Köşe Yazıları

BAŞKANLIK SİSTEMİ’ NİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ

Seçim sistemi düzenlenirken elbette Siyasal rekabet konularının da tartışılması gerekiyor.

Türkiye 24 Haziran seçimleriyle Başkanlık sistemine geçti; şimdi mevzuat hükümleri ve uygulamalarının nasıl bir seyir izleyeceğini takip ediyoruz.

Son günlerde bu konuda bazı hazırlıkların sürdürüldüğünü biliyoruz.

Öncelikle küçük bir hatırlatma yapalım, ‘Başkanlık Sistemi’ referandum sürecinde tartışılmayan ya da yeterince bilgilendirilmeyen bazı hususlarda gözü kapalı ‘evet’ diyenlerin şimdilerde bazı özeleştiriler yaptığını görüyoruz; keşke alınacak böyle önemli kararlarda hiç olmazsa getirisi-götürüsü ne olur diye zamanında hukuk ya da siyasal teorilerle ilgili bilirkişi kimliğindeki insanlardan rapor isteseydiniz?

Soru sadece günümüze özgü değil, düne ilişkin de yarınlarda da geçerli olan bir meraktır; ayrıca konu sadece ‘sistem’ tartışmaları için değil bir devleti temsil noktasındaki ‘liyakat’ için de geçerlidir.

Siyasetçiler için genel olarak ’temsil’ karinesinin devlet adamlığına da yakışması gerekir.

O halde siyaset kurumunun bilgi altyapısının da tarih derinliğine ve kamuoyu ile iletişimde uluslarararası değerlere nasıl baktığı da önemli oluyor

Mesela yurt dışı ikili ilişkilerde Türkiye’ yi temsil eden delegasyonlarda, mesela bir Hindistan, Rusya veya Uzak Asya dostluk gurubunda yer alanlar; o bölgenin jeo politiği; tarihi,  kültürü konusunda önceden nasıl bir bilgi altyapısı hazırlığı vardır, mesela uluslararasında bir mülâkat verebilir mi?

Ya da bir gazeteye makale yazabilir mi?

‘Dersimize çalışmak’ derken bunu ifade ediyoruz; siyasal tartışma alanlarında kaç tane bilimsel yayın-makale okudunuz?

Şimdi Başkanlık Sistemine geçebiliriz.

BAŞKANLIK DERKEN…!

Biz baştan kendi irademizi ortaya koyalım; Başkanlık sistemin işlerliğinde karar mekanizmalarının daha hızlı çalıştırılmasının iyi olacağını düşünüyoruz.

Ancak bugün ki siyasal sistemimize göre Meclis’de büyük çoğunluğunu alan bir partinin aynı zamanda yargı’ yı da yönlendiriyor, yasamayı da şekillendiriyor olduğunu unutmayalım.

Nitekim Yüksek Mahkeme atamalarından seçim kurullarına; Sayıştay denetimine, hatta mahalli idarelerdeki otorite yetkisine kadar, üstelik bir de KHK üzerinden karar yetkisi çok geniş.

Amaç ne?… İşte Başkanlık Sistemine ihtiyaç buradan örnek gösteriliyor; ‘bürokrasi ve yönetim kademelerinin uyumlu ve hızlı çalışması.’’

Buraya kadar tamam; ama oy verenler kadar vermeyenlerin de temsil edilmesi gerekiyor ki o da Meclis’ tir…

Yani Başkanlık Sistemi’nde Meclisi küçümser bir otoriterleşme, demokratik bir amaçla uygun değildir.

Başkanlık tartışmalarında öne çıkan diğer bazı hususlar şöyle değerlendirebiliriz:

Birincisi, Yönetim sisteminin, Devletin check-balans’ı (kendini kontrol) nasıl sağlayacağıdır?

Check-balans (kendini kontrol) demek, Devlet kurumlarının birbirini denetlemesi yani güçler ayrılığı ilkesidir.

Burada net bir açıklama alanı, öneri, fikir olmalı ki, bizler Başkanlık Sisteminin olumlu-olumsuz yönlerini ele alalım.

 İki:

Yasama-Yargı’ nın dayandığı meşrutiyetin ana-kaynaklarının, hem insan haklarına dayalı ve hem Devletin kurucu değerlerini buluşturan ideolojisinin nasıl şekilleneceğidir. Başkanlık konularını da aşan esas ve onu da kapsayan ‘yönetim zihniyeti’ eleştirileri bu kavrama girer.

