (Büyük Sözleşme – Büyük Ferman) ortaya çıkış nedeni de keyfiliğin önünü kesmektir. Tüm çağdaş demokrasilerde ana ilke, halkın hesap sorması ve yönetenlerin de hesap vermesidir. Bu kural, kağıt üzerinde göstermelik olarak kalmamalı, hayata geçirilmelidir. Verdiğimiz vergilerin nerelere harcandığını merak ediyor, usulsüz kamu harcamaları olmasını istemiyor, çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak hesap sormak zorundayız.

Özellikle yargının kontrol altında olduğu, TBMM’nin işlevinin kısıtlandığı, Sayıştay denetiminin arzulanan seviyede işlemediği, teftiş kurullarının bağımsız değil idareye bağlı bulunduğu, basının özgür olmadığı Ülkemizde, örgütlü sivil toplumun etkin olması ve sesini duyurması çok önemlidir.

Sözün özü: Bu haklar ve görevler ne kadar iyi kullanılır ve yapılırsa; demokrasimiz o kadar ileriye gidecek ve çağdaşlığa o kadar yaklaşmış olacağız. Plüralist (çoğulcu) demokrasinin gereği budur. Hepimizin, birer ‘hiç kimse!’ olduğumuzu ve olacağımızı hatırımızdan çıkarmayalım! Her zaman ve her yerde demokrasi; hak, görev ve sorumluluk…

———-+———-

 

Güzel Sözler

Toplumsal gelişmenin de çürümenin de temelinde yöneticilerin tavrı yatar. Mustafa Kemal Atatürk

Sorumluluk, büyük olmanın bedelidir. Winston Churchill

Düşünürlerin aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır. Condorcet

Bir toplumda yasalar bir kişinin isteğine göre hazırlanırsa, o toplumda insanlık ve adalet bulamazsınız. Oscar Wilde

YORUM YAP