DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Su Yasası, Neden Gündeme Bir Türlü Alınmıyor!

Yayınlanma Tarihi : Google News
Su Yasası, Neden Gündeme Bir Türlü Alınmıyor!

Bu süreçte göller kurudu, sular çekildi. Kuraklık iyiden iyiye kendini göstermeye başladı. Barajlardaki su miktarı, kritik seviyelere düştü. İklim değişimi nedeniyle yağışların azalması su sorunu körükleyen ana faktörlerden oldu. Buna karşın 13 yıldır taslakta bekleyen Su Yasası, hâlâ sırasını bekliyor.

Konuya ilişkin Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise  şu açıklamayı yaptı: ”Su Kanunu’nu etkin bir şekilde havza ölçeğinde uygulayacak kurumsal altyapı oluşturulmuş değildir. Havzada su yönetimi havza su kurulları ile etkin bir şekilde gerçekleştirilemez. Havza ölçeğinde DSİ bölge müdürlüklerine görev verilmelidir. Ayrıca havzada katılımcı etkin bir su yönetimi için tüm paydaşların havza planları konusunda şimdiden bilgilendirilmeleri gereklidir.” dedi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Türkiye’nin su krizi yaşamasındaki etkenleri, ihmalleri ve çözüm önerilerini paylaştı:

  • Su kaynakları planlaması, arazi planlaması, çevre düzeni planı ve imar planı gibi planlarla birlikte ele alınmalıdır. Türkiye’de uzun yıllar boyunca bu planların birbiriyle bağlantısı olmamış, daha sonra da planlama anlayışı adeta ortadan kalkmıştır.
  • Plansız ve çarpık kentleşme: ‘Plansız ve çarpık kentleşme ile kırsaldan kente göç akını, kentlerin nüfusunu ve su talebini çok arttırmıştır. Su kaynaklarını geliştirme politikamız, öncelikle oluşmuş olan ihtiyaçların süratle karşılanmasına yönelik olmuştur. Su yönetiminde arz yönetimi öne çıkmış ve sosyo-politik faktörlerin etkisi ile talebi düzenleyici mekanizmalara yer verilmemiştir.’
  • Çok parçalı yapı ve koordinasyon eksikliği: ‘Su yönetimimizde çok başlı, çok parçalı bir yapı ve su yönetimi ile ilgili kurumlar arasında koordinasyon eksikliği oluşmuştur.’
  • Su Yasası eksikliği: ’13 yıl önce çalışmaları başlamasına rağmen yeni bir su yasası ve havza ölçeğinde etkin bir kurumsal yapı oluşturulamamıştır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından havza ölçeğinde birçok planlama raporu hazırlatılmış ancak uygulamaya geçirilememiştir.’

‘KAYIP KAÇAK ORANI DÜŞÜRÜLMELİ’

Söz konusu sorunların çözümüne ilişkin konuşan Dursun, ‘Su yönetiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi için su yönetim anlayışımızdan su kullanım alışkanlıklarımıza kadar radikal bir düşünce devrimi yapmak zorundayız. Oluşan yeni şartlara göre kurumsal kapasitemizi geliştirmek ve yeni bir su yönetim anlayışı ve su kullanım kültürü yaratmak zorundayız’ dedi.

Alınacak hiçbir önlemin tek başına yeterli olmayacağına dikkat çeken Dursun, artan talep için yeni su alternatifleri aramak yerine elde mevcut olanının verimli şekilde kullanılması gerektiğini söyledi.

‘Öncelikli olan şehir şebekelerinde ortalama yüzde 40 civarında olan kayıp ve kaçak oranını yüzde 10-15 seviyesine çekmek olmalıdır. Sulamaya ayrılan suyun toplam kullanım içindeki oranının yüzde 73’ten yüzde 50’lere indirilmesi stratejik bir hedef olarak tanımlanmalıdır. Tarımsal sulamada modern sulamaya geçişin çiftçilere olan maliyetinin tümü hibe olarak karşılanmalıdır. Büyük kentlerde arıtılmış atık suların ve yağmur sularının uygun alanlarda kullanım oranı en az yüzde 10’a çıkartılmalıdır. Sanayi suyunda arıtılmış atık su kullanımı teşvik edilmelidir’ diye konuştu. Siyasetçilerin su krizinde ana etkeni iklim krizi ve yağış azlığına bağlamasına yönelik de konuşan Dursun, “Yağış azlığı ve iklim değişikliği yaşanan sorunu etkileyen faktördür. Ancak belirleyici neden su yönetimin kuraklık riskinin yönetimi için hazır olmayışı ve kentlerimizin dirençli olmayışıdır’ dedi.

YORUM YAP