Üç:

Başkanlık Sistemi, demokratik rejim ve kurumların işlerliğini de kuvvetlendirecek bir niteliğe sahip olacaksa, muhakkak Siyasal partilerin örgütlenmesiyle ilgili önünü açacak düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Unutmayalım ki Siyasal Partilerde demokrasi, demokratik düzen ve demokratik uygarlık yolunda ‘sistemi’ olgunlaştırabilmenin en önemli araçlarıdır.

Bu nedenle Parti içi demokrasi alanı daha da genişletilmesi gerekiyor.

Peki ne yapılabilir?

Bizce partilerin halk denetimine muhatap olmak üzere şekillendirilmesi lazım… Bunun Siyasal parti üyelerinin politika belirleyici karalarda etkin olacağı bir yapının oluşturulması gerekiyor. Belki parti üst organlarının seçiminde ‘delegeler’ yerine temsilciler, yani siyasal parti ‘üyelerinin’ kendi iradesini ortaya koyabileceği koşullar oluşturulmalıdır.

Dört:

Seçim sistemi.

Seçim sistemi demokratik düzen ve demokratik uygarlık yolunda ‘sisteme duyulan güveni’ tabana yayabilmenin ve Hükümetin meşrutiyetinin esas adımlarıdır. Demokrasinin olmazsa-olmaz’ ı seçmen iradesinin Meclis’e yansımasıdır. Fakat Meclis aritmetiğinde bile tek ölçüt sayısal anlamdaki bir oy değildir; çünkü seçim denilince, mesela salt çoğunluk üzerinden, bakiye sistemi üzerinden, bölge oyların ağırlığı üzerinden, bir de seçim barajı da etki ederek halkın iradesini Meclis’e yansıtan pek çok sandık çıkışları vardır. Yani mesela sadece ‘Başkan’ değil; ayrıca Meclis yani Amerikan Kongresi gibi halk temsilcilerinin de karar merciinde etkileri vardır.

Nitekim Fransa gibi Yarı Başkanlık sistemlerinde dar bölgeli, iki turlu seçim sistemi var; Amerika örnek verilirse, oradaki Başkanlık sistemi, eyaletlerin federatif birleşmesinin ‘doğal’ sonucudur. Burası mühim; Amerika’da her eyaletin seçimle gelen bir valisi, yasama meclisi, mali sistemi, hatta yargı organı var;

Lafı uzatmayalım, Meclis’teki Vekillikler için dar bölgeli sistem, gölge kabineler, açık oturumlarda soru-cevap, mali hesap verebilirlik üzerinden tanımamız lazım ki kimi seçtiğimizi iyi bilelim değil mi?

Beş:

Seçim sistemi düzenlenirken elbette Siyasal rekabet konularının da tartışılması gerekiyor. Mesela Amerikan Başkanlık yarışında en çok dikkat edilen, siyasal ahlâk, buna bağlı olarak vergi konularına yaklaşımlarıdır.

Bu hassasiyete ilişkin Türkiye’ de de bazı gelişmeler yaşandı.

Mesela geçen dönemlerde 3628 Sayılı mal bildirimi hakkındaki kanundaki değişiklerle, ‘etik komisyonların’ kurulması çalışmaları vardı. Hatta üst yöneticilerin bile mal bildirimlerinin şeffaflaşmasına ilişkin fikirler tartışıldı.

Buna göre Meclis’te gurubu bulunan Başkan Vekilleri, İl Başkanları dahil olmak üzere siyasilerin, Yüksek mahkeme Başkan ve üyeleri, Daire başkanlarının zenginleşme karineleri de kayıt altında tutulacaktı.

Maalesef bu düzenlemeler yapılmadı.

… Yine mesela seçim çalışmalarındaki adayların, Milletvekili ve Belediye Başkan adaylarına yapılacak nakdi yardımların, kendi adlarına açılmış olan seçim hesaplarına yatırılması ve son derece şeffaf olmasıyla ilgili tedbirler alınması gerekiyor.

Başkanlık sisteminin konuşurken, bu tür ‘Siyasi Ahlak’ ilkelerinin daha fazla çalıştırılması gerekiyor.

Türkiye’de Başkanlık rejimiyle ilgili ‘tartışmaları’ bir de bu açıdan düşünün!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı