Kültür-Sanat

Yazar Byung-Chul Han’a göre Covid-19 gizli sosyal farklılıkları ortaya çıkardı

'Salgın nedeniyle bir biyopolitik gözetleme rejimine doğru ilerliyoruz!'

Güney Koreli kültür kuramcısı, felsefeci ve yazar Byung-Chul Han’a göre Covid-19, gizli sosyal farklılıkları ortaya çıkardı:

‘‘Birleşik Devletleri düşünün. Diğer gruplarla kıyaslandığında, çok daha fazla sayıda Afro-Amerikalı ölüyor. Aynı durum Fransa için de geçerli. Paris’i düşük gelirli kenar mahallelere bağlayan metro vagonları tıka basa doluysa sokağa çıkma yasağının ne anlamı var?’’

Han, modern toplumu eleştiren önemli seslerden birisi. Onunla İspanya merkezli uluslararası haber Ajansı EFE muhabirleri Carmen Sigüenza ve Esther Rebollo röportaj yaptı; dergideki söyleşiyi Ayşen Tekşen çevirdi.

Covid-19 ölümleri toplumsal konumları açığa çıkarıyor

Yazar Byung-Chul Han, Covid-19 ‘a bağlı ölümleri değerlendirirken ‘demokratik olmadığını ama sosyal konuma bağlı olduğunu’ ifade ediyor.

‘‘Ölüm demokratik değildir. Covid-19 hiçbir şeyi değiştirmedi. Ölüm hiçbir zaman demokratik olmamıştı. Özel olarak salgın ise toplumlardaki farklılıkları ve toplumsal değişimi açığa çıkarıyor. (Mesela) Banliyöden gelen göçmen kökenli yoksul emekçiler temastan kaçınamaz ve Covid-19 nedeniyle ölür. Bakıcılar, fabrika çalışanları, temizlikçiler, satıcılar ya da çöpçüler evden çalışamaz. Öte yandan, zenginler şehir dışındaki villalarına çekilirler. Dolayısıyla, salgın sadece tıbbi değil aynı zamanda sosyal bir sorundur.

Covid-19 bize ikinci sınıf bir toplumda yaşadığımızı gösterdi

‘’Almanya’da ölü sayısının o kadar yükselmemesinin bir başka nedeni de sosyal sorunların diğer Avrupa ülkeleri ve ABD’deki kadar ciddi olmamasıdır. Almanya’daki sağlık hizmetleri sistemi ABD, Fransa, İngiltere ya da İtalya’dakinden çok daha iyi durumdadır. Covid-19 bize ikinci sınıf bir toplumda yaşadığımızı gösterdi.

A member of the Iranian army walks past rows of beds at a temporary 2,000-bed hospital for COVID-19 coronavirus patients set up by the army at the international exhibition center in northern Tehran, Iran, on Thursday, March 26, 2020. (AP Photo/Ebrahim Noroozi)

Bu salgın bedenlerimizin kontrolünü ele geçiren dijital biyopolitikanın küresel olarak yerleşmesini sağlayacak.

‘’ Batı, salgın şoku karşısında liberal ilkelerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Sonra da özgürlüğümüzü kalıcı olarak kısıtlayan bir biyopolitik karantina toplumuyla karşı karşıya kalacağız…

Salgın nedeniyle bir biyopolitik gözetleme rejimine doğru ilerliyoruz. Bu salgın şoku, sürekli olarak sağlık durumumuzu izleyen bir biyopolitik disiplin toplumunda, denetleme ve izleme sistemiyle bedenlerimizin kontrolünü ele geçiren dijital biyopolitikanın küresel olarak yerleşmesini sağlayacak.”

Han’a göre salgın göz önüne alınarak, temel hakların radikal biçimde kısıtlanması hiç tartışmasız kabullenildi.

”Virüse verdiğimiz panik tepkisi toplumumuzda bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor.” dedi.

Bugün aşırı uçlara taşınan bireysel özgürlük, bizzat sermaye fazlasından başka bir şey değildir.

‘’Küreselleşmenin ilkelerinden biri de kârları maksimize etmektir. Örneğin, koruyucu maske ya da ilaç gibi tıbbi ürünlerin üretimi Asya’ya taşınmıştır. Bu durum, Avrupa ve ABD’nde pek çok yaşama mal oldu. Sermaye insan sevmez. Artık insanlar için değil sermaye için iş yapıyoruz. Bugün aşırı uçlara taşınan bireysel özgürlük, bizzat sermaye fazlasından başka bir şey değildir. Kendimizi tatmin ettiğimiz inancıyla kendimizi sömürüyoruz. Ama gerçekte birer hizmetçiyiz. Kafka, öz-sömürünün paradoksal mantığına dikkat çekmiştir: hayvan, kırbacı efendinin elinden çekip alır ve efendi olmak için kendini kırbaçlar. Neoliberal rejimde insanlar böylesine saçma bir durumdadır. İnsanlık, özgürlüğünü geri kazanmalıdır.

Koronavirüs ve yarattığı sonuçlar dünya düzenine etkisi ne olur? Çin, ABD karşısında güçlenir mi?

‘’Olasılıkla Covid-19 Avrupa ve ABD için hayra alamet değil. Virüs fiziksel bir sınavdır. Liberalizme pek de değer vermeyen Asya ülkeleri -Batı için hayal bile edilemez olan- dijital biyo-politik gözetlemelerin yardımıyla hızla salgını kontrol altına aldılar. Avrupa ve ABD sürüklenip duruyor. Salgın karşısında pulları dökülüyor. Zizek virüsün Çin rejimini devireceğini iddia etti. Zizek yanılıyor. Bunların hiçbiri olmayacak. Virüs Çin’in gelişimini durduramayacağı gibi tam aksi olacak. Çin şimdi salgına karşı başarılı bir model olarak kendi otokrat gözetleme devletini de satacak. Eskisinden daha büyük bir gururla, dünyaya kendi sisteminin üstünlüğünü gösterecek. Covid-19 dünya gücünün biraz daha Asya’ya doğru kaymasını sağlayacak. Bu açıdan bakıldığında, virüs bir dönemin bitişine işaret eder.”

Byung-Chul Han kimdir?

Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı. 1959’da Seul’de doğan Han, 1980’lerde Almanya’ya taşınarak felsefe, Alman edebiyatı ve Katolik teolojisine yoğunlaştı. Freiburg’da doktorasını tamamladıktan sonra 2000 yılında Basel Üniversitesi’nin felsefe bölümüne katıldı. Akademik kariyerine çeşitli üniversitelerde devam eden Han, araştırmalarında on sekiz, on dokuz ve yirminci yüzyıl felsefesi, etik, fenomenoloji, kültür kuramı, estetik, din, medya kuramı ve kültürlerarası felsefe gibi konulara yöneldi. Günümüz toplumuna dair derinlikli çözümleme ve eleştirileriyle dikkat çeken Han, 2012 yılından beri Berlin Sanat Üniversitesi’nde ders veriyor. Bazıları birçok dile çevrilmiş on altı kitabı bulunan yazarın eserleri arasında şunlar sayılabilir: Şiddetin Topolojisi, Şeffaflık Toplumu, Zamanın Kokusu, Psikopolitika, Eros’un Istırabı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı