Köşe Yazıları

İnsanı makineleştiren değil, makineleri insanlığın hizmetine sunan tarih bilinci iyidir!

Yatırım mallarında birim başına daha yüksek katma değer üretiyorsanız bu iyidir!

Endüstri 4.0 nedir?

Rakamlar bir futbol takımın galibiyetini müjdelemek gibi bir algı oluşturabilir; ama ‘dört sıfır’, bir maç sonucu değil;

‘Endüstri Dört Sıfır,’ gelişmiş üretim sürecinin diplerine kök salan yeni bir ekonomik devrimin adı; ‘bilgi teknolojilerindeki’ dönüşümün yakın gelecekteki adı…

Buna ‘Nesnelerin İnterneti,’ de deniyor;

Başkaca isimlendirmelerle, ‘Makineleşmenin kendi dili- Akıllı Bağlantılar; belki 3 D baskı-katlamalı teknolojisi, Dijital Dönüşüm….’ de deniyor. Bunlar günümüzün yüksek katma değerli ürünleri.

Şimdi şöyle diyebilirsiniz, ‘Fabrikalar kapanıyor!.. Pandemi dönemindeyiz; insanlar iş ve aş bekler, maaşlarda artış bekler; gençlerin eğitim kaliteleri ve yeni istihdam olanakları açısından yatırım bekler; demokrasi, güvenlik ve kurumsal ilişkiler, yargı süreçleri, enflasyon ve elbette döviz, falan-filan…’

Elbette bu konular çok önemli, ama siyaset bunlarla birlikte esasen pekçok ekonomik-sosyal-moral değerleri de içine alan bir gelecek vizyonu için ‘tartışma’ alanı açmak demek…

Yani insanı ve toplumu geleceğe hazırlarken, mesela ekonominin alt-yapı dönüşümlerinde, yatırım stratejilerimizle ilgili kararlar alınırken, dünyanın geleceğini belirleyecek ‘vizyonel’ tartışmalarda ağırlığımızı koymak demek;

Bunun için de fikir üretmek demek.

Bu nasıl olacak? İşte siyasetin lafazanlıkla-vizyonerlik arasındaki keskin çizgisi burada kendini belli ediyor; önce yeni nesli geleceğin endüstrisine hazırlayacak donanımı sağlayacaksınız… Yani eğitim altyapısı ve ar-ge üzerinden iyi bir strateji belirleniyorsa bu iyi birşeydir!..

Mesela, İş stratejilerinde ya da atamalarda liyakate dikkat ederek, çözüme odaklanma, zamanı iyi kullanma gibi yönetim felsefesi üzerinde duruyorsak, bu iyi bir şeydir…

Siyasi parti komisyonlarında, Mecliste, ülkenin potansiyeliyle ilgili veri güvenliği sağlayacak hem kaynak toplama, hem bunu verimli bir şekilde kullanabilme bilinci artabiliyorsa, bu iyi bir şeydir…

Mesela, fabrikalarda yüksek işgücü kalitesi ile yüksek marka değeri için gayret ediliyorsa, bu iyi bir şeydir;

Yatırım malları stratejilerinde birim başına daha yüksek katma değer için daha verimli ekipman üretiliyorsa, bu iyi bir şeydir…

Üniversitelerde evrensel kurallara dönüştürülecek bir akıl süzgecinden geçirilen bilgi, uzmanların görüş ve düşüncelerine saygı, doğayı kavrama merakı veriliyorsa, bu iyi bir şeydir.

Ya da, eğitim ile ilgili konularda, anaokullarda oyuncak yazılım programlarıyla ‘çocuklara yüksek bilgi süreçlerinin temellerini öğretelim,’ diye bir konu gündeme gelebiliyorsa, bu iyi bir gelişmedir…

… İş disiplinlerinde, hayatı daha verimli, güvenli ve ileri risk hesaplamalarını da içine alan veri analizi; hata hesaplama, arıza giderme programları üretip, yüksek katma değere çeviren zihniyetleriyle öne çıkaran mesleklerin çoğalması, iyi bir şeydir.

Tabii bunları yaparken, insanı makineleştiren değil, makineleri insanlığın hizmetine sunan bir tarih bilincine sahip olmak da ‘iyi bir şeydir.’

İşte Siyaset bunun için gereklidir;

‘Bilgiyi,’ insan refahı ve toplumsal gelişme üzerinde daha etkin ve verimli kullanmak’ için gereklidir; buna göre ülkenin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmeye gayret etmektir;

Toplumun ortak ideallerini kurgularken; zihni birikimlerini, reflekslerini; çıkar ilişkileri, örgütlenme biçimi, tarihi birikimi, inanç duyguları, hatta hatta yönetim şeklini olgunlaştırırken, Küresel stratejilerin güvenlik ve sosyal maliyetlerini iyi hesap etmektir…

İşte, tüm bu ‘yönetişim’ planlamalarında, tarih perspektifi, evrensel kurallara dönüştürülecek bir akıl süzgecinden geçiyorsa bu ‘iyi bir şeydir.’

Peki bu kadar teorik lafı neden söyledik; öyle ya, ‘şöyle yapın-böyle olsun’ demekle sipariş verir gibi ekonomik-sosyal dönüşümler yaşanmaz; o halde önce şu 4.0 Endüstrisinin aşamalarını anlatalım:

Endüstri devrimi geçmişten günümüze 4’ e ayrılıyor;

1.0 olarak adlandırılan birinci süreç, su ve buhar gücü ile çalışan mekanik sistemleri tarif ediyor; -dokuma tezgâhları gibi….-

Endüstri 2.0,

Elektrik enerjisinin kullanılmaya başlanması ile seri üretime geçişi anlatıyor. –İmalat sanayi…-

Endüstri 3.0,

Günümüzde yaşanan elektronik ve bilişim teknolojilerinin kullanılmasını içeriyor.

Endüstri 4.0; işte bu da ‘seri ve hızlı bilgi üreten- akıllı bağlantıları’ kapsıyor; hatta akıllı bağlantılarla küresel ağlara dönüştürülme kapasitesine sahip olarak, ‘entegre sistemlerin’ kontrol ve şeffaflık düzeylerindeki yönetim konularını kapsıyor; mesela internetin üretimde kullanılması, iş geliştirmeden-mühendisliğe birçok yeniliği içinde barındırması gibi…–

Bu son aşama ülkelerin kaderini belirleyecek ‘gelişmişlik’ ölçütü olarak kendini gösterecek…

Yani yakın gelecekte Devletlerin kendi millet ‘üstünlüklerini’ taslarken övündükleri değerlerin başında işte bu uluslar arası ölçekteki ‘kalite’ unsuru gelecek…

Biz bu konulardaki gelecek tartışmalarının şu iki eksen üzerinden Siyasetçilerimizin dikkatine sunarız:

1-Ülkenin seçilmiş sektörlerinde Endüstri 4.0 adımlarını atmak ve alt-yapı ve bölüşüm mekanizmalarındaki değişimlerine açıklık getirmek;

2-Ülke insanının gelecek heyecanını yönlendirmede ülküsel olduğu kadar vicdani değerlere sahip olarak, İnsanlığın bilinç gelişimindeki vizyoner tutumu geliştirmek.

Bizden hatırlatması, bir futbol maçında ‘beş…beş…beş…’ tezahüratlarını duyduğunuzda boş kaleye gözünüz ilişirse bu yazı aklınıza gelsin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı