

Hükümet iktisadi politikasında iddia edilen dezenflasyon süreci bağlamında yeni asgari ücret rakamını açıkladı:28.075 TL. Ancak Türkiye’de açlık sınırı 29.828 TL, yoksulluk sınırı: 97.159 TL olarak medyaya yansımışken ücretlerin enflasyon üzerindeki etkisi ayrı bir tartışma konusu olarak duruyor. Buna göre asgari ücret bazı çevrelerce ‘enflasyonun temel nedeni’ olarak gösterilirken, ücret artışlarının fiyatlar genel düzeyindeki yükselişte ne ölçüde etkili olduğu yeniden gündeme geldi.
Bu görüşe göre, ‘ücret–fiyat sarmalı’ riski, enflasyonla mücadelede önemli bir engel oluşturuyor.
Ama acaba böyle mi?
İktisatçı Zafer Yükseler ücretlerin enflasyonun temel nedeni olduğu konusuna temkinli yaklaşıyor. Nitekim X’deki sosyal paylaşımında konuyla ilgili olarak firma büyüklükleri ve çalışanların maliyet oranları gibi ciddi bir analiz ile konuya çarpıcı bir analiz yapıyor.
İktisatçı Zafer Yükseler’in 24 Aralık 2025 günü paylaşımı şöyle:
‘TÜİK, 2024 yılına ilişkin firma büyüklüklerine göre temel göstergeleri açıklamıştır. 16,7 milyon ücretli çalışanın %62,6’sı KOBİ’lerde, %37,4’ü büyük firmalarda çalışmaktadır. Personel maliyetinin üretim değerine oranı KOBİ’lerde % 16,23, büyük firmalarda % 13,94’tür. Personel maliyetinin Ciroya oranı ise, sırasıyla, %8,5 ve %8,73’tür. Türkiye genelinde aylık personel maliyetinin, asgari ücretin işverene maliyetine oranı 1,68’dir. Bu oran KOBİ’lerde 1,17, büyük firmalarda 2,54’tür. Mikro+küçük işletmelerde çalışan 7,2 milyon kişi, ücretli çalışanların %43’ü, asgari ücret düzeyinde aylık almaktadır. Personel maliyetinin üretim ve ciroya oranları incelendiğinde, ücretlerin maliyetler ve enflasyon açısından temel etken olduğunu iddia etmek mümkün görünmemektedir.”

