DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

MANİSA ŞEHZADELER MÜZESİ (1) (ŞEHRİN TARİH, KÜLTÜR VE MEDENİYET HAFIZALARI)

Yayınlanma Tarihi : Google News
MANİSA ŞEHZADELER MÜZESİ (1)  (ŞEHRİN TARİH, KÜLTÜR VE MEDENİYET HAFIZALARI)

Adı, Osmanlı Devleti için yetiştirdiği padişah adayı şehzadelerle anılan, “Şehzadeler Şehri Manisa” sloganıyla markalaşan ve bir ilçesine de “Şehzadeler” ismini veren ilimiz, 2025 yılının Kasım ayında sesiz sedasız, tarih, kültür ve medeniyet hafızalarımızdan birisinin daha sahibi oldu: Manisa Şehzadeler Müzesi.

Farklı medya organlarında açılış haberlerini okuduğum, video haberlerini seyrettiğim; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Manisa Valiliği, Zafer Kalkınma Ajansı ile Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün katkılarıyla hazırlanan müzeyi 21 Aralık 2025 Pazar günü ziyaret ettim.

Müzenin kurulduğu, iki katlı yığma kâgir yapı, halk arasında “Tekel Binası” diye anılan eski Tekel Müdürlüğü. Şehrin kalbi diyebileceğimiz, her Manisalının gelip geçtiği, geçmişe ait hatırlarını tazelediği, simgeleşmiş binaların olduğu bir mevkide. Bir zamanların dama üstatlarının merkezi Bağdaş Kahvehanesi, Zevk Sineması, Haduva Pastanesi, Turizm Derneği binası ve hemen yanındaki Tarzan heykeli, Bağcılar Kahvehanesi, elektrik faturalarını ödediğimiz TEDAŞ Müessese Müdürlüğü… buranın hafıza mekânları arasındaydı…

“Haduvalı fotoğraflar eskidiğine göre biz epeyce yaşlanmışız demektir. Yıllarca Bağdaş kahvesiydi orası. Manisalı dama oyuncularının merkezi ve şehrin en önemli kahvelerindendi. Muhammed Ali’nin maçlarını orada izlerdik gecenin üçlerinde… At arabasıyla bağından gelen amca, atın yularını dut ağacına bağlar, her zaman nefis olan Kadir abinin çayını içer ve giderdi…” (27.5.2017 tarihli Onur Abay’ın bu alanın eski halini gösteren feys paylaşımına Sadık Moralıgil’in yaptığı yorumdan alındı.)

Sıhhat Yurdu (1930) olarak inşa edilen, birinci derecede korunması gereken kültür varlıkları arasında yer alan bina, Tekel Müdürlüğüne tahsis ediliyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de bir süre burada hizmet veriyor.

Ücretsiz olarak gezilebilen müze -sınırlı bir süre için olduğunu düşünüyorum- pazartesi günleri kapalı. Hafta içi; saat 09.00-17.30, hafta sonu da 10.00-17.30 saatleri arasında gezilebiliyor.

Sağ ve solunda gayet hoş korkuluklar bulunan üç basamaklı merdivenden çıkınca güney-doğuya açılan kapıdan giriyorsunuz. Daha önce birkaç defa değişik vesilelerle geldiğim, mimarisine hayran kaldığım binanın girişinden sonra, sağ taraftaki duvara, birinci ve ikinci katta sergilenen eserlerle şehzadelere ait tanıtım odalarının planı asılmış. Tanıtıcı broşür hazırlanıncaya kadar, ziyaretten önce bu planın fotoğrafını çekerek gezmeniz işinizi kolaylaştıracak, size zaman kazandıracaktır.

***

Müzenin zemin ve birinci katındaki odalarla koridorda yer alan, sergilenen eser, obje ve maket ile şehzadelere ait çalışmaları numaralandıran plana göre:

Zemin katta: Bir Şehr-i Muazzam Manisa (1), Doğumdan saltanata şehzadeler (2), Manisa’nın tarihi coğrafyası (3), Her alanda lider şehzadeler (4), Osmanlı padişahları (5), Manisa’dan İstanbul’a, İstanbul’dan yedi cihana (6), Şehzade sancağının yönetimi, Sancak merkezleri (7), Manisa Sarayı (8), Taht yolculuğu, Bir iktidar ve egemenlik gösterisi (9), Şehzadelerin eğitimi (10)

Birinci katta: Saruhan Bey, I. Osman (1), II Murad, II. Mehmet (2), Hüma Hatun (3), Şehzade Şehinşah (4), Hafsa Sultan, Nigâr Hatun, Şehzade Korkut (5), I. Süleyman, Şehzade Mustafa, Şehzade Mehmet (6), II. Selim, Hürrem Sultan (7), III. Murad, III. Mehmed (8)

Koridorda: Fatih ve Şehzadesi, Şehzade Mustafa, Şehzade Abdullah, Şehzade Mahmud ve Şehzade Alemşah yer alıyor.

“Şehr-i Muazzam Manisa”

Girişte sizi, ilimize yakışan ve yakıştırılan, kulağa da çok hoş gelen “Şehr-i Muazzam Manisa” adıyla yapılan düzenleme karşılıyor. Müze binasının tarihçesi (Sıhhat Yurdu, İnhisar -Tekel-, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü), ilimize ait eski fotoğraflardan örneklerle, Manisa’ya dair edebi alıntılar var.

Bahtın bahtım, yazın yazımdır Manisa!

Neş’en neşem, sızın sızımdır Manisa

Hacet dedeler, Süd dedeler oldu dedem,

Artık Yedi Kızlar kızımdır Manisa.

(Arif Nihat Asya)

Müzenin misyonu hakkındaki açıklamada şöyle deniliyor:

“Manisa’ya 1390’lı yıllardan itibaren gönderilen ilk Osmanlı şehzadelerinden başlayarak son şehzadeye, geleceğin II. Mehmed’i ile birlikte bu kadim kent, şehzadelere yurt oldu. Bazıları burada doğdu büyüdü, eğitim gördü, kılıç ve silah tuttu, avlandı, savaştı ve bazıları burada hayata gözlerini yumdu.

Onlardan altısı Manisa’dan taht yolculuğuna çıktı. Osmanlı tahtına cülus etti, kılıç kuşandı, yedi cihana hükmetti. Geleceğin padişahlarının annelerinin ve şehzade eşlerinin yılları burada geçti.

Bu müzenin içinde anlatılanlar onların hikâyesidir.”

Bilindiği gibi şehrimizin en merkezi yerinde; Saruhan Sancağı’na gönderilip burada vefat eden hanedan mensuplarının gömülmesi için II. Bayezid’in oğlu Şehzade Şehinşah tarafından yaptırılan (XV. Asır) Yirmi İki Sultanlar Türbesi vardır. Sekizgen planlı, üzeri kubbeyle örtülü türbede, sekizi erkeklere, on dördü çocuk ve kadınlara ait olmak üzere yirmi iki sanduka bulunuyor.

“Doğumdan Saltanata Şehzadeler”

Bilgilendirmeden sonra, “Doğumdan Saltanata Şehzadeler” bölüme girdiğimde karşılaştığım beşik burada anlatılanları sembolize ediyor. 18-19. yüzyılın ipek ve sırma işlemeli üç eteği, zevk ve estetik nişanesi olarak karşımda duruyor.

Açıklamalarda şehzadelerin çocukluk dönemine dair bilgilerle, bu süreci çeşitli yönleriyle anlatan minyatürler yer alıyor.

“Manisa’da Çocukluk” başlığı altındaki bir not:

“Orta Çağ uzmanı tarihçi Philippe Aries, “Yüz Yıllar Boyunca Çocukluk” adlı dikkat çekici eserinde Orta Çağ toplumunda çocukluğun var olmadığını söyler. Bu iddianın yansımalarının Türk toplumunda da aramak mümkündür. Çocuklar günümüzde olduğu gibi korunup kollanmaz, doğumlarından itibaren hayata atılır ve büyük mücadelede yerlerini alırlar.

Geleceğin sultanları, başkent ya da eyaletlerdeki saraylarda doğan şehzadeler için de durum farklı değildi. Babaları onların bir dereceye kadar rakibi, anneleri ve lalaları ise onları yarışmalara hazırlayan rehberleriydi. Bir şehzadenin başarılı olması; diğer kardeşlerinin arasından sıyrılıp tahta geçmesinde, hasretle gıptayla baktığı babasından daha etkili bir şekilde saltanat sürmesinde, devletin düşmanlarına karşı zaferler kazanmasında ve fetihlerle sınırları genişletmesinde yatardı.”

(Devam edecek)

YORUM YAP